Bir görüş özel bir dava şartının genel bir dava şartına dönüştürülme gayretinin sağlıklı…
-
Git
: -
Favorilere ekle veya çıkar
-
ᴀ⇣ Yazı karakterini küçült

On İki Levha Yayıncılık
Yayın tarihi: Ekim 2022
Sayfa: 628 - 635
Sinan Sarıkaya
Editör:Sibel Özel, Hanife Doğrusöz Koşut, Hatice Selin Pürselim Arning, Özlem Karaman Coşgun
Aşağıda bir kısmını gördüğünüz bu dokümana sadece Profesyonel + pakete abone olan üyelerimiz erişebilir.
A.İtirazın İptali ve Menfi Tespit Davaları Bakımından
TTK m. 5/A/I’in getirdiği ticari davanın “konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında”…
Yine itirazın iptali davasının icra ve iflas hukuku alanında borçlunun itirazı ile…
TTK m. 5/A’da yer alan “ödeme” kavramının para borcunun ifa edilmesi anlamına geldiği; TBK m. 99/I’de “Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir”…
Aksi yöndeki görüşe göre, TTK’nın 5/A maddesinde “alacak ve tazminat davaları”ndan…
Tartışma yargı kararlarına da yansımaktadır. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi (“BAM”)…
“İtirazın iptali davasının açılması halinde aynı alacakla ilgili genel hükümlere göre alacak davası açılmasında hukuki yarar olmadığı, itirazın iptali davası süresinde açılmamış ise veya başka bir nedenle alacaklı davaya alacak davası olarak devam etmek istediği takdirde itirazın iptali davasını ıslah suretiyle alacak davasına dönüştürebileceği, itirazın iptaline karar verilmesi halinde ilamın icra dairesine ibrazı suretiyle duran icra takibine devam edilerek alacağın tahsilinin sağlanabileceği gözetildiğinde, itirazın iptali davasının alacağın tahsilini sağlama, bir başka deyişle bir miktar para alacağının ödetilmesi (tahsili) amacını hizmet ettiği anlaşılacaktır.…
Yine itirazın iptali davasında alacaklının davadan kısmen veya tamamen feragat etmek suretiyle alacağından vazgeçebileceği, buna karşılık borçlunun yargılama sırasında alacak tutarını kısmen veya tamamen ödemesinin geçerli olduğu, ödeme tutarınca borcun sona ereceği, borçlunun icra takibine yaptığı itirazdan kısmen veya tamamen vazgeçmek suretiyle alacaklının alacağını kısmen veya tamamen kabul edebileceği gözetildiğinde, itirazın iptali davasının 6325 sayılı Arabuluculuk Kanunu’nun aradığı anlamda tamamen taraf iradelerinin hâkim olduğu ve tarafların dava konusu alacak hakkında serbestçe tasarrufta bulunabileceği dava türlerinden olduğu herhangi bir kuşku ve duraksamaya yol açmayacak şekilde açıktır.…
SONUÇ: 7155 sayılı Kanun’un 20. maddesi ile eklenen 6102 sayılı TTK’nın 5/A maddesi uyarınca, «ticari nitelikteki itirazın iptali davalarında dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmasının zorunlu olduğuna ve arabulucuya başvurulmuş olmasının HMK m. 114/II ve TTK m. 5/A …
Tartışmanın ikinci ayağı ise menfi tespit davaları bünyesinde cereyan etmektedir.…
Aynı yöndeki bir başka görüş ise, özel birdava şartının genel birdava şartına dönüştürülme…
Bir görüş TTK m. 5/A’nın dava sebebini nazara verdiğinden hareketle aksi kanaate…
Yargı kararlarında da her iki yöndeki görüşe dair izlere rastlamak mümkündür.…
Yarg. 19. HD., E. 2020/85, K. 2020/454, T. 13.2.2020 künyeli Bölge Adliye Mahkemeleri…
“HMK’nın 106. maddesinde düzenlenen tespit davasının özel bir şekli olan menfi tespit davası, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat davası olarak nitelendirilemez. Bu dava sonucunda, borçlunun borçlu olmadığının anlaşılması halinde borçlu olunmayan kısım belirtilmek suretiyle olumsuz tespit hükmü kurulmaktadır. Menfi tespit davasının istirdat davasına dönüştüğü hâllerde dahi olumsuz tespit hükmü kurulması gerekmektedir. Başka bir deyişle, menfi tespit davasının niteliği gereği verilen kararlarda, yalnızca davacının borçlu olup olmadığı belirlenmekte, borçlu olmadığı kısma ilişkin olumsuz tespit hükmü kurulmaktadır. Bu hüküm, herhangi bir alacağın tahsilini gerektirir nitelikte bir ilam olmadığından esasa yönelik olarak İİK m. 32 uyarınca doğrudan ilamların icrası yolu ile takibe konulamaz. Oysa arabuluculuk sonucu verilen kararlar ilam hükmünde olup, cebri icra yoluna başvurulabilecek niteliktedir. Ancak yukarıda açıklandığı gibi menfi tespit davaları sonucunda verilen hükümler esasa yönelik olarak cebri icraya …
Yukarıda açıklanan nedenlerle 7155 Sayılı kanunun 20. maddesiyle 6102 Sayılı TTK’na eklenen 5/A maddesi gereğince ticari nitelikteki menfi tespit davalarında dava açılmadan önce arabuluculuğa gidilmesinin zorunlu olmadığına ve arabulucuya gidilmiş olmasının bir dava şartı olmadığına, uyuşmazlığın bu şekilde giderilmesine 13.02.2020 gününde oybirliğiyle ve 5235 Sayılı kanunun 35/4 maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.»
Yarg. 11. HD. ise E. 2019/3048, K. 2020/1093, T. 10.02.2020 künyeli kararında(44)…