Suçun mağduru, kanunda belirtilen gruplardan birine mensup bir kişi olabileceği gibi,…
-
Git
: -
Favorilere ekle veya çıkar
-
ᴀ⇣ Yazı karakterini küçült
On İki Levha Yayıncılık
Yayın tarihi:
Eylül 2017
ISBN:
978-605-152-578-5
Baskı:
2.tıpkı bası
Aşağıda bir kısmını gördüğünüz bu dokümana sadece Profesyonel + pakete abone olan üyelerimiz erişebilir.
2. Mağdur
Suçun mağduru, ilk bakışta üzerinde suç işlenen kişidir. Ancak kanunda yer alan eylemlerin…
Soykırım suçunun mağduru, maddede özellikleri belirtilen gruptur. Nitekim Birleşmiş…
Mağdurlar içerisine kadın, erkek, yaşlı, genç, çocuk, herkes girmektedir. Mağdurların…
YTCK’daki düzenlemeye bakıldığında, yok edilmek istenen grubun tümünün değil, bir…
Grup, kendiliğinden, yıllar boyunca devam eden bir süreç sonucunda oluşmuş; bireylerin,…
YTCK 76. maddede millî, etnik, ırkî veya dinî gruptan ve bu nitelikteki grupların…
Millî grup, aynı devletin vatandaşlığına sahip kişilerin oluşturduğu gruptur. Bu grup içinde ortak tarih, gelenek, kültür ve dil birliği bulunmaktadır(69)…
Etnik grup, ortak kültüre, geleneklere, yaşama biçimine ve dile sahip kişilerin oluşturduğu gruptur(70).…
Irkî grup, kalıtımsal ve soyaçekim nedeniyle deri rengi, beden yapısı gibi özelliklerle aynı fiziksel kökenden gelen kişilerin sahip oldukları gruptur(72)…
Dinî grup ise, aynı inanca, aynı ve ortak manevî düşünce ve duygulara sahip ve aynı tapınma biçimlerine uygun olarak hareket eden kişilerin bağlı oldukları gruptur(73)…
Akayesu davasında Ruanda Uluslararası Ceza Mahkemesi, korunan dört grubun tanımını yapmıştır. Buna göre ulusal grup; hakların ve görevlerin birleştiği ortak vatandaşlık temelinde bir hukuki bağı paylaşan insan topluluğudur. Etnik grup; üyelerinin ortak bir dili paylaştığı grup olarak tanımlanmıştır. Irka dayalı grup; dil, kültür, milliyet ve din faktörlerine bakılmaksızın, çoğunlukla bir coğrafi bölge ile belirlenen kalıtsal fiziksel özellikleri temel alan gruptur. Dinî grup ise; üyelerinin aynı dini, mezhebi veya ibadet biçimini paylaştığı gruptur(74)…
Grubun, belirtilen nitelikte olup olmadığını tayin bakımından öğretide ilginç bir…
“... Mağdurun, ulusal, etnik, ırki veya dinî gruba ait olup olmadığının değerlendirilmesinde objektif ölçütün kabul edilmesi yönünde doktrinde genel bir eğilim mevcuttur. Buna göre biyolojik, genetik köken, kültürel farklılıklar veya dini farklılık gibi objektif kıstaslar dikkate alınmalı, failin grubu nitelemesi veya mağdurun kendisini hangi gruba ait olduğuna dair taşıdığı hisse itibar edilmemelidir...” (76)…
Dolayısıyla, grubun niteliği objektif ölçütler dikkate alınarak saptanır. “Bu bakımdan…
Uluslararası Adalet Divanı, Bosna-Hersek Soykırım davasında grubun tanımı yapılırken…
5237 Sayılı TCK ile ilgili TBMM’de hazırlık çalışmaları içinde Adalet Komisyonu tarafından…
Turhan, Hükümet Tasarısı’ndaki düzenlemeyi uluslararası sözleşmelerden ayrılan ve soykırım suçunun vahametini azaltan bir nitelikte bulmaktadır. Oysa, böyle bir yaklaşım vahameti azaltıcı değil, aksine diğer vahim halleri de içine alması yönünden kapsamı genişletici niteliktedir ve amaca daha uygundur(82)…
Bugün YTCK 76/1’de bulunmayan hükmün bir benzeri Fransız CK 211-1/1. maddede yer…
Grupla ilgili bir saptama, bu kavramın küresel olarak anlaşılmaması gerekliliğidir.…
Uluslararası Adalet Divanı’na göre yok etme kastının en azından grubun önemli bir…
Belirli nitelikteki gruplar dışındaki topluluklar suçun mağduru olarak kabul edilmemektedir.…
Benzer tartışma dinî gruplar için de yapılmaktadır. Dinî gruplar içinde, semavî ve…
Tezcan – Erdem – Önok, hedef grupların “tahdidi” olmaması gerekliliğini, devletler hukuku açısından çok etkileyici örnek ve yorumlarla şu şekilde ortaya koymaktadırlar: “Statüde, ulusal, etnik, ırkî veya dinsel bir grubun özellikle hedef alınması gerektiği belirtilirken; belki, siyasal ve sosyal bakımdan tanımlanabilir başka grupları da, hedef kitle sayımına dahil etmek, ihtiyaca uygun olabilirdi. Örneğin, Kamboçya’da bir soykırımın yaşanmış olduğu hemen herkesçe kabul edilmektedir; buna rağmen bu ülkedeki kıyım, ulusal, etnik, ırkî veya dinsel bir grup üzerinde değil; belirli siyasal ve sosyoekonomik temellere dayanarak, bu açıdan tanımlanabilir belirli bir kesime mensup kimseler üzerinde işlenmiştir. Ancak 1948 Sözleşmesi’nde, devletlerin daha geniş katılımını sağlamak
