Maden tarafından şu şekilde bir örnek verilmektedir: Eğer zarar suçu – tehlike suçu ayrımı, suçun konusuna göre yapılıyorsa, bu halde, pek çok suçta çelişki meydana gelecektir. Örneğin TCK m. 186 hükmünde tanımlı suçun konusu, “kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak biçimde bozulmuş, değiştirilmiş her türlü yenilecek veya içilecek şeyler veya ilaçlar”…
Tüm bu örneklerin ardından Maden’e göre, korunan hukuki değer yalnızca ihlal edilmez “aynı zamanda somut…
Aynı meseleye eğilen Keçelioğlu da, zarar suçu – tehlike suçu ayrımının suçun konusu temelli yapılmasını eleştirmektedir. Zira birçok suç tipinde, örneğin yazara göre TCK m. 292, 294 gibi, suçun maddi konusu bulunmamaktadır. Maddi konu tabirinden vazgeçerek yalnızca konu kavramıyla maddi varlığı olmayan şeyleri konu başlığı altında sınıflandırmak, başkaca problemlere sebebiyet vermektedir. Bu halde artık gerçekçi bir çözümden bahsedilemez ve hukuki değer – konu ayrımı ile
Hukuki değerin konusu, norm ile korunması amaçlanan hukuki değerin ilişkili olduğu…
Aynural ise yağma ya da hırsızlık gibi mal varlığına karşı suçlarda, suçun konusunun zarar görmediğini ifade etmektedir. Zira alınan taşınır mal, zarara uğramamaktadır ve bu suçlar nedeniyle uğranıldığı belirtilen, malın başkasına geçmesi ya da mağdurun mal varlığında azalma gibi zararlar, suçun konusu yani taşınır mal üzerinde gerçekleşmemektedir ve bilakis zarara uğratılan, zilyedin ve malikin mülkiyet ya da zilyetlik haklarıdır(229).…
Aynural’a göre zarar suçu ya da tehlike suçu belirlemesi, hukuki değer ihlali esas alınarak yapılacaksa, “korunan hukuki değerin ne şekilde ihlal edildiğinden ziyade ne şekilde ihlal edilebileceği” kıstasına…
Türkeli de, kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşü suçu (2911 sayılı Kanun m. 28/1) bakımından benzer bir çelişkiye işaret etmektedir. Zira yazara göre kanuna aykırı bir toplantı ya da gösteri düzenlendiğinde veya yönetildiğinde tehlikeye maruz kalan şey, suçun konusu olan toplanmalar değil, suçun koruduğu hukuki değer olan kamu düzenidir(236).…
Doktrinde bahsi geçen kavramların kullanılmasındaki farklılık, çeşitli postulatların…
Ancak Keçelioğlu’nun bu görüşüne iştirak etmemekteyiz. Esasen yazar da katılmadığımız tespitini yaptığı aynı paragrafta soyut tehlike suçu ile sırf hareket suçunun aynı şey olmadığını ve “söz konusu kavramlar(ın), bir suça farklı açılardan yaklaşımla ilgili sınıflandırmalar (olduğunu)”…
