“556 sayılı KHK’nin 35/1. maddesi uyarınca tescil başvurusu sırasında kötü niyetin başlı başına bir itiraz sebebi olarak öne sürülebilmesi mümkün olduğu gibi, sonradan aynı nedenle hükümsüzlük davasının açılabilmesi de KHK’nin amacına uygundur. Çünkü, KHK’nin 35/1. ve 42/1- ( a ) maddelerindeki düzenlemeler de, esasen, MK.nun 2. maddesinin özel bir uygulamasından ibarettir. Bu bakımdan her somut olayın özellikleri gözönüne alınarak açıkça kötü niyetle gerçekleştirildiği belirlenen marka tescilinin hükümsüzlüğüne karar verilebilmelidir. Bu husus 556 sayılı KHK’nin 42. maddesinde başlı başına bir hükümsüzlük nedeni olarak düzenlenmemiş olsa dahi, genel hüküm ve temel prensip niteliğindeki MK.nun 2. maddesi uyarınca kötü niyetin korunması söz konusu olamayacağından dolayı aynı sonuca ulaşılması KHK’nin ruhuna da uygundur”…
Aşağıda bir kısmını gördüğünüz bu dokümana sadece Profesyonel + pakete abone olan üyelerimiz erişebilir.
4. Kötüniyetle tescil
Bu hükümsüzlük hali KHK m. 42’de sayılmamıştır. Ancak KHK m. 35/1 uyarınca marka…
Alman Federal Mahkemesi, SIMCA Kararında(610) kötü niyetin varlığı bakımından bir ölçüt koymuştur. Buna göre marka başvurusunda bulunan kişi, bir başkasının haklı olarak kullandığı markanın aynısını veya iltibasa yol açan benzerini - kendisi söz konusu bu işaret için şekli bir hak elde etmeksizin - aynı veya benzer mal veya hizmetler için tescil başvurusuna konu ediyorsa ve tescil başvurusunda bulunan kimsenin davranışının kötü niyetli olduğunu gösteren somut olayın özellikleri buna eklenmişse, kötüniyetin varlığı kabul edilmelidir(611).…