Kayyımın atanması, ilgili kişinin isteği üzerine olabileceği gibi vesayet makamınca…
Vesayet organlarından vasi ve kayyım karşılaştırıldığında aralarında şu temel farklar…
1- Kayyımlığın düzenlenişi bakımından diğer vesayetî tedbirlere göre en ayırt edici özelliği, kanunda kişinin ihtiyacına cevap veren birden fazla türde düzenlenmiş olmasıdır. TMK. m. 403/II’de genel olarak belirtildiği üzere ya kişinin belirli işlerini görmek ya da onun mal varlığını yönetmek üzere belirtilen kayyımlık türlerinden birine başvurulur. TMK. m. 426 uyarınca, temsil kayyımlığı ergin kişinin hastalığı, başka bir yerde bulunması veya benzeri sebeplerle acil bir işini göremediği veya işinin görülmesi için bir temsilci atayamadığı(177)…
2- Vasi, vesayet altındaki küçük veya kısıtlının kişiliği (bedensel, fikri, ahlaki, duygusal ve sosyal gelişimi) ve mal varlığını ilgilendiren tüm çıkarlarını korumak ve gerekli hukuki işlemlerde onu temsil etmekle görevlidir. Bunun yanında vasinin ayrıca mal varlığını yönetme, işletme, küçük veya kısıtlı adına yatırım yapma ve mal varlığını geliştirmek amacıyla tasarrufta bulunma ödevleri de bulunur(182).…
3- Vesayeti gerektiren hâller bakımından sınırlı sayı ilkesi geçerliyken(185)…
4- Vasi atanması yalnız gerçek kişiler hakkında söz konusuyken TMK. m. 427/I…
5- Vasinin görevi sürekli olup yetki ve görevlerinde genellik söz konusudur. Kayyımın ise görevleri sınırlılık, belirlilik ve geçicilik niteliklerini taşır(187).…
6- Vesayet altına alınma, korunma ihtiyacındaki kişinin yaş küçüklüğü veya kısıtlılığı nedeniyle tam fiil ehliyetinden yoksun olduğu veya ehliyetinin sınırlanması gereken hâllerde söz konusu olur. Kayyımın atanması için ise hakkında atanacağı kişinin mutlaka fiil ehliyetini yitirmiş olmasına veya ehliyetinin sınırlanmasına ihtiyaç duyulmaz. Herhangi bir sebeple kişinin kendi çıkarlarını koruyamadığı veya korunması gerekli bir çıkarın kime ait olduğunun bilinmediği özel durumlarda da kayyımlığa başvurulması mümkündür(189).…
7- Vesayet altına alınma hâlinde mahkeme tarafından verilen kısıtlılık kararına bağlı olarak kişinin hukuken sahip olduğu ehliyeti değişikliğe uğrar. Buna göre tam ehliyetli kişi, kendisine vasi atanması ile artık sınırlı ehliyetsiz sıfatını kazanır ve bundan böyle yapacağı işlemlerde onun izni
8- Velâyet ile vesayet kurumlarının aynı anda uygulanmaları mümkün olmadığından veli ve vasi birlikte görev yapamazlar. Kayyımlıkta ise gerekli hâllerde veli veya vasi, kayyımla aynı anda görev yapabilir(194)…
9- Vasinin atanmasında yetkili makam vesayet altına alınan kişinin yerleşim yerinin bulunduğu Sulh Mahkemesidir. Vasinin şahsına dair veya onun atanmasına karşı yapılan itirazlar için ise Asliye Hukuk Mahkemesine başvurulur. Temsil kayyımlığında kayyım atama yetkisi, kendisine kayyım atanacak kişinin yerleşim yerinin bulunduğu Sulh Mahkemesinde iken yönetim kayyımının söz konusu olduğu durumlarda atama yetkisi, kendisine kayyım atanacak kişinin mallarının büyük bölümünün bulunduğu yer mahkemesine aittir (TMK. m. 430). Ayrıca vesayet kararının TMK. m. 410’da düzenlendiği üzere ilan edilmesi gerekirken, kayyım atanması hâlinde ilgili kararın ilan edilip edilmeyeceği yetkili hâkimin takdirine bırakılmıştır(195).…
10- Vasi de kayyım da kanunen ücret alma hakkına sahiptir. Bununla birlikte TMK. m. 457’e göre vasinin ücreti ancak bunu talep etmesi
11- Vasinin görev süresi kural olarak iki yıl olarak belirlenip, bu iki yılın sonunda vesayet makamı yeniden her defasında bu süreyi ikişer yıl olmak üzere uzatabilir. Dört yıllık görev süresi dolunca vasinin vasilikten kaçınma hakkı doğar (TMK. m. 456)(197).…
12- Vesayetin sona ermesi, vesayeti gerektiren hâllerin sona ermesi (TMK. m. 470-472, 474-477) veya vasiye bağlı nedenlerden dolayı vasilik görevinin sona ermesi (TMK. m. 479- 483) ile söz konusu olur. Vesayetin kaldırılması ise (özgürlüğü bağlayıcı ceza nedeniyle kısıtlama dışında) kesinleşmiş mahkeme kararıyla gerçekleşir. Ayrıca kesin hesap ve mal varlığının teslimi, rapor ve hesabın incelenmesi gibi işlemler (TMK. m. 489 vd.) vesayetin sona ermesini takiben yerine getirilmelidir. Buna karşılık temsil kayyımlığı ve yönetim kayyımlığının kaldırılmasında, yine vasilik görevinin sona ermesine ilişkin sebepler kıyasen geçerli olmakla birlikte, temsil kayyımlığı TMK. m. 477/I’de özel olarak düzenlendiği üzere, kayyımın yapmakla görevlendirildiği işin bitirilmesiyle ve ya yapılacak belirli işi gerekli kılan sebebin ortadan kalkmasıyla sona erer. Benzer şekilde yönetim kayyımlığı da kayyımın atanmasını gerekli kılan sebebin ortadan kalkmasıyla sona erer (TMK. m. 477/II) ancak sona erdirmek için vesayet makamının bu yönde karar alması gereklidir(198). Kanun koyucunun yaptığı bazı düzenlemeler, vesayet organları olan vasi ve kayyım…
