İptal davalarının tahkimde görülmesinin mümkün olmadığını ifade eden Moroğlu, tahkim yargılamasının söz konusu olabilmesi için davanın konusunun taraflarının tasarrufunda olması gerektiğini ve iptal davalarında tarafları anlaşarak davayı sonuçlandırmalarının mümkün olmadığını; iptal davalarında ortaklık merkezinin bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkili olduğunu ve bu hususun tahkim ile bağdaşmadığını ve son olarak iptal davası açan tek bir pay sahibinin ve davalı ortaklığın karşılıklı seçecekleri hakemlerin verecekleri kararın tüm pay sahiplerini ve ortaklığın tüm organlarını bağlayıcı karar almasının hukuken kabul edilebilir olmadığını savunarak bu davaların tahkime elverişli olmadığını ifade etmiştir(25). Pulaşlı, mevcut düzenlemeler uyarınca iptal davasının karakterinin vazgeçilmez nitelikte olması; verilen iptal kararının tüm pay sahiplerine karşı (erga omnes) etkili olması; hakem mahkemesi tarafından verilecek kararın ise sadece taraflar arasında (inter pares) etkili olması; anonim ortaklıklarda pay sahipleri açısından tek borç ilkesinin hakim olması karşısın da az ortaklı anonim ortaklıklarda dahi iptal davalarının tahkime elverişli olmadığını ifade etmekte ve TTK m. 340 uyarınca genel mahkemelerin görevinin tahkim yargılamasına bırakılmasının mümkün olmadığını savunmaktadır(26).…
Helvacı, iptal davalarında tarafların sulh yoluyla davayı sona erdirmelerinin mümkün olduğunu, ancak bu hususun tek başına tahkime elverişlilik için yeterli olmadığını belirterek, iptal davaları için kanunda öngörülen hükümlerin emredici nitelikte olduğunu ve iptal davaları hakkında tahkim anlaşması yapılmasının mümkün olmadığını savunmuştur(28).…
İptal davalarının tahkim yargılamasına elverişli olmadığı görüşünün bir diğer temsilcisi…
Özbek, TTK 445 hükümleri çerçevesinde iptal davalarının tahkimde görülmesinin mümkün olmadığını(31),…
Sarıkaya, TTK 192’de düzenlenen özel nitelikli iptal davasının tahkime elverişliliğine ilişkin yaptığı değerlendirmede, davanın taraflarının birleşmeyi ortadan kaldıracak ve birleşme öncesi duruma geri dönülmeyi ortaya çıkaracak şekilde tasarruf ehliyeti sahip olmadıklarını; TTK 450 gereği erga omnes etkinin uyuşmazlığın tahkimde görülmesine engel olarak değerlendirilebileceğini; ayrıca özel iptal davasının birleşmenin emredici hükümlerinden olması sebebiyle TTK 340’ta uyarınca esas sözleşme ile aksi yönde bir düzenleme yapılmasının mümkün olmadığını; birleşmeye katılan tüm şirketlerin şirket sözleşmelerinde tahkim şartı bulunsa dahi bu şartın korporatif nitelik taşıdığı ve tüm ortak ve organları bağladığı sonucuna ulaşılamayacağını; tahkim şartının TTK 36 uyarınca sicilinden olumlu etkisinden de faydalanamayacağını; birleşmeye verilen olumlu oyun ortağın tahkim iradesini yansıtmayacağını kaydetmektedir(33). İptal davalarının tahkimde görülmesinin hukuken mümkün olduğunu savunanlardan Poroy,…
Huysal, iptal davası bakımından öngörülen yetki kuralının kesin nitelikte olması, kesin hükmün etkisi ya da tasarruf serbestisi gibi hususların iptal davalarının tahkimde görülmesine engel teşkil edecek nitelikte olmadığını, kanunda davanın tahkimde görülmesini engelleyecek bir düzenleme olmadığından irade serbestisi ilkesi gereği iptal davalarının tahkime elverişli olduklarının kabulünün gerektiğini, ancak tahkim anlaşmasının çok taraflı olması ve iptal davaları için öngörülen usule uyulabilmesi gerekliliği nedeniyle detaylı bir şekilde hazırlanması gerektiğini ifade etmektedir(35)…
Ayoğlu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (“HMK”) 408 ve Milletlerarası Tahkim Kanunu (“MTK”)…
Zengin, iptal davaları için kanunda öngörülen yetki kuralının kesin yetki kuralı niteliğinde değil, genel yetki kuralının teyit amacını taşıdığını ve bu nedenle tahkime elverişlilik bakımından bu yetki kuralının olumsuz bir sonucu olmadığını; iptali talep edilen genel kurul kararının esas itibariyle ortaklık tarafından davanın her aşamasında bir başka genel kurul kararıyla ortadan kaldırılabileceğini bu yönü itibariyle tarafların üzerinde tasarruf edebileceği bir uyuşmazlık niteliğinde olduğunu ifade ederek iptal davalarının tahkime elverişli olduğu fikrinden yana tavır almaktadır(37)…
Etirli, iptal davasının mahkeme yerine tahkimde görülmesinin pay sahibinin vazgeçilmez nitelikteki dava açma hakkını ortadan kaldırmış olmayacağını; tahkim yargılamasında kullanılacak hukukun Türk hukuku olacağından bahisle emredici hükümlerin tahkim yargılamasında da kullanılacağı; usuli düzenlemelere tahkim şartında yer verilebileceği gibi bu kuralları benimseyen kurumsal tahkimin seçilmesinin de mümkün olduğu; iptal davaları için kanunda öngörülen yetki kuralının tahkime elverişliliği ortadan kaldırır nitelikte bir hüküm olmadığı; iptali talep edilen genel kurul kararının ortaklık tarafından bir başka karar ile değiştirilebileceği hususları birlikte değerlendirildiğinde iptal davalarının tahkime elverişli olduğunu savunmaktadır(38)…
