1908 Devrimi’nin taşıyıcısı olacak siyasal güçler, II. Abdülhamit döneminin baskıcı…
Jön Türk hareketini yaratan etmenlerden bir diğeri II. Abdülhamit döneminde açılan…
Toplumsal düzlemdeki gelişmelere bakıldığında ise özellikle 1906 yılında başlayan…
Bu dönemde gelişmekte olan işçi sınıfının da tarih sahnesine çıkmaya başladığı görülmektedir.…
Bu sıralarda yine ordu içerisinde de büyük bir hareketliliğin olduğu görülmektedir.…
Osmanlı içerisindeki tüm bu siyasi hareketlenmelerin yanı sıra 1908 Devrimi aynı…
1905 Rusya – Japonya Savaşı’nda, tam aksi beklentilere rağmen ilk defa Avrupalı bir…
Rusya gibi yüzyıllardır mutlak rejimle yönetilen güçlü bir ülkede meşruti bir rejimi…
“Rusya bu hususta [kanûn-ı esâsî] bize büyük bir ders-i ibret veriyor. Allah vere de bu derslerden müstefîd olmayı bilsek!……
Düşmanın fazlını teslim etmek…
Bize emnûzec-i ibret olsun…
Rusların meclis-i mebusânı”(380)…
Rusya’da önemli bir Tatar ve Müslüman nüfusu bulunuyor oluşu da bu etkilenmeyi pekiştiriyordu.…
1906 yılında gerçekleşen İran Devrimi ise Jön Türk hareketini, Müslüman toplumlarında…
“Osmanlılar! Bir bundan ibret alınız! O İran’dan ki bizden daha câhil ve bizden daha geride kalmış idi. Rusya’dan ibret alarak isyan etti, uyandı! Hiç olmazsa biz de ondan örnek alalım! Gaflet uykusundan uyanınız, meydana çıkınız, var kuvvetinizle siz de adalet, hürriyet ve müsavat talep ediniz.…
Siz de kanûn-ı esâsî ve meclis-i mebusan talep ediniz, talep ediniz ki valîden başlayarak zabıta’ya kadar umumî memurlar ahali tarafından intihap edilsin. Onlar ahaliye mesul olmalıdırlar. Ahaliye hesap vermelidirler. Aksi halde vergi ve tekâlif vermekten imtinâ ediniz adalet, hürriyet ve Saâdet ancak bu yolda bedbaht vatanımızda dahi hükmünü icra edecektir.…
Yaşasın ittifak ve ittihad!…
Yaşasın meclis-i mebusân!”(386)…
Ayrıca yine bu dönemde yazılan yazılarda İran’daki gelişmeler yalnızca meşrutiyet…
“Eğer İran’da şimdi böyle bir millet meclisi olmasaydı fukara-yı ahali canını, malını, ırzını satmış olsa değil vatan parça parça olsa kimse ekmek bile isteyemezdi. İşte bunun misali bizdedir. İstanbul’da bugün padişah sarayında en âdi bir kapıcının bile bankada binlerce lirası yatmakta olduğunu herkes bilir. Bu paraların hep Anadolu, Rumeli fukara-yı ahalisinin ciğerinden söküldüğünü, fukara çıkınından toplandığını da herkes bilir. Evet! Bugün İstanbul’da vükela ve vüzeranın maiyeti erkanın yapmış oldukları akâretler bilmem neler hep gözyaşlarıyla ıslanmış millet parasından değil mi? Bu hakikati bugün kimin sormaya, kimin şikâyete haddi vardır? Eğer bizim de millet meclisimiz, hür matbuatımız olsa milletin bu hukuku elbette aranacaktı.”(387)…
Görüldüğü üzere Jön Türk devrimini gerçekleştiren kadrolar, kendi ülkeleri dışındaki…
