Ülkemizde, üniversitelerde kılık-kıyafet ve bu bağlamda başörtüsü tartışmaları, 1980’li…
-
Git
: -
Favorilere ekle veya çıkar
-
ᴀ⇣ Yazı karakterini küçült
Aşağıda bir kısmını gördüğünüz bu dokümana sadece Profesyonel + pakete abone olan üyelerimiz erişebilir.
5. Türkiye’de Başörtüsü: AYM’nin Yasağa Dayanak Kararları ve Bireysel Başvurunun Özgürlüğe Dönük Etkisi
Türkiye’de dini uygulama ile ilgili tartışmalarda kuşkusuz başörtüsünün özel bir…
Başörtüsü konusunda Anayasa Mahkemesi’nin ilk kararı 1989 tarihlidir(709).…
“Dine dayanan yasalar, vicdan özgürlüğünü benimsemediğinden, her din için ayrı yasa gereğini ortaya çıkarır, ulusal bir devlette bu tür bir düzenleme olamaz. Böyle düzenlemeler din kurallarını benimsemeyenler için baskı aracı sayılabileceği gibi…
Herhangi bir düzenlemenin dinden kaynaklanmaması, bir düzenlemenin muhakkak dinsel…
“Yükseköğretim kurumlarında giysilerin başörtü ve türbanın dinsel inanca dayandırılması çağın gereklerine aykırıdır. Çağa, güne, ortama, koşula, duruma uygun olarak herkes istediği biçimde giyinir.”…
Kararda dini sembollerin din özgürlüğü kapsamında görülmemesi ise din ve vicdan özgürlüğünün…
“Lâiklikle vicdan özgürlüğü karıştırılarak dinsel giyinme özgürlüğü savunulamaz. Giyim konusu Türk Devrimi ve Atatürk İlkeleriyle sınırlı olduğu gibi vicdan özgürlüğü konusu da değildir.”…
Nitekim Mehmet Çınarlı muhalefet yazsında şu ifadeleri kullanmıştır(717): “…hürriyetleri kişinin istediği şekilde kullanması kaide, bu hürriyetlerin bazı zaruretlerle sınırlandırılması istisnadır. Bu sınırlandırmaların ne sebeple ve nasıl yapılabileceğini de Anayasa’nın 13. maddesi göstermiştir...Bu maddede sayılan sınırlama sebeplerinin hiçbirisi dinî inanç dolayısıyla boyun ve saçların örtü veya türbanla kapatılmasını yasaklamaya dayanak olamayacağı gibi, Anayasa’nın öteki maddelerinde de kanun koyucuyu böyle bir yasak getirmeye mecbur edecek bir hüküm yoktur.”…
1991 yılında AYM bu kez “yorumlu ret”(718) olarak nitelenen, katı laiklik anlayışı çerçevesinde tanımlanabilecek bir karar vermiştir. 2547 sayılı YÖK Kanunu’na eklenen ek madde 17 ile “yürürlükteki kanunlara aykırı olmamak kaydı ile yükseköğretim kurumlarında kılık ve kıyafet serbesttir” hükmünün Anayasa’ya aykırı olmadığını değerlendiren Mahkeme, başörtüsünün daha önce verilmiş Anayasa Mahkemesi kararı doğrultusunda zaten laiklikle bağdaşmadığı, bu nedenle bu maddenin başörtüsüne özgürlük getirdiği yönünde anlaşılamayacağını belirtmiştir. Böylelikle Anayasa Mahkemesi, maddeyi iptal etmeden maddenin amacını boşa çıkaracak şekilde kararını gerekçelendirmiştir. Esasında mahkeme kararlarının gerekçesi bağlayıcı olmamakla birlikte karar yasakçı uygulamalarda temel bir argüman olarak kullanılmıştır. Anayasa Mahkemesi bu kararına temel olarak daha önce aynı konuda vermiş olduğu kararı ve bu kararın tüm devlet organlarını bağladığını dolayısıyla lafzen Anayasa’ya aykırı olmayan ek madde 17’nin AYM’nin önceki kararı sebebiyle başörtüsüne serbestlik olarak anlaşılamayacağını belirtmiştir(719).…
“Kılık ve kıyafet, biçimsel görünüm olmakla birlikte, aynı zamanda, özü de dışa yansıtır. Bu bakımdan Yükseköğretim Kurumlarında öğrencilerin kılık ve kıyafetinin yalnız Anayasa’nın 174. maddesiyle anayasal güvenceye bağlanmış bulunan Devrim…
Karara ilişkin değişik gerekçede Haşim Kılıç, Mahkeme’nin 7.3.1989 tarih ve 1989/12…
2008 yılında 5735 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine…
Teklif edilebilirlik açısından AYM, her ne kadar Anayasa’nın 148. maddesi Anayasa…
“Dolayısıyla Anayasanın ilk üç maddesinde değişiklik öngören veya Anayasa’nın sair maddelerinde yapılan değişikliklerle doğrudan doğruya veya dolaylı olarak aynı sonucu doğuran herhangi bir yasama tasarrufunun da hukuksal geçerlilik kazanması mümkün olmadığından, bu doğrultudaki tekliflerin sayısal yönden Anayasa’ya uygun olması tasarrufun geçersizliğine engel oluşturmayacaktır.”…
Kanaatimizce, AYM’nin teklif edilebilirlik incelemesi iki açıdan sorunludur. İlk…
AYM içerik yönünden yaptığı incelemede, AİHM’nin başörtüsüyle ilgili kararlarına…
Bireysel başvuru usulünün kabulü ile AYM’nin anayasal hak ve özgürlüklere yaklaşımı…
AYM, Tuğba Arslan başvurusunda başörtüsüyle duruşmaya katılması sebebiyle derece mahkemesinin duruşmayı ertelemesini ve başvurucunun müvekkiline yeni bir avukat tutmak üzere süre vermesini din ve vicdan özgürlüğünün ihlali olarak değerlendirmiştir. AYM’ye göre Türk hukukunda şekli kanun kriteri geçerlidir. Duruşmalara başörtülü girilemeyeceğini belirten bir kanun hükmü olmadığından derece mahkemesinin bu yöndeki kararı, meşru amaç ve demokratiklik kriterlerinin ayrıca
“Demokratik bir toplumda, mevcut başvurudaki gibi çatışan menfaatlerin olduğu durumlarda menfaatlerden birini korumak için, diğerine özünü zedeleyecek nitelikteki müdahaleler bir çözüm yolu olarak kabul edilemez. Belli bir dinsel uygulama davranışını, başkalarını korumak adına ölçüsüz sınırlandırmanın veya yasaklamanın çoğulculuğu ve hoş görüyü devlet eliyle örselemek anlamına geleceği hatırda tutulmalıdır. Bu sebeple demokratik bir toplumda daima hakları korumayı esas alan yaklaşımlar benimsenmeli, bir hakkın kullanılmasından dolayı ortaya çıkabilecek sorunlar, hakkı tümüyle kullanılamaz hale getiren tedbirler yerine, söz konusu hakkın barışçıl kullanımını sağlayacak tedbirler ile çözümlenmelidir. Nitekim yürürlükteki mevzuat hakları korumayı esas alan bir yaklaşımla hazırlanmış, bireylerin dinlerinin icaplarını uygulama özgürlüklerini bütünüyle ortadan kaldırmaksızın güvenlik önlemlerinin durumun gerektirdiği ölçüde ve biçimde yerine getirilmesini temin için bazı tedbirler öngörülmüştür. Buna karşın somut olayda mevzuatın öngördüğü tedbirler alınmamıştır.”…
