Kant, meseleyi esaslı biçimde, Saf Aklın Eleştirisi(26)…
Tez:…
“Doğa yasalarıyla uyumlu nedensellik, dünyadaki olayların sadece ve tamamen kendisinden türediği tek nedensellik değildir. Olayları açıklamak için özgürlükten doğan bir başka nedenselliği de varsaymak zorunludur.(30)…
Kant, tezin kanıtlamasında şu düşünce metodunu izlemiştir: Bir an için doğal nedensellik…
Antitez:…
“Özgürlük yoktur. Dünyadaki her şey yalnızca doğa yasasıyla uyumlu olarak meydana gelir.(33)…
Antitezin kanıtlanmasında ise şöyle düşünülmüştür: Varsayalım ki olaylar dizisini…
Gerek tez gerekse antitezde ileri sürülen ve karşıtıyla uyumsuz, bağdaşmaz olarak…
Kant, özgürlük- zorunluluk (doğal nedensellik) arasındaki çatışkıyı (antinomiyi)…
“Özgürlük olarak nedensellik ile doğa mekanizmi olarak nedenselliğin, ilkinin ahlâk yasası, ikincisinin de doğa yasası aracılığıyla birleştirilmesi, hem de bir ve aynı öznede, yani insanda birleştirilmesi; insan, ilkiyle ilişkisi bakımından saf bilinçte kendi başına bir varlık olarak, öbürüyle ilişkisinde de deneysel bilinçte görünüş olarak tasarımlanmadığı sürece olanaksızdır. Bu yapılmayınca, akıl kendi kendiyle çelişmekten kaçınamaz.(43)…
Kant’a göre, doğadaki her şey nedenselliğe tâbidir. Ancak her şey ifadesi ile fenomenler alanına dair olan şeyler kastedilmektedir. Her şey,…
“Şimdi çelişmeye düşmeden diyebilirim ki, akıl sahibi varlıkların bütün eylemleri, görünüşler olmaları (herhangi bir deneyde bulunmaları) bakımından, doğanın zorunluluğu altındadırlar; ama bu aynı eylemler, akıl sahibi özneyle ve bu öznenin sırf akla göre eylemde bulunma yetisiyle ilgilerinde özgürdürler.(45)”
Kant, kendisini dogmatik uykudan uyandıran kişi olma payesini Hume’a vermiştir(72).…
“…Bundan böyle nesnelerden birine neden, diğerine de sonuç deriz. Aralarında bir bağlantı olduğunu, birindeki bir gücün şaşmaz bir şekilde diğerini ürettiğini ve mutlak bir kesinlikle ve en güçlü zorunlulukla işlediğini varsayarız. O hâlde, olaylar arasında zorunlu bir bağlantı fikrinin birçok benzer örnekte bu olayların daima bir arada olmasından ötürü doğduğu; ayrıca mümkün olan tüm açılardan ve ışık altında incelesek bile, bu örneklerden tek bir tanesinin bu fikri uyandıramayacağı gözüküyor. Fakat tamamen benzer olduğu varsayılan birkaç örnekte her bir tekil örnekten farklı olan hiçbir şey yoktur; sadece benzer örnekler tekrar ettikten sonra zihin, alışkanlık gereği, bir olayın ortaya çıkışıyla onun alışıldık refakatçisinin de zuhur etmesini bekler ve var olacağına inanır. Dolayısıyla zihinde hissettiğimiz bu bağlantı, muhayyilenin bir nesneden genelde ona eşlik eden diğer nesneye bu alışılageldik geçişi, güç ya da zorunlu bağlantı fikrini oluşturmamızı sağlayan duygu ya da izlenimdir. Burada bundan öte bir şey yoktur. Konuyu tüm yönleriyle düşünün; bu fikrin başka bir kökeni olduğunu asla bulamazsınız. Bağlantı fikrini asla edinemeyeceğimiz bu örnek ile bu fikri telkin eden birtakım benzer örnekler arasındaki yegâne fark budur. Bir adam iki bilardo topunun çakışmasında olduğu gibi itki yoluyla hareket aktarımını ilk kez gördüğünde, olaylardan birinin diğeriyle bağlantılı olduğunu söyleyemezdi; sadece diğeriyle bir arada olduğunu söyleyebilirdi. Bu nitelikte birkaç örneği gözlemledikten sonra, bunların bağlantılı olduğunu söyler. Bu yeni bağlantı fikrini doğuracak hangi değişiklik yaşanmıştır? Artık muhayyilesinde bu olayların bağlantılı olduğunu hissetmesi ve birinin varlığından diğerinin ortaya çıkışını kolaylıkla öngörebilmesi dışında hiçbir şey...(79)”
Kant’a göre, uzaya ve zamana bağlı olmayan, dolayısıyla duyumsayamadığımız numen…
Kant’ın, özgürlüğü fiziksel dünyanın belirlenmişliğinden kurtarmaya teşebbüs ettiğini,…
“O, kendi ilkelerine göre, söz konusu diğer konuların bilginin kapsamı içinde kalan konular olamayacağını söylemek durumunda olduğunu, elbette ki görmüştür. Kant’a ‘özgür irâde diye bir şeyin varolduğunu biliyor musunuz?’ gibi bir soru sorulmuş olsaydı eğer, o kendi kendisiyle tutarlı kalarak kesinlikle, ‘hayır, onun varolup olmadığını bilmiyorum. Bildiğim her şey, böyle bir imkân için açık kapı bulunduğudur’ cevabını verirdi. O, bundan daha fazlasını iddia etmez(99)…
şeklindeki söylemiyle Kant’ın özgür irade hususundaki bakış açısını veciz bir biçimde…
Kant; metafiziksel, ahlaki yargıları (dolayısıyla özgürlüğe ilişkin yargıları da)…
