II. ZAMANIN TİCARİLEŞTİRİLMESİ ve BÜYÜK İSTİFA
Bu baskılandırma şimdilik cılız da olsa Amerika toplumunda yepyeni bir tepkiye yol…
Zamanın işgücüne değil, serbest kullanıma ayrılan süresi bireylerin en önemli kararlarından birisi kuşkusuz. Bu sürenin, milli gelirdeki yükselmeye bağlı olarak artış göstereceği beklenmeli. Seçilmiş ülkelerden derlenen veriler bu olguya kısmen olur vermekte. Aşağıda OECD’nin 2017 yılı verilerine dayanarak yaptığımız gözlemler sergileniyor.…
Genel bir eğilim olarak fert başına milli gelir arttıkça, bireylerin zaman bütçelerini kendileri için ayırma kararlarının da güçlendiğini gözlüyoruz. Ama bunun çok önemli istisnaları da (belki istisnadan öte, bazı ülkeler için koşullandırmaya dönüştürülmüş) var. En çarpıcı örnek ABD’den. ABD şekilde iletilen grup içerisinde en yüksek fert başına gelire karşın, serbest zaman kullanımı açısından ortalamanın altında bir ülke olarak gözüküyor. Öyle ki fert başına gelir açısından Türkiye’nin neredeyse 3 misli bir gelire sahip olmasına karşın yılda sadece 6,980 saatini serbest zamana ayırdığı gözleniyor (Türkiye’de 6,928 saat). İlginçtir, örnek kümemiz içerisinde kendine ayrılan serbest zaman süresi en yüksek…
Şeklin en altta yer alan ülkesi 19,630 dolarlık geliri ve 6,502 saatlik serbest zamanı…
Kuşkusuz bütün bu gözlemler yanında bir de istihdamın kalitesi ya da Uluslararası Çalışma Örgütünün betimlemesiyle insan onuruna yakışır iş tanımı…
Biz bu yazımızı temel bir sorguyla bitirelim: hukukun kalkanı insan onuruna yakışır iş ve zamanın insanların kendi gönençlerini arttırabilme doğrultusunda kullanımına yeterli olabilecek mi?…