Güvencesizlik, ağır çalışma koşulları, değersizlik…
-
Git
: -
Favorilere ekle veya çıkar
-
ᴀ⇣ Yazı karakterini küçült
Aşağıda bir kısmını gördüğünüz bu dokümana sadece Profesyonel + pakete abone olan üyelerimiz erişebilir.
3.1.1. Çalışma Sürecindeki Deneyimler
Araştırmanın konusu işçilerin mahkeme deneyimi olduğundan, mahkemeye gidiş süreci…
Görüştüğüm işçilerin hepsinin işvereniyle mahkemede bir ihtilafı vardı, ve sadece…
Örneğin işçiler uzun sürelerle sigortasız ve ağır koşullarda çalıştıklarını belirttiler:…
İşçi_1: (Büyükelçilikte makam şoförü olarak çalışıyor) Çalışıyorsanız bizde sigorta falan bunları sormayacaksınız, bu şekilde çalışın kardeşim. İstemiyorsanız da işte size kapı. (...) Ben ‘89’da işe başladım mesela, ne olmuş, 2006 Kasımda sigorta gelmiş, o dönem sigorta yok. (...) Yani biz orada çalıştığımız süre içinde sürekli neden sigortamız yok, yani ben 5 tane büyükelçi ile çalıştım. Son çıktığımda beşinci büyükelçimdi o. Her gelen büyükelçiye söylüyorduk yani, neden sigortamız yok, buradaki sosyal haklar niye bize geçerli değil, Türkiye’deki sosyal haklar. Her seferinde ha oldu olacak, olacak, öyle atlatıyorlardı yani. …
İşçi_20: Ülkedeki işsizlik bunlara sebep oluyor, yoksa kimse gidip orada çalışmaz açık söyleyeyim.. şimdi biraz düzeldiyse açtığımız da
İşçi_2: Benim ‘90’dan 2003’e kadar 13 senem hiç yok.…
Ağır çalışma koşullarına yıldırma da dahildi. Uzak yerlere gönderme, işini yaptırmama,…
İşçi_6: Kazım Karabekir’de çalışırken beni Bala’nın bir köyüne görevlendirdiler. Amaç yıldırmak tabii. O zamanlar sürekli baskı görüyorduk, yeni gelen müdürle anlaşamadık. Geçici görev ama o zaman Keçiören’de oturuyorum, günde 240 km gidip gelmem gerekiyor. Arabam da yok, dolmuşla, otobüsle gideceğim, tabii ki geç kalıyorum, erken çıkmak zorunda kalıyorum, tutanak tutuyorlar. …
İşçi_12: İşten çıkarılmadan önce bir beş altı ay sancılı bir süreç geçirdim. Mobbing uygulandı, bir takım işten çıkarma işleminin altı doldurulmaya çalışıldı. Tutanaklar tutuldu, şahitler huzurunda. Çok fazla işyeri anlamında bir yardım alamadım. İşyerinden kimseyi bulamadım.…
İşçi_5: Annem kalp krizi geçirdiğinde bana izin vermediler. Çocuğu hasta olup da gidemeyen kadınlar vardı. Erkekler kadınların çalışmasını istemezdi, size de kocalarınız baksın derlerdi.…
Görüştüğüm yedi taşeron işçisinden ikisi, taşeronların hukuki güvencesizliklerini…
İşçi_4: 2010 yılında bize 7 saatlik çalışma geldi, sizin şua izin hakkınız yok dediler, şuada çalışan röntgen teknisyenleri memur olunca onlar insan, onların bir ay izni var ama sizin yok dediler, siz kurşun askersiniz diye geçiyor. Onun üzerine biz üniversiteye dilekçe yazdık, dilekçeye cevap geldi, böyle bir hakkımız olmadığına dair, siz bizim işçimiz değilsiniz diye.…
İşçi_8: Taşeron olarak çalışıyoruz, firmamız devam ettiği zaman sigortamızda bir şey olmuyor ama o şirket geliyor öbürü gidiyor. Emir
Görüşmelerde sadece güvencesizlik değil, fazla sürelerle çalışma ve bunun sosyal…
İşçi_5: Her gün nereden baksanız 12 saat mesailerimizi alıyorduk, bayramlarda çalışırdık, senelik izin kullanmazdık, haklarımızı bilmiyorduk, o kadar çalışıyorduk ki evi sadece otel olarak kullanıyorduk…
İşçi_13: Bir yıl çalışmıştım, dolayısıyla bir maaştı ama fazla çalışmam çoktu. Çünkü hani Ankara dışı duruşmalara gidiyordum sürekli. O şehir dışı duruşmalarda da yolda geçen süre çok fazlaydı. Mesela pazar günü akşam 8’de çıkıp salı günü akşam 8’de evde olduğumu hatırlıyorum. Geceleri de yolda geçiyor, otelde falan geçmiyordu. O şekilde böyle yoğun bir trafikle çalışıyordum. Bir yıl içinde kırk beş kere Ankara dışına çıkmıştım.…
İşçi_9: Bizim mesailerimizi vermiyorlardı. Bir de sigortamızı düşük göstermişler. Çok çalışıyordum o zaman, sabah 9’da yola çıkıyorduk, onun için 8’de şubede oluyorduk, yükleme indirme bindirme işlerini hep biz yapıyorduk, akşama kadar, gecelere kadar çalışıyorduk, sürekli yollarda orada burada.…
Bu anlatıların tümü güvencesiz çalışma pratiğine dair. Ancak mesele bununla sınırlı…
İşçi_5: İçeride ücretlerde de bir adaletsizlik var, tamam ben 25 yıllık bir eleman olabilirim, yaptığım işi 10 yıllık bir eleman da yapabiliyor. Tamam yaptığım işte tecrübeli olarak bizler onları yönlendiriyoruz.…
İşçi_8: Sıkıntılarımız bu, işçisini korumaz, işçinin hakkını vermez, 18 yıldır çalışıyorum, aldığım para 2200 TL’yi geçmez. Şu anda yeni bir işçi gelse aynı parayı alır, hiçbir farkı yok, senin bu işçin işi biliyor, işi götürüyor.. Hiç fark etmez. Hiç bilmeyen adam gelsin senin yanında dursun, sen ona öğret, aynı parayı alsın.…
İşçi_18: Bütün işi yapıyorsun, on yıllarını vermişsin ama hiçbir saygınlığın yok.…
İşçi_12: Hayal kırıklığı, emek sarfiyatı, kariyer planlaması yapıyorsun, ona göre eğitimler alıyorsun, bunların hepsi çöküyor. Şirkete en verimli olacağın zaman, sana hiç değer verilmiyor, çok kötü bir şeydi. İşçi_16: Ben hep şunu diyordum, ayağımızda prangalarımız eksikti, çağdaş köleydik. İşçilerin hali bu.…
