Birinci şart: Rıza gösterilecek hakkın üzerinde mutlak suretle tasarruf edilebilmelidir. Kişisel verilerin korunmasının felsefesinde kişinin maddi ve manevi varlığını dilediği gibi sürdürebilmesi ve verilerinin geleceğini belirleyebilmesi düşüncesi yatmaktadır. Bu düşünce doğrultusunda kişiye, kişisel verilerini kontrol edebileceği bir hakimiyet alanı sağlanmaktadır. İşte bu hakimiyet alanı yaratma düşüncesi, kişinin kişisel verileri üzerinde serbestçe ve mutlak şekilde tasarruf edebileceği bir hakkı işaret etmektedir. Nitekim öğretideki çoğunluk görüşü kişisel verilerin korunması hakkı üzerinde mutlak suretle tasarruf edilebileceğini kabul etmektedir(189).…
İkinci şart: Rızayı gösteren kişi, bu iradeyi göstermeye ehil olmalıdır. Ayırt etme gücüne sahip olan herkes rıza göstermeye ehil sayılmaktadır. Akla uygun bir şekilde davranan kimse ayırt etme gücüne sahiptir(192).…
Üçüncü şart: Rızanın bir davranış ile açıklanması gerekmektedir. Bu açıklama zaman ve şekil açısından incelenmelidir. İlgilinin rızası en geç fiilin tamamlanmasından önce açıklanmalıdır. Suç tamamlandıktan sonra hak sahibinin suçu kabullenmesi, teknik anlamda rıza değil, bir icazettir. İcazet bir hukuka uygunluk sebebi olmamakla birlikte ceza muhakemesi hukuku açısından şikâyete bağlı suçlarda şikâyetin varlığını etkileyen bir husustur(194).…
Ceza hukukunda kural olarak rıza için özel bir şekil şartı aranmamaktadır. Rıza karşı…
Yukarıda bahsi geçen genel açıklamalar KVKK’nın uygulama alanı bulmadığı(197)…
