Alman hukukunda, hakem-bilirkişi raporunun açıkça hakkaniyete aykırı veya yanlış…
-
Git
: -
Favorilere ekle veya çıkar
-
ᴀ⇣ Yazı karakterini küçült
Aşağıda bir kısmını gördüğünüz bu dokümana sadece Profesyonel + pakete abone olan üyelerimiz erişebilir.
6.İptal Davasında Karar ve Karara Karşı Başvuru Yolları
a.Karar
Hakem-bilirkişi raporunun iptal edilmesi sonrası, mahkemenin kendisi mi karar vermeli,…
İsviçre hukukunda hakem-bilirkişi raporunun açıkça hakkaniyete aykırı veya yanlış…
Bachmann, Alman hukukundaki hakem-bilirkişi raporunun açıkça yanlış olması durumunda, mahkemenin karar vermesi durumunu eleştirmektedir. Çünkü hâkimin görevinin, salt vakıayı tespit etmek olmadığını belirtmektedir (HMK m. 106/II). Bu nedenle hâkimin görevi, hasar miktarını belirlemek değil, sadece hukukî sorun ve uyuşmazlık olan, hakem-bilirkişi raporunun iptali hakkında karar vermek olduğunu ifade etmiştir(499)…
Brosi, hakem-bilirkişi raporunun iptaline mahkeme tarafından karar verilmesini, taraflar arasındaki hakem-bilirkişilik sözleşmesinin de sona ermesi sonucunu doğurmayacağını belirtmektedir. Bu nedenle, tarafların sözleşme gereği, yeniden hakem-bilirkişi raporu alması gerekir. Ancak tarafların yedek hakem-bilirkişi konusunda bir düzenleme koymamaları veya yeniden hakem-bilirkişi atanması konusunda anlaşamamaları durumunda, hakem-bilirkişilik sözleşmesi sonradan imkânsız hâle gelebilmesi mümkündür. Dolayısıyla hakem-bilirkişi raporu iptal davasında, mahkemenin görevi, sadece hakem-bilirkişi raporunu iptal etmek olup mahkeme ayrıca çekişmeli vakıa hakkında bağlayıcı bir tespitte bulunamaz(500)…
Hukukumuzda da hakem-bilirkişi raporunun iptal kararı sonrasında, sigorta genel şartlarında,…
Doktrinde azınlıkta kalan görüşe göre(501), Alman Sigorta Sözleşmesi Kanunu (VVG) § 84 hükmündeki gibi, mahkemece hakem-bilirkişi raporunun iptaline hükmedilmesi durumunda, ayrıca vakıa tespitinin buna dayanılarak da zararın tespitinin de mahkemece yapılması gerektiğini savunmaktadır. Çünkü bu durumun taraflar ve mahkeme açısından pratik bir çözüm olduğunu belirtmektedir. Mahkemece zarar miktarının belirlendiği durumda, mahkemenin tespitinden sonra, tekrar hakem-bilirkişilerce rapor düzenlenmesi gerektiğini savunmak, ihtilafın uzamasına sebebiyet verdiğini ifade etmektedir. Ayrıca Türk Ticaret Kanunu’nun 1427. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen, alacağın muacceliyet
Doktrinde bizim de katıldığımız hâkim görüşe göre(502), hakem-bilirkişi raporlarına karşı iptal davasında, mahkemenin vereceği karar, hakem-bilirkişi raporunun iptali veya iptal talebinin reddi şeklinde olması gerekir. Çünkü tarafların, talep sonucu, hakem-bilirkişi raporunun iptali isteminden ibaret olup asıl alacak veya vakıa tespiti hakkında bir istemleri yoktur. Taleple bağlılık ilkesine göre, hâkim, tarafların talep sonucuyla bağlı olup ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyecektir (HMK m. 26/I). Bu nedenle, hakem-bilirkişi raporunun iptali davasında, tarafların talep sonuçları, sadece hakem-bilirkişi raporunun iptaline ilişkin olup asıl alacak miktarı hakkında, bir talepleri olmadığından karar verilemez. Nitekim yukarıda da belirtiğimiz üzere, hakem-bilirkişi raporunun iptali davasının hukukî niteliği bir menfi tespit davasıdır. Ayrıca hakem-bilirkişi raporunun iptalinin içeriği sadece hakem-bilirkişi raporunun hukukî niteliği olan delil olarak geçersiz sayılmasından ibarettir. Bu nedenle, taraf iradesine saygı gösterilmek suretiyle, hakem-bilirkişi raporunun iptali sonrasında, yeni bir hakem-bilirkişi atanması ve ilgili vakıa hakkında yeni bir hakem-bilirkişi raporunun düzenlenmesi gerekmektedir. Aksi durum, tarafların hakem-bilirkişilik sözleşmesi yapma iradesinin yok sayılmasına, mahkemenin kendisi atayacağı bilirkişilerce, uyuşmazlık konusuna dair yeni bir tespit gerçekleştirmesine sebebiyet verecektir. Nitekim hakem kararının iptali durumunda, taraflar aksini kararlaştırılmamışlarsa…
Yargıtay eski tarihli bir kararında, hakem-bilirkişi raporuna yapılan itiraz şeklinde…
