Lauterpacht, bir topluluğu devlet olarak tanımanın onun uluslararası hukukun devlet olmak için gerektirdiği şartları taşıdığını kabul etmek olduğunu ifade eder, ona göre uluslararası hukukta devlet olma niteliklerinin tespitini sağlayan bir organ bulunmaması münasebetiyle mevcut devletler uluslararası hukukun organları olarak bu tespiti yapmaktadırlar ve eğer bir topluluk devlet olma şartlarını taşımakta ise mevcut devletler tanıma yükümlülüğü altında bulunmaktadırlar(193).…
-
Git
: -
Favorilere ekle veya çıkar
-
ᴀ⇣ Yazı karakterini küçült
Aşağıda bir kısmını gördüğünüz bu dokümana sadece Profesyonel + pakete abone olan üyelerimiz erişebilir.
1. Tanımanın Hukukî Niteliği
Uluslararası hukukta tanımaya ilişkin yaklaşımlardan kurucu doktrine göre bir devletin…
Oppenheim kurucu teorinin savunucularından biri olarak bir devletin ancak ve sadece tanıma yoluyla uluslararası hukukun kişisi olacağını belirtmiştir(196).…
Lauterpacht, kurucu teorinin sorunlarını çözmek ve politik yönlerini azaltmak için belirli önlemleri gündeme getirir(201).…
Yine Lauterpacht’a göre tanıma mevcut bir gerçekliğin bildirilmesi niteliğinde olsa dahi aslında tanıyan devlet ile tanınan topluluk arasında tam devlet olmaya bağlanan hak ve yükümlülüklere dayalı bir ilişki kurulabilmesi açısından kurucu bir nitelik taşır(205).…
Kurucu teorinin devlet olmayı bireysel ve politik tercihlerle belirliyor olmasının…
Kurucu teori uluslararası hukukta bir birimin mevcut bir devlet tarafından tanınmak…
Lauterpacht’a göre değerlendirmelerin sonunda devlet olma niteliğinin sağlandığı sonucuna varılırsa tanıma diğer devletler bakımından hukukî bir yükümlülük olmaktadır(215).…
Öte yandan kurucu teorinin bir diğer eleştirilen tarafı tanımayı bir uluslararası…
Kelsen’in yaklaşımına göre uluslararası hukukta hangi devletlerin özne olduğu belirlenmelidir; devlet tanımına göre bir topluluğa ait bireyler belli bir bölge üzerinde yaşıyor, bağımsız ve etkin bir yönetim altında örgütlenmiş durumda iseler söz konusu topluluk, kendisine uluslararası hukukta çeşitli sonuçlar bağlanan devlet niteliğine sahiptir(221).…
Tanımanın iki farklı işlevi olduğunu belirten Kelsen’e göre, ki bunların ilki hukukî tanımadır ve tanınan birimin uluslararası hukuk açısından devlet olduğunu ifade eder, diğeri ise tanıyan devletin tanınan birimle, milletler ailesindeki devletler arasındaki gibi politik ve benzeri ilişkiler kurmak istemesine yönelik işlevidir, bunlar tek bir işlemle gerçekleştirilirler ve klasik uluslararası hukuk teorisinde açık olarak ayrılmazlar(230).…
Ancak yine Kelsen tarafından kıyaslama yapılarak tanımanın politik bir yönünün bulunmasının onu hukukî önemden yoksun hâle getirmediği belirtilir, tanıma ile misillemeyi karşılaştıran yazara göre, misilleme önlemi bir devletin kendisine başka bir devlet tarafından verilen zararlar karşılığında politik kaygılarla başvurulan bir yöntemdir ancak bu durum tanımada olduğu gibi misillemenin hukukî önemden yoksun olduğunu göstermemektedir(234).…
Kelsen ile Lauterpacht’ın tanımaya ilişkin görüşleri bakımından aralarındaki bir başka farklılık da Kelsen’in tanımayı…
Lauterpacht, tanımanın politik önem arz eden bir eylem olduğundan şüphe duymamakla birlikte genel olarak uluslararası alandaki hukukî ilişkilerin politik öneme sahip ya da politik sonuçlar doğurabilecek nitelikte olduklarını ve bu türden bir öneme yahut da sonuçlara sahip olmalarının devletlerin tanınmasının politik bir işlevi bulunduğu anlamına gelmediğini ifade eder(238).…
Geçmiş uygulamalara bakıldığında özellikle devletlerin tanınmasının çoğunlukla politik…
Tanıma konusu içerisinde yazarlar erken tanımayı da (premature recognition) ele almaktadırlar. Tanımanın kurucu yahut bildirici olsa da belirli olgusal unsurların varlığına dayanması, erken tanımanın yanlışlığını ortaya koymaktadır. Bir topluluk devlet olmanın niteliklerini tam olarak sağlamadan ya da mevcut bir devlette meydana gelen ayaklanmanın yahut iç savaşın sonuçlanması beklenmeden yapılan tanıma fiilleri elbette sosyal ve olgusal durumla örtüşmeyebilcektir. Bu nedenle erken tanıma hem bağlı bulunulan devlete hukuksuz bir müdahale hem de tanıma yetkisinin suistimal edilmesi olarak kabul edilmektedir(243).…
Uluslararası hukuk yazarlarının görüşleri dışında diğer uluslararası hukuk enstrümanlarında…
Uluslararası Hukuk Enstitüsü’nün 1936 yılında vermiş olduğu Yeni Devletlerin ve Yeni…
UHK tarafından 1949 yılında Genel Kurul’a sunulan Devletlerin Hak ve Yükümlülüklerine…
Hall, 1890 tarihli eserinde devletlerin tanınması bakımından eğer devlet olmanın ölçütleri sağlanmış ise hiçbir devletin tanımayı esirgeme gibi bir hakkının bulunmadığını bu yüzden de bir devlet olarak muamele görmenin tanımadan bağımsız olduğunu ancak tanımanın devlet olma ölçütlerinin sağlanmasının göstergesi olması bakımından önemli olduğunu belirtmiştir(249).…
