Ancak, iptali dava edilmiş olmasına rağmen yönetim kurulu tarafından uygulanmış olan…
-
Git
: -
Favorilere ekle veya çıkar
-
ᴀ⇣ Yazı karakterini küçült
Aşağıda bir kısmını gördüğünüz bu dokümana sadece Profesyonel + pakete abone olan üyelerimiz erişebilir.
6. Genel Kurul Kararının Yürütülmesinin Geri Bırakılması
İptali için dava açılmış olan bir genel kurul kararının yönetim kurulu tarafından…
Genel kurulun usule ilişkin bir defalık kararlarının yalnız başlarına iptalleri veya…
TTK’nun 449 uncu maddesinde “Genel kurul kararı aleyhine iptal davası açıldığı takdirde ... dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verilebilir” şeklinde…
Genel kurul kararının uygulanmasının ertelenmesine doğal olarak davacının talebi…
Ancak, davacının kararın uygulanmasının ertelenmesine ilişkin talebi davalı anonim…
TTK’nun 449 uncu maddesinde yönetim kurulu üyelerinin görüşlerinin alınması öngörüldüğüne…
Genel kurul kararının yürütülmesinin ertelenmesi de bir ihtiyati tedbir niteliğinde…
Keza, yürütmenin ertelenmesine ilişkin mahkeme kararına aykırı hareket HMK’nun 398…
Yine, hukuken bir davada dava dışı kişilerin haklarını ihlâl edebilecek şekilde ihtiyati…
İptal davasının TTK’nun 445 ve 446 ncı maddelerine göre yönetim kurulu tarafından…
TTK’nun 448 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre mahkemece “şirketin muhtemel zararlarına karşı”…
Acaba, genel kurul kararlarının uygulanmasının ertelenmesi temyiz aşamasında Yargıtay’dan…
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 19.11.1985 günlü ve E. 85/6941, K. 85/6691 sayılı kar…
“...Umumi heyetçe alınan kararlara karşı TTK’nun 382 nci (yeni TTK. md. 449) maddesi hükmüne göre tehiri icra kararı istenmesi mümkün bulunmaktadır. Anonim şirketlerle ilgili mevzuatta bundan başka ve açıkça tehiri icra kararı verilmesine ilişkin hükme rastlanmamaktadır... Tehiri icra şeklindeki talebin ihtiyati tedbir isteği mahiyetinde kabul edilmesi mümkün ise de, bu konu HUMK’nun 101 ve müteakip maddelerinde düzenlenmiş olup uygulama alanı bidayet mahkemeleridir. Yargıtay incelemesi aşamasında uygulama alanı bulunmamaktadır. Bu sebeple talebin kabulü mümkün görülmemiştir...”…
demek suretiyle temyiz aşamasında yürütmenin ertelenmesi isteminde bulunulabilmesi…
“HUMK’nun 443 üncü maddesinin 4 üncü bendinde (HMK. md. 367/2’de) şahsın hukukuna dair kararların kesinleşmedikçe icra olunamayacağının hükme bağlanmış bulunduğu; TTK’nun 1. ve 138 inci maddelerinde ise Türk Medeni Kanunu’na ve tüzel kişilere atıf yapılmış olduğu; davalı anonim şirket de tüzel kişi olup, karar da bu tüzel kişiliğin organı ile ilgili bulunmasına göre, bu kabil kararların kesinleşmedikçe icrasının mümkün olamayacağı ve bu kabule göre de böyle bir kararın tehiri icra istemine konu olamaması gerektiği,”…
görüşünü savunmuş ve yürütmenin ertelenmesini isteyebilme imkânını kökten reddeden…
Daha sonra, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 12.9.2000 günlü ve E. 2000/7323, K. 2000/644…
“...İcrasının durdurulması istenen mahkeme kararı para veya eşya teslimine ilişkin HUMK’nun 443/1 (HMK. md. 367/1) ve İİK’nun 36 ncı maddelerinin tatbikini gerektirici bir hüküm mahiyetinde değildir. Kaldıki, HUMK’nun 443 üncü maddesinin 4 üncü bendi (HMK. md. 367/2) şahsın hukukuna ilişkin kararların kesinleşmedikçe icra olunamayacağını hükme bağlamış olup, davalı anonim ortaklık da MK’nun Şahsın Hukuku kitabının 2. babında düzenlenmiş tüzel kişiliği haiz bir hükmî şahıs olmasına ve karar da bu tüzel kişiliğin organları ile ilgili bulunmasına göre, bunun tabii sonucu olarak böyle bir kararın kesinleşmeden icrası mümkün olamayacağından tehir-i icra istemine konu teşkil etmesi de düşünülemez. Bu bakımdan HUMK’nun 443/4 üncü (HMK. md. 367/2) maddesine aykırılık teşkil eden istemin reddine karar verilmek gerektiği sonucuna varılmıştır...”(558)…
Bir kere, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin yukarıdaki 19.11.1985 tarihli kararında…
HMK’nun 389 ve 391 inci maddelerinde genel olarak hâkimin icabeden ihtiyati tedbirlerin…
“...Yargı yetkisinin etkinliği “karar verme” aracının da özgürce ve eksiksiz kullanılmasını gerektirir ki, yürütmeyi durdurma önlemi bu “eksiksiz kullanma” kapsamında yer alır... Yürütmenin durdurulması kararı yargı bütünlüğü ilkesinin bir ön uygulamasıdır... son kararı vermeye yetkili organın, davanın bir başka bölümü için karar veremeyeceğinin kabulü yargı yetkisinin eksiksiz kullanılmasıyla bağdaşmaz. Yürütmenin durdurulması, yargılama evrelerinde yargının denetim etkinliğini artırıcı bir araç olarak yargı yetkisinin bütünlüğü içinde yer alır... İster özel hukuk, ister kamu hukuku uyuşmazlıklarında olsun, yasalarda açıkça bulunmasa bile “önlem (tedbir)” yetkisinin varsayılması bir zorunluluktur”.…
denilmektedir(559). Sonuç olarak, TTK’nun 449 uncu maddesinde yer alan “mahkeme” kavramına Yargıtay’ın da dahil olduğunun ve dolayısıyla genel kurul kararlarının uygulanmasının ertelenmesi, iptal davasının reddine ilişkin yerel mahkeme kararının temyizi ile birlikte ilgili Yargıtay Dairesinden istenebilmesine hukuken herhangi bir engel bulunmamaktadır(560)…
