3.Yeni bir bilirkişi incelemesini gerektirmeyen durumlar:
Bazı durumlarda dosya içerisinde mevcut bilirkişi raporu yeterli olmasına rağmen…
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 30.09.2020 gün, 2017/931 E., 2020/700 K. sayılı kararı:…
Bozma: “… Davacı, takip ve dava konusu bonodaki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürerek imza inkârında bulunmuştur… Mahkemece alınan 21.03.2013 havale tarihli bilirkişi kurulu raporunda ise “senet üzerindeki imzanın, baskı izleri, tersimi, tekrarları, motor hareketleri açısından davacı orijinal imzaları ile benzerlikler gösterdiği” şeklinde düzenlenmiş olup davacıya ait olduğu yönünde açık bir görüş bildirilmemiştir. Bu yönü itibarıyla rapor eksik düzenlenmiştir.…
Bu durumda mahkemece, davacının rapora itirazları dikkate alınarak yeni bir bilirkişi kurulu oluşturulup imzanın davacıya ait olup olmadığını kesin olarak belirleyen bir rapor alınıp uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.”…
Direnme: “… aynı senede ilişkin ….. İcra Hukuk Mahkemesindeki yargılamada Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesinden, ….. Cumhuriyet Başsavcılığının ….. soruşturma sayılı dosyasında ….. Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünden alınan raporlar olduğu, bu raporlarda incelemeye konu imzanın davacının eli ürünü olduğunun belirtildiği, yine dosya arasında bulunan ….. Üniversitesi Güzel Sanatlar Akademisinden alınan 21/03/2013 tarihli raporda da senet üzerindeki imzanın davacının orjinal imzaları ile benzerlik gösterdiği yönünde görüş bildirildiği, her ne kadar bu raporda imzanın açıkça davacının el ürünü olduğunun rapor edilmediği görülmüş ise de; Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesinin 30/12/2011 tarihli raporu uyarınca senet üzerindeki imzanın davacının el ürünü olduğunun açıkça belirlendiği, … Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü raporu, … Üniversitesi Güzel Sanatlar Akademisi raporları da bir arada değerlendirildiğinde senet üzerindeki imzanın davacının el ürünü olduğu kanaatine varılarak…”…
Hukuk Genel Kurulu kararı:…
“…İcra Hukuk Mahkemesince Adli Tıp Kurumu Başkanlığına yaptırılan imza incelemesinin 6100 sayılı HMK’nın 211. maddesine göre yapılarak bonodaki imzanın davacı borçlu eli ürünü olduğunun tespit edildiği gibi aynı yönde davalı alacaklı hakkındaki “resmi belgede sahtecilik” iddiası ile yapılan soruşturma sırasında …… Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünce düzenlenen raporda da dava konusu bono altındaki imzanın davacı borçlunun eli ürünü olduğu belirlenmiştir. Eldeki davada alınan bilirkişi heyeti raporu da bu raporlarla çelişmeyip aksine bonodaki imzanın davacı borçlunun orijinal imzaları ile benzerlikler taşıdığını açık bir şekilde göstermektedir.…
Bu durumda mahkemeden yeniden bilirkişi raporu alınmasını gerektiğini istemek, 6100 sayılı HMK’nın 30. maddesinde belirtilen usul ekonomisi ilkesine aykırılık oluşturacağı gibi, kanun hükümlerine uygun olarak alınan ve birbirini tamamlayan raporlarla bono altındaki imzanın davacının eli ürünü olduğu ortaya çıkmıştır…
Hâl böyle olunca, Yerel Mahkemenin yeniden bilirkişi raporu alınmasına gerek olmadığını kabul eden direnme kararı yerindedir.…