Gerek İsviçre öğretisi gerek İsviçre Federal Mahkemesi usule aykırılık sebebiyle…
-
Git
: -
Favorilere ekle veya çıkar
-
ᴀ⇣ Yazı karakterini küçült
On İki Levha Yayıncılık
Yayın tarihi:
Şubat 2022
ISBN:
978-625-432-110-8
Baskı:
3
Aşağıda bir kısmını gördüğünüz bu dokümana sadece Profesyonel + pakete abone olan üyelerimiz erişebilir.
4.2. İsviçre Hukukunda
Daha önce ifade edildiği üzere bu hukuk sisteminde iptal sebeplerinin düzenlendiği…
Hâl böyle olmakla birlikte tespit edebildiğimiz kadarıyla bir yazar hariç illiyet…
Schott’un İsviçre hukukuna ilişkin tespitlerini ve görüşlerini şu şekilde özetlemek mümkündür(241): «Her şeyden önce iki farklı illiyet türü konusunda ayrım yapılmalıdır: Usûlî aykırılığın karara etkili olduğu illiyet (Ergebniskausalität) ve normatif illiyet (normative Kausalität). İlkinde hukuka aykırılığın karara etkisi esas alınırken, yani hukuka aykırılık olmasaydı kararın başka türlü alınıp alınmayacağı araştırması yapılırken; ikincisinde hukuka aykırılığın, kararını objektif biçimde veren bir pay sahibinin oy verme davranışına etkisinin bulunup bulunmadığı esas alınmaktadır. Usûlî aykırılığın karara etkili olduğu illiyetin de iki alt türü bulunmaktadır: –Sorumluluk hukukunda tabiî illiyete karşılık gelen– usûlî aykırılığın karara fiilen etkili olduğu illiyet (tatsächliche Ergebniskausalität) ve –sorumluluk hukukunda geçerli uygun illiyet teorisine benzer biçimde– usûlî aykırılığın karara etkili olup olmadığının objektif bir ölçü olan genel hayat tecrübesine göre tespit edildiği illiyet (objektivierte Ergebniskausalität). İsviçre hukukunda bunlardan fiilî illiyet görüşü hâkimdir.…
[Bundan sonraki açıklamalarımızda ifade kolaylığını sağlamak için usuli aykırılığın…
Usûlle ilgili hukuka aykırılık oylama sonucunun yanlış tespit edilmesi şeklinde karşımıza çıkarsa [nicelik açısından hukuka aykırılık] en uygun illiyet türü fiilî illiyettir. Bu hâlde objektif illiyete başvurma ihtiyacı yoktur.…
Buna karşılık pay sahibinin haklarını kullanması sırasında iradesinin oluşumunu ve özellikle oy verme davranışını etkileyen hukuka aykırılıklarda [nitelik itibariyle hukuka aykırılıklar] ne fiilî illiyet ne objektif illiyet, illiyet sorununun çözümüne elverişlidir:…
Her şeyden önce bu türden aykırılıklarda fiilî illiyet, illiyet bağının tespitinde yetersiz kalmaktadır. Örneğin genel kurula katılmasına haksız biçimde izin verilmeyen bir pay sahibinin, oylama sonucunu etkilemeyecek sayıda oya sahip olsa da yapacağı konuşma ve bulunacağı önerilerle oylama sonucunu değiştirecek biçimde diğer pay sahiplerinin oy verme davranışlarını etkileme ihtimâli bulunmaktadır. Ancak böyle bir etkiyi nicelik açısından hukuka aykırılıklarda olduğu gibi sayısal olarak ölçmek ve tespit etmek mümkün değildir. Bu söylenen, genel kurula katılmaya yetkili olmayan kişilerin müzakerelerde yapacakları konuşma vs. vasıtasıyla kararları etkileme ihtimâli için de geçerlidir. Keza pay sahiplerinin bilgi alma haklarının haksız biçimde reddinin karara etkisi de ölçülemez ve sayısal olarak tespit edilemez. Bu ve benzer durumlarda fiilî illiyetin varlığını tespit ve ispat etmek…
Nitelik itibariyle hukuka aykırılıklarda objektif illiyetten hareket edildiğinde ise fiilî illiyette yaşanılan ispat sorunuyla karşılaşılmaz; çünkü objektif bir ölçü olan genel hayat tecrübesine göre illiyetin varlığını tespit, hâkimin bizzat çözeceği hukukî bir sorundur. Ancak bu illiyet türünün sakıncalı tarafı, somutlaştırılması zor, belirsiz bir kavram olan genel hayat tecrübesini esas almasıdır. Bahsi geçen somutlaştırma için bazı ölçülerden yararlanma yoluna gidilebilir. Örneğin bir gündem maddesi hakkında pay sahibinin bilgi alma talebinde bulunmasından o bilginin pay sahibinin oy verme davranışı bakımından önemli olduğu sonucu çıkarılabilir. Pay sahibinin bilgi talebinin haksız biçimde reddedilmesinin o pay sahibinin iradesinin oluşumunu ve oy verme davranışını önemli ölçüde etkilemesi olasıdır. Keza bu pay sahibi önemli oranda oya sahipse, bilgi talebinin haksız reddinin karara etkisi de ihtimâl dâhilinde olacaktır vs. Durum böyle olmakla birlikte genel hayat tecrübesini somutlaştırmak için başvurulan ölçütler son derece kısıtlıdır ve yeterince elverişli değildir. Bu yüzden hem genel hayat tecrübesi kavramı hem usûlî aykırılığın pay sahibinin iradesinin oluşumunu esaslı biçimde etkileyip etkilemediği hususu büyük ölçüde belirsiz kalmaya devam etmektedir.…
Yukarıdaki aksaklıkları bir yana hem fiilî illiyet hem objektif illiyet, yani her ikisini kapsayan usûlî aykırılığın karara etkili olduğu illiyet (Ergebniskausalität), pay sahiplerinin, bu arada azınlığın katılma hakları ile bilgi alma ve inceleme hakkını fiilen etkisizleştirmektedir; çünkü Alman hukukunda dile getirildiği gibi ihlâle rağmen çoğunluğun aynı yönde karar vereceğinin ispat edildiği hâllerde illiyet bağının bulunmaması sebebiyle iptal davasının reddedilmesi, usûlî hükümleri sırf çoğunluk pay sahiplerini korumaya yönelik hükümler seviyesine indirgemektedir.…