Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 16.02.2021 gün, 2017/898 E., 2012/88 K. sayılı kararı:…
-
Git
: -
Favorilere ekle veya çıkar
-
ᴀ⇣ Yazı karakterini küçült

On İki Levha Yayıncılık
Yayın tarihi: Haziran 2024
Sayfa: 158 - 161
Fatma Feyza Şahin
Editör:Mert Namlı, Murat Atalı
Aşağıda bir kısmını gördüğünüz bu dokümana sadece Profesyonel + pakete abone olan üyelerimiz erişebilir.
1.Bilirkişi incelemesine başvurulamayan durumlar:
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266/1 maddesi bilirkişiye başvurulmasını gerektiren…
Bozma: “… Dava, satılan malın ayıplı olduğu iddiasına dayanmaktadır. Davalı taraf arızanın kullanım hatasından kaynaklandığını savunmaktadır. Bu durumda mahkemece konusunda uzman bir bilirkişi veya bilirkişi heyetine inceleme yaptırılarak araçta ayıp olup olmadığının ve varsa bunun kullanım hatasından kaynaklanıp, kaynaklanmadığının tespit ettirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken…
Direnme: “… davalının kullanım hatası olarak ileri sürdüğü hususun, “aracın bu arızayı vermemesi için her 500 km’de bir otoyolda veya şehirlerarası yolda 20 dakika yüksek sürat ve devirde kullanılmaması” olduğu, davacının aracı davalının belirttiği aralıklarla otoyolda ve şehirlerarası yolda kullanmadığı, bunun belirlenmesi için bilirkişi incelemesine gerek olmadığı, davacının aracı bu şekilde belirli aralıklarla otoyolda veya şehirlerarası yolda neden kullanamadığını belirttiği, davacının aracını belirli aralıklarla otoyolda veya şehirlerarası yolda 20 dakika yüksek sürat ve devirde kullanamamasının kendi hatasından kaynaklanmadığı, mevzuat ve kurallar gereği büyükşehir belediyesi dışına çıkamamasından kaynaklandığının belirlendiği, davacının kendi elinde olmayan bir durum nedeniyle aracı hatalı kullandığının kabul edilemeyeceği, ayrıca hâkimin kendi bilgisi ve tecrübesi ile değerlendirebileceği bir durum için bilirkişi incelemesine başvurmasının usul ekonomisine uygun …
Hukuk Genel Kurulu kararı:…
“… Gerek Bilirkişilik Kanunu’nun 3/3. maddesi gerekse HMK’nın 266/1. maddesi uyarınca, hâkimin kendi bilgi ve tecrübesiyle, hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan bir durumda bilirkişi incelemesine başvurulmasına gerek bulunmamaktadır. Zira hukuki konular, anlaşılabilmesi için hâkimin bilemeyeceği özel ve teknik bilgiye ihtiyaç duyulan konular değildir.…
Bilirkişi, davadaki hukukî meselede değil, maddi meselede görüşüne başvurulan kişidir.…
Somut olayda da, davalı ve ferî müdahil tarafından araçta meydana gelen arızanın, aracın kullanımından kaynaklandığı, kısa mesafe veya yoğun dur-kalk şeklinde kullanıldığında rejenerasyon işlemi tamamlanmadan kesilebildiği, sık sık kesilen rejenerasyon nedeniyle dizel partikül filtresinin temizleme işleminin tamamlanmadığı, sonuç olarak motor yağına yakıt karışabildiği ve motor yağ seviyesi ikazının yanabileceği, bundan doğan arıza nedeniyle araçtan gereken faydanın tam olarak elde edilemediği, araçta gizli ayıp bulunmadığı belirtilmekle, bilirkişi tarafından inceleme ve değerlendirme yapılmasını gerektiren teknik bir konu bulunmadığından ayrıca bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek bulunmamaktadır.…
Hal böyle olunca; yukarıda açıklanan hususlara değinilerek verilen direnme kararı usul ve yasaya uygun olup, yerindedir…
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 13.06.2019 gün, 2017/561 E., 2019/655 K. sayılı kararı:…
Bozma: “… Davacı davalı avukatın kendisine verilen mahkumiyet kararını temyiz etmeyerek vekalet görevini ihmal nedeniyle tazminat istemiştir. Davalı vekil tarafından temyiz edilmeyen ….. 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/128 esas sayılı dava dosyasında karar temyiz edilmiş olsaydı sonucun değişip değişmeyeceği üzerinde durulmamıştır. Mahkemece, konusunda uz
Direnme: “…bozma kararında bir faraziye üzerine durulduğu, vekilin özen borcu gereği en hafif kusurundan bile sorumlu olduğu, mahkûmiyet kararını temyiz etmemesinin başlı başına vekil olarak yapması gereken yükümlülüğü ihmal mahiyeti taşıdığı ve bundan doğan zararı tazmini gerektirdiği…”…
Hukuk Genel Kurulu kararı:…
“… avukatın kusurlu davranışının gerçekleştiği yargılamada varılacak sonucun kesin bir şekilde tespiti imkân dâhilinde değil ise de; illiyetin varlığının ve kusurun ağırlığının denetime açık şekilde irdelenebilmesi için, söz konusu yargılamada ileri sürülen vakıalar, toplanan deliller, konu ile ilgili mevzuat hükümleri ve emsal içtihat gibi kaynaklar göz önünde bulundurulmalı ve fiili durumdan daha lehe bir sonucun temin edilmesinin ihtimal dâhilinde olup olmadığı tartışılmalıdır.…
Özel Daire bozma kararında da bu hususa işaret edilmiş olmakla birlikte, söz konusu inceleme ve değerlendirmenin gerek 6100 sayılı HMK’nın 266/1. maddesinin “Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz.” şeklindeki düzenlemesi gerekse 24.11.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu’nun 3. maddesinin iki ve üçüncü fıkralarındaki “(2) Bilirkişi, raporunda çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlar dışında açıklama yapamaz; hukuki nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunamaz. (3) Genel bilgi ve tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz” hükümleri gereğince bu değerlendirmenin bozma kararında gösterildiği şekilde bilirkişi eliyle yapılması mümkün değildir. Hâkim bu incelemeyi bizzat kendisi yapmak zorunda ve bunu yapabilecek yegâne kişi konumundadır.…