Öğretide haklı olarak belirtildiği gibi, “buradaki teşebbüsten maksat, sadece görevin…
Gerçekte kamu görevlisi olmakla birlikte sahip olmadığı bir yetkiyi kullanarak işlem…
Yargıtay 2006 tarihli bir kararında; “…sanıklar Oğuzhan ve Serkan, yakınan Muhsin’e yönelik yağma suçunu gerçekleştirebilmek amacıyla kendilerini polis olarak tanıtmanın dışında, polislik görevi ile ilgili üst arama işlemini de yaptıklarından, Oğuzhan ve Serkan hakkında kamu görevinin usulsüz üstlenilmesi suçu ile ilgili kurulan hükümlerin onanmasına…”(39)…
2009 tarihli bir kararında da “…sanığın sağlık ocağına gelerek, kendisinin yeni atanan hekim olduğunu söylemesine karşın görevinin verdiği yetkiyi kullanmaya kalkışmadan kendisinden şüphe edilmesi üzerine hekim olmadığını söyleyerek gerçeği açıklamasından ibaret eyleminde, kamu görevini üstlenmeye teşebbüs suçunun öğelerinin oluşmadığı gözetilmeden, TCY’nın 262/1. maddesiyle hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir…”(40)…
Ancak, kamu görevinin usulsüz olarak yerine getirilmesi yani kamu görevine ilişkin…
Ayrıca kamu görevini yerine getirmeye teşebbüsün kanun ve nizamlara aykırı olması…
Yargıtay 2013 tarihli bir kararında bunu; “…5237 sayılı TCK’nın 262. maddesinin 1. cümlesindeki suçun oluşması için ortada yapılması gereken bir kamu görevi bulunmalı ve fail bu görevi görev mevzuatına aykırı biçimde üstlenip yerine getirmeye teşebbüs etmelidir”(46)…
Ancak, Yargıtay’ın 2020 tarihli çok yeni bir kararında bu konu hakkında; “…dosya kapsamındaki tüm deliller ve anlatımlara göre sanığın mal müdürlüğündeki avans işlemlerini talebi ve üstlenmesi olmaksızın bir kısım kamu görevlilerinin şifrelerini vermesi ve hesaplarına yatan avans paralarını sanığa elden ya da hesabına aktarmak suretiyle teslim etmeleri sonucu gerçekleştirdiği de nazara alındığında, atılı suçun yasal unsurlarının oluşmayacağı…”(47)…
Yerine getirilmeye teşebbüs edilen eylemin niteliği, sayısı, süresi önemli değildir.…
Yapılan işlemin mevzuatın aradığı şekil şartlarına uygun veya hukuken geçerli olması…
Yargıtay yukarıdaki değerlendirmeyi yaptıktan sonra aynı kararında; “...somut olayda Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğüne giderek kendisini Yargıtay Cumhuriyet Savcısı olarak tanıtıp, buna dair kimlik gösterdiği, kardeşini darp eden kişiler olarak düşündüğü iki kişinin ismini vererek bunların ifadelerini almak ve bu konuda kendisine yardımcı olunmasını istemiş, Yargıtay Cumhuriyet Savcısının devam eden bir soruşturma nedeniyle kişilerin ifadelerini alma yetkisinin bulunmadığı, dolayısıyla üstlenilen memuriyete ait bir görevin yapılmaya kalkışılmadığı için kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi suçunun oluşmayacağını…” …
Yine 2015 tarihli bir kararında “…sanığın, daha ucuza televizyon alabilme umuduyla Adana Mısır Çarşısı esnafından bazı kişilere polis olduğunu söylemesinden ibaret eylemin, üstlenilen kamu görevi ile ilgili bir eylem veya işlemde bulunmamış olması karşısında, kamu görevinin usulsüz üstlenilmesi suçunu oluşturmayacağı…”(51)…
Hukuka aykırı şekilde üstlendiği kamu görevi ile yerine getirilmeye teşebbüs edilen…
