“…Gerçekten de ceza insanı uslandırır ve daha dürüst yapar; adalet de ruh kötülüğünü tedavi eden tıp gibidir… Öyleyse, insanın ya kendisi ya da yakınlık duyduğu başka biri bir haksızlık yapmışsa, o kimse, haksızlık hastalığının müzminleşmesinden ve insanın ruhunda onulmaz bir yara açmasından korkup, aynen bir hekime başvuruyormuş gibi, cezasını hemen çekebileceği yere gitmeli, yani yargıç önüne çıkmalıdır… Bununla birlikte, cezadan yararlanmak, gerek bu dünyada, gerekse Hades’te ancak acı ve eziyet çekmekle olur; çünkü, acı ve eziyet çekmek haksızlıktan kurtulmanın tek yoludur…(206)”
“Manevî bakımdan ceza, kefareti yerine getirici bir araçtır ve insan ruhunda öç alma arzusunun yerini almış bulunan adalet gereksinimini karşılar. Halk duyguları dünya üzerinde iyilere ödül verilmesini ve kötülerin ise cezalandırılmasını ister.(215)…
Görüldüğü üzere kefaret teorisine göre ceza, adalet duygusunu tatmin etme işlevini…
Hegel, suçun failinin cezayı tam manasıyla hak ettiğini ileri sürmüştür. Zira hak…
Kefaret kuramı bağlamında ismi zikredilmesi gereken en önemli düşünür, ahlaki kefaret…
Kant’ın cezaya ilişkin düşüncelerini anlamak bakımından şu ifadeler yol gösterici…
“Bir sivil toplum, kendi üyelerinin iradeleriyle kendisini feshetmeye karar verse bile (farz edelim ki bir adada yaşayan bir halk ayrılarak tüm dünyaya yayılmaya karar vermiştir; bu hâlde bile), hapishanede kalan son caninin (katilin) cezası, fesih hararı uygulanmadan önce infaz edilmelidir. Böyle yapılmalıdır ki, herkes, katilin hak ettiği şeyin ve kan suçunun, halkın üzerinde kalmayacağını anlayabilsin; aksi takdirde halk da, adaletin bu açık ihlalinde onunla (katille) iş birlikçi olarak değerlendirilebilir.(236)”
Kefaretçi kuramı dinî esaslar içerisinde değerlendirenler de suçun aynı zamanda günah…
Cezanın kökenine, meşruiyetine dair faydacı ve kefaret temelli bu iki ana akım hakkında…
