Her iki yazarın hususiyet tanımı üst düzeyde olup katı bir nitelik taşımaktadır.…
Doktrinde Erel, hususiyet konusunda eserin bağımsız bir fikri ürün olması kavramının, önceki eserlerden kesinlikle hiçbir şekilde yararlanmama anlamında olmadığını haklı olarak ifade etmiştir. Fakat bu yararlanmanın kopya derecesine varmaması gerektiğini, Fikir ve Sanat Eserleri Hukukunda, patentte ya da teknolojide olduğu gibi koruma için yenilik şartının aranmadığını, aksine hususiyette önemli olanın, az çok bağımsız bir fikri emeğin mevcut olması anlamında olduğunu ve üst düzey bir yaratıcılığın beklenmesinin kanunun uygulama alanını çok daraltacağının da altını çizmiştir. Bu kapsamda burada önemli olanın eserin, sahibinin özelliğini taşıması, yani adeta yaratıcı gücün yansıması olduğunu ifade etmiştir(45).…
Ateş, bu çalışmadaki kanaat ile paralel gösterecek biçimde ve özetle Hirsch’in yaklaşımının…
Başka bir husus olarak doktrinde, hususiyetin her somut olayda uzman bilirkişiler…
Hususiyet derecesine göre koruma kapsamının gelişmesi soyut ve ölçüsüz bir nitelik…
Tüm bu görüşlerden anlaşılacağı üzere, doktrinde bir görüş birliği mevcut bulunmamaktadır.…
Öncelikle belirtildiği üzere, hususiyetin mevcut olmadığı hususunda bilirkişilere…
Aynı Daire, başka bir kararına konu davada da davacı şiirinin izinsiz kullanıldığı…
Görüldüğü üzere, hususiyetin mevcut olup olmadığı araştırılırken detaylara dikkat…
Şunu da ifade etmek gerekir ki, hususiyet kavramının ne olduğu ve kıstasları hususunda…
Ancak dava dilekçelerinin hususiyetine ilişkin maddi ve manevi tazminat talepli bir…
Hususiyet konusunda diğer bir husus ise eğer tamamlanan kısım ayırt edicilik sağlıyorsa,…
Bununla birlikte fikrin değil ifade edilişin korunduğu hususiyet hususunda en tartışmalı…
Örneğin, Yargıtay 11 HD. önüne gelen bir davada davacı, “2008” isimli programın Türkiye sınırları içinde lisansı devraldığını ve projeyi davalı şirketlerden birine sunduğunu ancak davalıların bu programı izinsiz olarak bir kanalda yayınladıklarını belirterek bu gerekçeyle tecavüzün önlenmesi talepli dava açmıştır. Bilirkişi raporlarından birinde, formatın bir ifade ediliş değil ana fikir olduğu ancak dava konusu formatın yeterli derecede somutlaşmış olduğu, lakin formatlar karşılaştırıldığında cep telefonu ile katılma dışında benzerlik bulunmadığı belirtilmiştir. Yerel mahkeme, davalının, davacının programını taklit ettiği gerekçesiyle davayı kabul etmiştir. Yargıtay ise anılan yarışma programının eser sayılıp sayılmayacağının raporlarda incelenmeği kanaatiyle, yeni rapor alınması için yerel mahkeme kararını bozmuştur(61).…
Formatlar hususunda İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi televizyon…
Belirtildiği üzere Türk doktrininde görüş birliği olmamakla birlikte çoğunluk, hususiyet…
