Aşağıda bir kısmını gördüğünüz bu dokümana sadece Profesyonel +
pakete abone olan üyelerimiz erişebilir.
(a) Kullanılan Dil ve Göreli Yaklaşım
Kürşat Eyol kararında, HAGB kararı sonrası yapılan idari yargılamada başvurucuyu TSK’dan ayırma işleminin uygun bulunduğu kararda, başvurucunun disiplin durumunun yanı sıra ilgili ceza yargılaması dikkate alınarak, “yargılanmasına, mahkûmiyetine neden olan suçun vasıf ve mahiyeti dikkate alındığında; dava konusu işlemin sebep unsurunun maddi gerçeklik ile uyumlu olduğu” gerekçesine dayanılmasını, AYM ihlal olarak görmemiştir. Mahkeme, burada, AYİM’in ceza davasının sonucuna değil, sadece başvurucunun yargılanmasına neden olan suçun
AYM, Mustafa Kıvrak kararında, başvurucunun görevli memura hakaret suçundan aldığı HAGB kararı sonrası terfi ettirilmemesini konu alan idari yargılamada, söz konusu işlemin, başvurucunun disiplin durumunun yanı sıra “devam eden rütbe terfiine engel adli ve idari soruşturmaların bulunması” ve “görüşülme tarihi itibarıyla adli yargı yerinde 2 ay 20 gün hapis ve para cezasına mahkûm edildiği ve bu davanın temyiz yargılamasının devam ettiği” gerekçelerine dayanılarak hukuka uygun bulunmasını, masumiyet karinesinin ihlali olarak görmemiştir. AYM’ye göre, bu gerekçelerde yargı kararının sonucundan ziyade, yalnızca yargısal sürece dikkate çekilmektedir. Mahkeme, karar tarihinde başvurucunun yargılandığı ceza davasında HAGB kararı verilmiş olmasına karşın, idari yargılamada bu karara değil görüşülme tarihindeki duruma dayanıldığı gerekçesiyle masumiyet karinesinin ihlal edilmediğinin açık olduğunu belirterek, başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması sebebiyle kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.…
Hüseyin Şahin vakasında, başvurucu “zincirleme bir şekilde şahsi çıkar sağlamak amacıyla memuriyet nüfuzunu sair surette kötüye kullanmak ve şahsi çıkar sağlamak amacıyla memuriyet nüfuzunu sair surette kötüye kullanmak” suçlarından yargılanmış ve yargılama sonucunda HAGB kararı verilmiştir. Bu karar sonrasında askerlik mesleğinin değerlerini sarstığı ve kendisinden istifade edilemeyeceği gerekçesiyle başvurucunun TSK ile olan sözleşmesi feshedilmiştir. Bu işlemin iptali talebine karşı AYİM, başvurucunun disiplin durumunun yanı sıra esas olarak “hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiş olması-
AYM ise AYİM kararında, ceza davasının sonucundan bağımsız olarak ve diğer nedenlerle…
Ancak bu karar AYM hakimleri arasında oybirliği ile değil 12’ye karşı 5 oy ile verilmiş…
Hakim Zühtü Arslan ise karşıoy gerekçesinde, CMK, Madde 231’in madde gerekçesinde,…
Hakim Hasan Tahsin Gökcan, gerekçesinde HAGB kararı söz konusu olduğunda, davanın…
Gerçekten de Hüseyin Şahin kararı, hakkında HAGB kararı verilen kişilerin masumiyet karinesi bakımından korunmasını oldukça zorlaştıran bir karardır. Öncelikle AYM’nin, bu kararda, AYİM’in “davacının ceza yargılamasına konu ve sabit bulunan eylemleri” ifadesinde, ceza davasının sonucuna değil, sadece yargılanmasına neden olan suçun vasıf ve mahiyetine atıf yaptığı yorumunu kabul etmesi, makbul bir tutum değildir. AYİM bu gerekçesinde açıkça HAGB kararına dayanarak işlenen fiilleri sabit görmekte ve başvurucuyu suçlu olarak kabul etmektedir. AYM’nin, bu vakada, sadece bu hususu tek başına ele alarak dahi masumiyet karinesinin ihlal edildiğine karar vermesi gereklidir. Bununla birlikte, kararın gerekçesinin bütünlüğü içerisinde yaptığı göreli değerlendirme kabul edilse bile burada ihlal kararı verilmesi gereklidir. Zira AYİM kararının gerekçesinde, kendisi herhangi bir araştırma veya soruşturma yapmadan, esas olarak HAGB kararı verilen ceza yargılamasına konu olan eylemleri dikkate alarak sabit olarak kabul ettiği başvurucunun eylemlerine dayanmaktadır. Nitekim AYİM kararında belirtilen diğer gerekçeler, Hakim Zühtü Arslan’ın da ifade ettiği üzere destekleyici gerekçelerdir. Dolayısıyla AYİM’in kararında gerek HAGB kararı verilen ceza yargılamasına konu olan eylemlerin sabit olarak kabul edilmesi ve gerekse de kararın gerekçesinde esas olarak HAGB kararına dayanılması, başvurucunun
Oğuz Tiftikçiler vakasında başvurucu, Türkiye Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi’nde işçi statüsünde çalışmakta iken hakkında açılan ceza davasından dolayı sözleşmesi feshedilmiştir. Başvurucu hakkında görevi kötüye kullanmak suçundan HAGB kararı verilmesi sonrası yaptığı başvuruda iş mahkemesi, “ilgili ceza dosyası sureti ve ilamlar dosya içine celp edilmiş olup, davacının yukarıda açıklanan olay sonucu mahkûmiyetine karar verildiği, ancak ceza yasaları gereği hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı sabittir. Feshe dayanak olay, ceza davası dosyası ile doğrulanmıştır” ve “işçinin, işverenin güvenini kötüye kullanması ve hırsızlık yapması durumunda işverence iş akdi haklı olarak feshedilebilecektir” gerekçelerine dayanarak davayı reddetmiştir. AYM, mahkeme kararlarında, resmi yazılarda veya kamu görevlilerin ifadelerinde seçilen kelimelere azami dikkat edilmesi gerektiğini belirttikten sonra, iş mahkemesinin kararında, yalnızca ceza davasında verilen mahkumiyet kararını esas aldığını, ceza mahkemesinin tespitine bağlı olarak söz konusu olayların sabit olduğu kanaatine ulaştığını ifade etmiştir. İş mahkemesinin, olay ve olgular bakımından yeni değerlendirmelerde bulunmadığını ve HAGB kararındaki fiillere dayanarak kararını tesis ettiğini dile getiren AYM, başvurucunun yargılamaya konu eylemleri işlediği ve suçlu olduğu inancının yansıtıldığını ifade ederek Anayasa, Madde 38/IV’ün ihlal edildiğine karar vermiştir.…
ii. AYM Nezdinde HAGB Kararının Niteliği ve Masumiyet Karinesinde Uygulaması
(b) Göreli Yaklaşımda İstisnalar