1649-1660 yılları arasında kralsız kalan İngiltere toprakları, Avam Kamarası lideri…
Interregnum döneminin ardından yüzyılın sonuna gelindiğinde feodal vergilerden ve mülklerinden elde ettiği gelirle yaşayabilen İngiliz kralının ülkedeki durumu büyük oranda değişmiştir. Bağımsız gücünü giderek kaybeden kral, toprak sahiplerinin egemen olduğu parlamentoya artık doğrudan bağlı konumdadır. Parlamentonun hâkimiyetinin arttığı bu siyasi atmosferde ise meclise hâkim büyük toprak sahipleri karşısında küçük toprak sahiplerinin mülkiyet güvencelerinin olmaması öncelikle kiralarda yüksek artışları getirmiş ve devam eden süreçte ise topraktan çıkarmalar yoluyla arazi çevirme girişimleri artmıştır(500)…
Bu konjonktürde monarşinin yeniden restorasyonunun gerçekleşeceği dönemi parlamenter…
Bu yönüyle Interregnum’u diktatörlük dönemiyle birlikte ele aldığımızda bu geçişi salt politik veya askeri bir düzlemde yorumlamamak yerinde olacaktır; zira bu ara evrede toprağa yatırım yapanlar ile egemen zümre arasında yeni bir mutabakat inşa edilmiştir ve mutabakatın temeli, toprak sahipleri ile kiracılar arasındaki ilişkilere devletin en az şekilde müdahil olması ya da arazi sahipliğini krallığın sınırlandırmaması esasına dayanmaktadır. Bu yönüyle dönemin, yeni bir tip devletin oluşumuna kaynaklık ederek parlamentonun gücünü pekiştirdiğini ve mutlakiyetçi bir yönetim kurulmasına imkân vermeyecek biçimde kapitalist bir veç-
