Rawls, tanımladığı orijinal pozisyonda saf prosedürel adaletin var olduğunu ifade…
Rawls, esasında öze dair adalet ile usûli adalet düşüncesi arasında keskin bir ayrım…
Rawls’un adalet düşüncesi ile ilgili burada ifade edilmesi gereken bir diğer önemli…
Rawls, kuramında kişilerin vatandaş olarak ihtiyaçlarının birincil değerler kapsamında…
Bu tip bir sosyal adalet anlayışı, ihtiyaçlar ile ilgili iki temel varsayıma dayanır.…
Rawls’un kuramını katı bir ihtiyaç temelli adalet teorisi olmaktan çıkaran ikinci…
Barry’nin ise sosyal adalete ve onun amaçlarına yönelik şüpheli bakışı açıkça görülebilmektedir.…
Barry, sosyal adaletçi düşüncede eşitliğin esas olduğuna ilişkin bir karinenin mevcut…
Rawls’un toplum içinde en dezavantajlı kesimin lehine düzenlemeler yapılmasını gerektiren…
Barry, bütün bunlara ilaveten, ihtiyaç temelli adalet teorilerine karşı da eleştirel…
Özetle Barry, adaleti Rawls’takine benzer bir şekilde eşitliğe dayalı olarak değil…
Bu açıklamalar da göz önünde bulundurulduğunda, Barry’nin sosyal adalete karşıt pozisyonu…
Buraya kadar tespit ettiğimiz, iki yazarın da sosyal adalet karşısında aldıkları…
Rawls, adaletin ilkelerine aklın ışığı altında ulaşılacağına inanır. Adaletin neyi…
İnsanın yardımlaşmaya duyduğu arzuya rağmen toplumsal eşitsizliğin kendiliğinden…
Öbür yanda ise Barry gibi son dönemlerde eşitliğe yönelik tüm eylemlerin zorunlu…
