Aşağıda bir kısmını gördüğünüz bu dokümana sadece Profesyonel +
pakete abone olan üyelerimiz erişebilir.
2. Alacağın Devri Özgürlüğünün Azami Ölçüde Temin Edilmesi Amacına Dayanılarak Temellendirilmesi
a. Alacağın Devri Özgürlüğünün Borçlunun Menfaatleri Karşısında Üstün Tutulması Gerektiği Görüşü
(1) Borçlunun Korunması Açısından Salt Borçlandırıcı Etkinin Yeterli Olduğu Görüşü
(a) Müşterek Hukuktaki Görüşler
Seuffert, bir taraftan pactum de non cedendo’nun mutlak etkisine özellikle işlem güvenliğinin korunması temelinde karşı çıkarken, diğer taraftan borçlunun böyle bir anlaşma yapılmasında, çoğu hâlde, gerçek bir malvarlığı menfaati bulunduğunu da vurgular. Yazara göre, mutlak etki görüşüne karşı çıkarken gerekçeyi kesinlikle malvarlığı menfaati eksikliğinde aramamak gerekmektedir. Bu çerçevede, alacağı bir pactum de non cedendo’ya aykırı…
Attenhofer, (sonradan kararlaştırılan pactum de non cedendo açısından) mutlak etkinin kabul edilmesi hâlde, alacağın borçlunun katılımı gerekmeksizin devredilebilmesi temel prensibi ile çelişki ortaya çıkacağı görüşündedir.…
Hukuki durum ve fiili durum şeklindeki ayrım Schlesinger’in tezinde de mevcuttur.…
(2) Alacağın Devrinde Eşya Üzerindeki Tasarruflara Eş Düzeyde İşlem Güvenliği Koruması Sağlanmasının Mümkün Olmadığı Görüşü
(b) Modern Hukuktaki Görüşler