Doktrinde bir görüş(261) bu zararın ifa etmeme yüzünden doğan zarar olmadığını, temerrüt sebebiyle meydana gelen zarar olduğunu ileri sürmektedir. Zira edim geç de olsa elde edilmişse, artık ifa menfaati kalmamıştır. Fakat ifa gerçekleştirilmemişse, ifayı talep hakkı halen malvarlığına dahil olduğundan malvarlığında bir eksilme meydana gelmemiştir. Bu sebeple, temerrüt halinde talep edilmesi gereken tazminat ile alacaklının “ifaya olan menfaati” değil,…
Doktrinde başka bir görüş(264) ise, aşkın zararın olumlu ya da olumsuz zarar türlerinden birine dahil etme konusunda bir zorunluluğun bulunmadığını, TBK m. 122’nin temerrüt faizini aşan bir zarardan bahsetmesinden dolayı, somut olayın niteliğine göre bu zararın olumlu ya da olumsuz olabileceğini ifade etmektedir. Ayrıca bu görüşe katılan bir diğer görüş(265)…
Bizim kanaatimizce ise, kaynağını sözleşmeden ya da haksız fiilden almış olmasına…