Önceki kısımlarda belirttiğimiz üzere ancak topluma hizmet eden ve topluma en yararlı…
Bu dönem, Laissez faire ekonomi anlayışının hâkim olduğu ve bunun sonucunda şirketlerin sosyal sorumluluğun ekonomide hiçbir yerinin olmadığı görüşünün revaçta olduğu bir dönemdir. Bu düşünce sistematiği ile paralel şekilde Sosyal Darvinciler, doğal seleksiyon uyarınca serbest ve rekabetçi bir piyasa sisteminde, sadece en güçlü ve en verimli olan firmaların hayatta kalacağına ve böylesi bir sistemin toplum için zaten dolaylı olarak maksimum zenginlik ve refah yaratacağına inandılar.(56)…
“Birey kendi sermayesini en avantajlı bir şekilde kullanabilmek üzere sürekli bir gayret içerisindedir. Onun için önemli olan toplumun değil, gerçekten de kendi avantajıdır. Fakat kendi avantajını sağlamaya çalışması doğal olarak onun toplum için en avantajlı istihdamı tercih etmesini sağlar ve hatta bunu gerekli kılar. Her birey kaçınılmaz olarak toplumun yıllık gelirini elinden geldiği kadar artırmaya çalışır. Gerçekte ne kamu yararını artırmaya çalışır, ne de bunu ne kadar artırdığı konusunda bir fikri vardır. Kişi elindeki ürününü …
Bu dönemde ticaretin ana amacı kâr maksimizasyonu olmakla kalmayıp ayrıca bu onun…
Ancak, tek hedef olarak kâr maksimizasyonunu belirleyen bu fikirlerin yanı sıra,…
İş adamlarının bir anlamda toplumun diğer üyelerinin vekili olarak servet sahibi…
Bireysel hayırseverlik kabul görürken, şirketlerin hayırseverlikleri o dönemin hukuk…
“Yönetim kurulunun hayırseverlik faaliyetinde bulunmak görevleri arasında değildir. Yönetim Kurulu kendisine ait olmayan, şirkete ait olan paraları ancak şirketin işleyişini sürdürmesi ile makul oranda bağlantılı amaçlar için harcayabilir.”(65)…
Kısacası bu dönemdeki hukuki konum, şirketlerin özel amaçlar için kurulan özel kuruluşlar…
Bununla birlikte, genel olarak, durum açıktı: Şirket, tamamen özel, kâr odaklı bir…
