Öztürk ise 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun yürürlüğe girmesini müteakip çalışmalarında hukuka aykırı delillerin elde edilmesinin doğrudan doğruya mı yoksa dolaylı olarak mı yapıldığına yeni kanunun bir önem atfetmediğini vurgulamış, delile yahut delilin elde edilmesine dair herhangi bir hukuka aykırılığın varlığı halinde delilin hükme esas alınmayacağı belirtmiştir.(512)…
Yenisey/Nuhoğlu da benzer fikirdedir. Nitekim yazarlar hukuka aykırı delillerin kullanılmasında sanık haklarının etkilenip etkilenmediğine göre bir değerlendirme yapılması gerektiğini, sanık hakları açısından önem taşımayan “basit” hukuka aykırılıkların delil niteliğini ekilememesini savunmaktadır. Yazarların görüşüne göre, Anayasa m. 38 ile ihdas edilen değişiklik, tek başına yorumlanmaz, zira aynı Anayasa değişikliği ile adil yargılanma hakkı da güvenceye alınmıştır. Bu itibarla kanuna aykırı delilin adil yargılanma hakkına etkisi göz önünde bulundurulmalıdır. Öte yandan böyle bir ihlal var ise dahi, hâkim bu durumda toplumsal zarar ile sanığın hakkının ihlalini karşılaştırmalı ve toplumsal zarar ağır basıyor ise bu durumda yine delili kullanabilmelidir. Öte yandan kanun eğer bir delilin kullanılmasını açıkça yasaklıyor ise, bu durumda o delil kullanılamayacaktır.(514)…
Bu bakımdan hukuka aykırı her delilin değerlendirilmeye alınmamasının, aynı zamanda…
Taner/Öntan ise Alman hukuku ile Türk hukuku arasında düzenlemeler açısından fark olduğunu tespit etmekle birlikte farklı bir sonuca ulaşmaktadır. Nitekim yazarlar nispi değerlendirme yasağına ilişkin Al-
Öte yandan Taner/Öntan’ın meseleye yaklaşımı yalnızca pozitif hukuk düzenlemesine de indirgenemez. Nitekim yazarlar hukuka aykırı delillere yaklaşımın ceza muhakemesinin baskıcı mı özgürlükçü mü olacağına ilişkin soruya verilen cevapla ilgili olduğunu değerlendirmekte, bu itibarla ceza muhakemesinin suçlu olan ile suçsuz olanların ayrılması için öngörülen kurallar olduğuna dikkat çekerek, özgürlükçü ceza muhakemesinde bu kurallara aykırılığa göz yumulamayacağını ifade etmektedir. Yazarlar maddi gerçeğe ulaşmanın ne pahasına olursa olsun bir hedef olmadığını belirterek hukuki sorunun adli yolla çözülmesi gerektiği kanaatindedir.(517)…
Şahin/Göktürk de benzer fikirdedir. Nitekim yazarlar hukuk devletinin her ne pahasına olursa olsun gerçeği araştırmayacağını, aksi halde sınırsız delil toplanması ile bireysel ve toplumsal yararların ihlalinin gündeme geleceğini, bu itibarla delilin yalnızca hukuka uygun olduğu takdirde kullanılabileceği kabul etmekte(518)…
Hukuka aykırı delillerin kullanılmasına kategorik olarak karşı çıkanların önemli…
Biz konuya ilişkin görüşümüzü aşağıda ayrıca belirteceğiz. Ancak öncelikle uygulamanın…
