B.“Anayasal Zorlama”, “Anayasal Yozlaşma”, “Anayasal Çürüme”
Anayasa krizi kavramının ele alındığı bağlamlarda, bu konuda kalem oynatanların üzerinde…
Bunlardan ilki profesörü Mark Tushnet’in ortaya attığı “anayasal zorlama” (constitutional hardball)…
Bu tür pratiklere net bir hukuksal karşı çıkış geliştirilemediği için anayasa, böylesi…
Bağlam anayasa krizi olduğunda bir de “anayasal çürüme” (constitutional rot)…
Bu noktada kavram, yine hukukun ötesinde bir yere bakmamızı gerekli kılıyor. Şöyle…
“Anayasal çürüme meydana geldikçe sistem, hem daha az demokratik ve daha az cumhuriyetçi…
Aynı perspektiften; anayasal aşınmayı hızlandıran faktörler şöyle sıralanabilir:…
(i) Hem iktidara hem de diğer yurttaşlara dönük güven kaybı.…
(ii) Tutarlı bir politik programa dayanmayan ve gündelik yüzeysel polemiklerden beslenen…
(iii) Derinleşen ve kronikleşen ekonomik eşitsizlikler.…
(iv) Basiretsiz politikaların siyasal felakete dönüşmesi.…
Bu faktörler anayasal çürümeye neden olur ve uzun vadede anayasal krizin habercisidir.…
Bu son belirleme, “bozulma” (constitutional decay), “erozyon” (constituitonal erosion)…
Şu hâlde bir kademelendirme yapmak gerekirse anayasal zorlamalarla başlayan “hukuksal”…
Peki anlık olması beklenen bir krizin, süreklilik kazanması mümkün mü? İşte bu soru…