Bir kısım davalılar, davanın reddini istemişlerdir. Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalıların, yüklenici şirketten daire alan 3. kişiler olup, sözleşme feshedildiğinden hak talep edemeyecekleri, davacının, inşaatın teslimi gereken 24 aylık süreyi beklemeden davalı şirket ile anlaşarak sözleşmeyi feshettiğinden davalı şirketin temerrüde düşmemesi nedeniyle tazminat isteyemeyeceği gerekçesiyle, davanın tapu iptal ve tescil talebi yönünden kabulüne, tazminat talebinin ise reddine dair verilen kararın, davacı vekili, davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... vekili, ... vekili, ... vekili, ... vekili, ... vekili, ... vekili, ..., ..., ..., ... vekili, ... vekili ile ..., ..., ..., ..., ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 19.12.2014 tarih ve 2014/10598 E., 8284 K. sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmiştir. Bu kez, davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... vekili ile davalı ... vekili, karar düzeltme talebinde bulunmuştur.…
-
Git
: -
Favorilere ekle veya çıkar
-
ᴀ⇣ Yazı karakterini küçült
On İki Levha Yayıncılık
Yayın tarihi:
Ocak 2022
ISBN:
978-625-432-075-0
Baskı:
1
Aşağıda bir kısmını gördüğünüz bu dokümana sadece Profesyonel + pakete abone olan üyelerimiz erişebilir.
b.Alıcılar Bakımından
Gelir paylaşımlı inşaat sözleşmesi, diğer inşaat sözleşmeleri ve özellikle arsa payı…
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisine uymayan karar düzeltme isteminin reddi gerekmiştir.” Gelir paylaşımlı inşaat sözleşmelerinde alıcıların arsa sahibine karşı olan hukuki…
Dosya kapsamında davalı arsa sahipleri ... ve ... ile davalı ... Konut Sanayi A.Ş. arasında noterde imzalanan 14/10/2005 tarihli ve 20/03/2006 tarihli düzenleme şeklinde satış vaadi ve hâsılat paylaşımlı konut yapım sözleşmesinde; arsa sahipleri arsalarını vermeyi, yüklenici ise bu arsa üzerinde konut yapmayı, bilahare konutların reklam finansman ve tüm tanıtım giderleri ile pazarlama giderlerini karşılamayı, konutları satmayı, satış bedelini tahsil ettikten sonra bir hafta içinde arsa sahibine ödemeyi yükümlenmiştir.…
Sözleşmenin hasılatın paylaşımı başlıklı 16’ncı maddesinde; konutların reklam lansman ve tüm tanıtım ve pazarlama giderlerinin yapımcıya ait olacağı, konutların satışından elde edilecek hasılatın %77’si yapımcıya %23’ü arsa maliklerine ait olacağı kararlaştırılmış, yine sözleşmenin 16/7. maddesinde; yüklenici bir hafta içinde ödemeyi yapmazsa %10 cezai şart ödeyeceği kararlaştırılmıştır. Dolayısıyla bu sözleşmeler olağan bir kat karşılığı inşaat sözleşmesi olmayıp, hasılat paylaşımlı bir adi ortaklık sözleşmesidir. Bu nedenle, arsa malikleri, davalı şirketin, onlardan aldığı sözleşme yapma yetkisine dayanarak, davacılara sattığı konutu teslim edememesinden dolayı, davalı şirket ile birlikte davacıya karşı müteselsilen sorumludurlar (HGK’nın 24/04/2013 tarihli ve 2012/13-798 E. 2013/568 K. sayılı kararı da bu yöndedir). Bu halde, davacının, davalı-arsa malikleri ile ... Konut A.Ş. arasında düzenlenmiş olan sözleşmeler ile, davacı ile ... Konut A.Ş. arasında düzenlenmiş olan 31/07/2006 tarihli adi yazılı sözleşme hükümlerine göre; davalı-arsa sahipleri aleyhine dava açmasında ve husumet yöneltmesinde bir usulsüzlük bulunmadığından mahkemece işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçeler ile husumetten red kararı verilmesi doğru değildir.”…
Buna karşın uygulamada arsa sahibinin alıcılara karşı olası sorumluluğundan kurtulmak…
Bu hususa ilişkin olarak Yargıtay HGK’nun önemli bir kararına değinmek gerekmektedir.…
Kanuni tipe uygun olmayan atipik bir karma sözleşme ile üretilen konutun hukuki ya da fiili teslimatının olmaması ya da ayıplı çıkması halinde satın alan tüketicinin arada sözleşme ilişkisi olmayan arsa sahibine dava açıp açamayacağı veya arsa sahibinin seçimlik haklardan sorumlu olup olmayacağına gelince, hemen belirtilmelidir ki gelir paylaşımı esasına dayalı inşaat sözleşmelerine istinaden üretilen konutla ilgili satış dahil her türlü yetkinin yükleniciye verilmesi, yüklenicinin ise malın pazarlanması için başka şirketlere ister tapu devrini gerçekleştirsin isterse gayrimenkul satış yetkisini içeren vekaletname versin, bu yetkiye istinaden şirketin dilediği tüketiciye veya başka tüzel kişilere konutu devretmesi, arsa sahibini sorumlu olmaktan kurtarmaz. Zira 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 11. maddesi ile malın ayıplı olduğunun anlaşılması durumunda tüketiciye tanınan tüm haklardan olmasa bile tüketicinin aynen ifaya veya sözleşmeden dönmesi halinde peşin yatırılan bedelin iadesine yönelik isteklerinden üreticinin (arsa sahibi) sorumlu olduğunun kabulü gerekir.…
Tüketici hukukunda, tüketicinin korunması asıldır. Bu nedenle, konut üreten herhangi şirket ya da kamu kuruluşunun güvencesi altında yapıldığı izlenimi verilerek, alıcılarda bu algıyı uyandıracak şekilde ve bu doğrultuda ilan, reklam, kampanya. broşür gibi enstrümanlar kullanılarak tüketicilerin konut edinme iradesine etki edilmesi halinde, kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca arsa sahibi olan kamu kuruluşunun akdi sorumluluğu bulunmasa da yukarıda açıklanan nedenlerle gerek özel yasa olan 6502 sayılı Kanun’un ilgili hükümleri gerekse Türk Borçlar Kanunu’nun sorumluluğa ilişkin hükümleri nazara alındığında tüketicinin ifa edilmeyen sözleşme uyarınca zarar kalemlerini bu kamu kuruluşundan isteyebileceğinin kabulü gereklidir.…