“13.08.2007 tarihinde şikâyetçi A…’nın marangoz atölyesine gelen sanıklar E… ve H…’nin, tanık K…’ya şikâyetçiyi sorup, iki saat sonra geleceğinin söylenmesi üzerine, bir süre sonra tekrar gelerek şikâyetçiye, “sen bizim ağabeyin karısına laf atmışsın ağabeyim bizi gönderdi, kendisi gelirse kafana kurşun sıkacak” şeklinde tehdit içeren sözler söyleyerek işyerinden ayrıldıkları, ertesi günü saat 11.00-12.00 civarında yine aynı şahısların gelerek, biz ağabeyimize kefil olduk, her şeyin bir bedeli var, 10.000 Lira vereceksin, vermezsen ağabeyim gelip kafana sıkacak” ifadeleriyle tehditlerini sürdürdükleri, şikâyetçinin para vermeyeceğini, parasının olmadığını söylemesi üzerine de senet Sayfa 131 imzalamasını isteyip, cep telefonu numarasını alarak işyerinden ayrıldıkları, yaklaşık 10 gün kadar sonra gece 01.00 sıralarında, kendisini Diyarbakırlı C… diye tanıtan bir şahsın şikâyetçiyi arayarak hakaret ve küfürler edip, “aileni, kızını dağa çıkartacağım, seni geberteceğim, kafana kurşun sıkacağım” diye tehditlerde bulunduğu, ertesi gün öğle saatlerinde ise, sanık E…’nin telefonla şikâyetçiyi arayarak, 5.000 Lira nakit vererek işi halletmesini istediği, şikâyetçinin “üzerinde o kadar para olmadığını” söylemesi üzerine de 1.000 Liranın ödenmesi konusunda anlaştıkları, şikâyetçi A…’nın 28.08.2007 günü saat 10.00 sıralarında, Esenyurt Jandarma Komutanlığı’na müracaat ederek E… ve H… isimli şahısların kendisini ve ailesini ölümle tehdit etmek suretiyle para istediklerini bildirdiği, nöbetçi C. Savcısı’nın konu hakkında bilgilendirilmesi sonucu C. Savcısı’nın talimatı ile şikâyetçi tarafından temin edilmiş seri numaraları tespit edilen, 10 adet 100 YTL’nin tutanakla şikâyetçiye teslim edildiği, saat 17.00 sıralarında E…’nin şikâyetçiyi telefonla arayarak paranın hazır olup olmadığını sorduğu, şikâyetçinin paranın hazır olduğunu ve dükkanda beklediğini söylemesi üzerine de saat 17.15 sıralarında sanık E…’nin, iki kişi ile birlikte 34 … … plakalı beyaz renkli bir araçla gelip şikâyetçi A…’dan parayı teslim aldıktan sonra, kaçmaya çalışırken etkisiz hale getirilerek yakalandığı…E…’nin yer göstermesi üzerine de diğer sanık H…’nin çalıştığı kömür deposunda yakalanarak gözaltına alındığı…sabit olup…Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nca çözülmesi gereken uyuşmazlık, yukarıda anlatıldığı şekilde, başlayıp gelişen ve sonuçlanan olayda sanıkların eyleminin tek yağma suçu kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği noktasında toplanmaktadır…olayda, sanıkların iradeleri baştan beri mağdurdan belirli bir miktar para almaya özgülenmiş olup, gerçekleştirilen tehdit fiilleri amaçlanan yağma suçuna yönelik olduğundan sanıkların eylemleri, gerçekleştirdikleri tehdit adedince değil yalnızca amaçlanan tek yağma suçunu oluşturmaktadır. Bu nedenle olayın gelişimi ve sanıkların kasıtlarını nazara almaksızın, asıl suç içinde eriyen fiillerin birden fazla işlendiğinden hareketle, her eylemi yağma suçu şeklinde değerlendiren yerel mahkeme direnme hükmü isabetsizdir…”. Sayfa 132Bu kararda, çoğunluk görüşüne katılmayan bir üye ise yerel mahkemenin verdiği kararın isabetli olduğu gerekçesiyle hükmün onanması şeklinde oy vermiştir.
“…Yağma suçu aynı suç işleme kararının icrası kapsamında olmak üzere kısa aralıklarla aynı kişiye veya aynı eylemle birden fazla kişiye veya birden fazla hareketle birden fazla kimseye gerçekleşmesi durumunda TCK’nın 43/3 maddesi uyarınca zincirleme suç hükümleri uygulanamayacak, gerçek içtima hükümleri uygulanacaktır. Ancak fail kastını belirli bir parayı almak için veya bu paraya ulaşmak amacıyla özgülemiş ise mağdurdan değişik zamanlarda da para istense veya alınsa özgülenen kast nedeniyle eylem bir bütün halinde tek suç oluşturur. Dolayısıyla gerçek içtima hükümleri uygulanmaz…