2016 yılında Yargıtay önüne gelen bir olayda şu kararı vermiştir: “Anayasa Mahkemesince 6356 Sayılı Kanun’un Sendika Özgürlüğünü Güvence altına alan 25. maddesinin 5. Fıkrasında 4857 Sayılı İş Kanunu’nun iş güvencesinden yararlanabilmenin şartlarını düzenleyen 18. Maddesine yapılan atıf anayasa aykırı bulunarak iptal edildiğinden, sendikal sebeple açılan işe iade davalarında sendikal nedenin varlığının tespiti halinde işyerinde 30 veya daha fazla işçi çalıştırılması, işçinin işyerinde en az 6 ay kıdeminin bulunması, iş sözleşmesinin belirsiz süreli olması ve işe iade davası açan işçinin işveren vekili olmaması şartlarına bakılmaksızın işe iade kararı verilebilecek ve sendikal tazminata hükmedilebilecektir. Yukarda belirtildiği gibi sendikal haklar Anayasa Mahkemesi’nin sözü edilen iptal kararından önce dahi en üst normlarca koruma altına alınmış haklardan olup sözü edilen normlar iç hukuk açısından bağlayıcıdır. Açıklanan nedenle, davacının sendikal sebeple fesih gerçekleştiğini ispat etmesi halinde iş güvencesi hükümlerinden yararlanma şartları oluşmasa dahi işe iade davası açabileceği ve sendikal tazminat isteminde bulunabileceğinin kabulü gerekmektedir. Bu sebeple mahkemenin aksi yöndeki kararı isabetsizdir.”(38)…
Anayasa Mahkemesinin kararı iki açıdan önem taşımaktadır: …
Birincisi, 25. maddenin 4. fıkrasında yer alan “fesih dışında” ibaresini iptal etmek suretiyle, iş güvencesinin kapsamı dışında kalan işçinin sendikal tazminata hak kazanmasına imkân sağlamıştır. Başka bir ifade ile iş güvencesinin kapsamı dışında kalan işçinin iş sözleşmesinin sendikal nedenle feshi halinde ancak kötüniyet tazminatı isteyebileceği yönündeki tez geçerliliğini yitirmiştir(39).…
İkincisi, iptal kararı ile iş güvencesinin kapsamı dışında kalan işçiye kısmi bir güvence sağlanmış ve işçinin İşK.20 hükmüne göre işe iade davası açabilmesi için 18. maddede belirtilen otuz işçi ve altı ay kıdem koşullarının aranması önlenmiştir(40).…
İptal kararı sonrasında iş güvencesi kapsamı dışında kalan bir işçi iş sözleşmesinin…
Yargıtay’ın 2016 yılında verdiği bir karar yukarıda ulaştığımız sonuca uygun niteliktedir.…
“... feshin sendikal nedene dayandığının tespiti halinde feshin geçersiz olduğunun tespiti ile davacının işe iadesine ve sendikal tazminata hükmedilmesine karar verilmeli, feshin sendikal nedene dayanmadığının tespit edilmesi halinde ise sendikal nedenin varlığının 4857 Sayılı Kanun’un iş güvencesine dair 18 vd maddelerinin uygulanmasının bir istisnası olduğu dikkate alınarak 6 ay kıdem koşulu bulunmayan davacının şimdiki gibi davasının reddine karar verilmelidir.”(41)…
Karar kanaatimizce isabetlidir.…
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2016 yılında yukarıdaki kararı ile çelişen bir karar vermiştir.…
“Yukarıdaki açıklamalarımız gözetildiğinde, mahkemenin, davacı işçinin 6 ayı bulmayan kıdemi yönünden yapılan değerlendirme ile dava şartının gerçekleştiğinden bahisle işin esasına…
Kanaatimce karar isabetsizdir. Zira 6 ay koşulunu yerine getirmeyen işçinin işe iadesi…
Yargıtay 2016 yılında verdiği bir başka kararda ise altı aydan az kıdemi bulunan…
“Somut olayda, davacı sendikal sebeple iş sözleşmesinin feshedildiğini iddia ederek işe iade ve sendikal tazminat taleplerinde bulunmuştur. Her ne kadar mahkemece davacının altı aydan az kıdemi olması sebebiyle her iki talebi de reddedilmişse de, sendika üyesi olan davacının sendikal tazminat talep edebilmesinin kıdem şartına bağlı olmadığı gözetilmeden sonuca gidilmesi hatalı…
Karar işçinin işe iadesine değinilmemiş olması nedeniyle eksiktir. Gerçekten iş güvencesi…