Anayasa’nın 135. maddesindeki 1995 değişikliği öncesinde, ilgili fıkra hükmü “Amaçları dışında faaliyet gösteren ve siyasetle uğraşan meslek kuruluşlarının sorumlu organlarının görevine, kanunun belirttiği merciin istemi üzerine, mahkeme kararı ile son verilir ve yerlerine yenileri seçtirilir.”…
Burada, amaçları dışında faaliyet gösterme hususunun değerlendirilmesi gerekmektedir.…
“Baroların avukatlık mesleğini geliştirmek, meslek düzenini korumak gibi genel anlamda bir meslek kuruluşunun sahip olduğu görev ve yetkileri bulunmakla birlikte baroları diğer meslek kuruluşlarından ayıran birtakım özellikleri de bulunmaktadır. Bu bağlamda barolar, yargılama faaliyetinde savunmayı temsil eden avukatların meslek kuruluşudur. Adalet hizmetleri temel kamu hizmetlerinden olduğu için avukatların hukuk devletinin yargı düzeni içindeki önemi yadsınamaz. Yargının kurucu unsurlarından olan, …
Konuyla ilgili tartışmalı olan husus, siyasi faaliyette bulunup bulunmamanın kuruluş…
1995 Anayasa değişikliklerine dair parlamentodaki Genel Kurul görüşmeleri sırasında…
“... kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının siyaset yapmaları noktası, zannediyorum, yapılan değişiklikle belli bir dengeye kavuşmuştur; çünkü, bu kuruluşlar, siyaset yapacaklardır; fakat, kuruluş amaçlarının dışında faaliyet te bulunamayacaklardır; yani, siyaset yapmaları, kuruluş amaçlarıyla sınırlıdır. Biz, bu kuruluşların kendi amaçları doğrultusunda siyaset yapmalarını şöyle anlıyoruz: Belki, orada, bu dili daha açık duruma getirecek olan bir gerekçe yazımı gerekmektedir; çünkü, Anayasa ya baktığımız zaman, bu kuruluşların amaçları, sanki sadece meslek mensuplarının çıkarlarıyla ya da onların durumlarıyla ilgiliymiş gibi ifade edilmektedir. Değiştirmediğimiz birinci fıkra, sürekli, meslek mensuplarının durumlarından ve mesleğin geliştirilmesinden söz etmektedir; ama, meslek denince, mesleğin çerçevesi içine giren bütün siyasî konuları anlamak gerekir. Örneğin, bir orman mühendisleri odasının siyasetle uğraşması demek, sadece, orman mühendislerinin durumlarını düzeltmek, maaşlarının yükseltilmesini savunmak, statülerinin geliştirilmesini savunmak anlamında alınmamalıdır. Orman mühendisleri odasının siyaset yapması demek, aslında, diyelim ki, bir ülkenin ormanları, cayır cayır yanmaktaysa, orman yangınlarına karşı gerekli önlemleri almamış olan bir hükümetin eleştirilmesi ya da bu konularda daha iyi önlemler öneren bir partinin tutulması anlamında da alınmalıdır. Zannediyorum, gerekçede buna açıklık getirilmesi gerekir; çünkü, burada, ince bir çizgi var ve bu ince çizgi, ileride güçlüklere yol açabilir. Eğer, siyaset yapmalarını istiyorsak, bu, sadece meslek mensuplarının kişisel ya da grup biçimindeki çıkarlarının savunulması değil; mesleğin yapılmasında; örneğin, sanayi odalarının faaliyetlerinde, aynı zamanda Türkiye’nin sanayileşmesine ilişkin görüşlerin ifade edilmesi ve bu görüşlere uygun tutumların benimsenmesi biçiminde de anlaşılmalıdır. Sadece sanayicilerin kısa vadeli çıkarları değil, Türkiye’nin sanayileşmesi de bu siyasal faaliyetin içine girmelidir. O bakımdan, Komisyonun önüne gelmemiş olan birinci fıkranın, yapılan bu değişikliğin ışığında böyle anlaşılması gerektiğini, gerekçede, hiç olmazsa bir cümleyle belirtmek gerekir.”
Parlamentodaki aynı görüşme sırasında Anayasa Komisyonu Sözcüsü Kırca ise;…
“Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının, Anayasadaki hükme dayanan ve kanunla tespit edilmiş belirli yetkileri vardır. Bu yetkilerin içine, meslekî hak ve çıkarları korumanın yanın da, özellikle, meslek deon
Bunlar, elbette, amaçları dairesinde faaliyette bulunacaklar. Amaçları dairesinde faaliyette bulunmasalar, o zaman, baroların işine ticaret ve sanayi odalarının, ticaret ve sanayi odalarının işine tabip odalarının karşılıklı olarak karışmaları gerekir.…
Sivil toplum kurumlan demek, her bir kurumun, her konuyla, aynı derecede uğraşması demek değildir. Sivil toplum kurumları, sivil toplum müesseseleri demek, bu müesseselerin, belirli amaçlar için serbestçe çalışması demektir.…
Burada, siyaset yasağı niye söz konusu olamaz; çünkü, hür bir toplumda, siyaset ve her çeşit toplumsal faaliyet, birbirinden ayrılmaz derecede iç içe geçmiştir. Bir ticaret odası, bir sanayi odası yahut Ticaret ve Sanayi Odaları Birliği ‘hükümet, vergi politikasını iyi idare etmiyor veyahut falanca muhalefet partisinin, vergi politikası hakkındaki görüşleri doğrudur’ derse; bunlar, tamamıyla, o Ticaret ve Sanayi Odaları Birliğinin meslekî sahadaki faaliyet alanına girer, amaçları dairesinde kalır; ama, aynı zamanda, siyasî mücadelenin unsurları üzerinde belirli bir etki yaratır; çünkü, Ticaret ve Sanayi Odaları Birliğinin, hükümetin vergi politikasını beğenmemesi ve bir muhalefet partisininkini beğenmesi, elbette ki, seçmenler üzerinde belirli etkiler doğuracaktır. Yalnız, bu an lamda, bu teşekküllerin amaçları doğrultusunda çalışmaları, ister istemez siyaseti de etkiler; ama, bunun anlamı şu değildir: Bu teşekküller, doğrudan doğruya, partiler gibi iktidar mücadelesinin içine giremezler; aradaki fark bundan ibarettir.…
