AYM öncelikle bağlantılı yargılama kararının bir bütün halinde göz önüne alınması…
AYM’nin kişinin beraat ettiği ceza yargılamasında, ceza mahkemesinin herhangi bir…
Mustafa Akın başvurusuna konu olayda, Yatağan Belediyesi’nde işçi olarak çalışmakta olan başvurucu hakkında köpekle cinsel ilişkiye girmek suretiyle mala zarar verme, kasten yaralama ve konut dokunulmazlığını ihlal suçlarından dava açılmıştır. Ceza yargılamasında mala zarar verme suçundan beraatine, konut dokunulmazlığını ihlal suçundan ve kasten yaralama suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir. Başvurucunun iş akdi, özellikle köpekle cinsel ilişkiye girmek suretiyle mala zarar verme dikkate alınarak, uygunsuz ve ahlaka aykırı davranışlarda bulunduğu gerekçesiyle feshedilmiştir. Başvurucunun açtığı işe iade davasında, Yargıtay, “her ne kadar olay mesai saatinden sonra ve işyeri dışında meydana gelmiş ise de, davacı hakkında genel ahlaka aykırı bir suç işlediğine ilişkin kamu davası açılmasına neden olan iddia ve bu iddianın geniş bir kitleye yayılması işyerinde olumsuzluklara yol açacak nitelikte” olduğu gerekçesiyle davayı reddetmiştir. AYM, öncelikle karar vericilerin kullandıkları dilin kritik bir önem taşıdığını belirledikten sonra, Yargıtay’ın bu gerekçesini incelemiş ve gerekçede, başvurucunun atılı suçu işlediği yahut suçlu olduğu yönünde herhangi bir kanaat belirtilmediğini kaydetmiştir. Yargıtay’ın başvurucunun beraat ettiği fiili işlediği kabulünü içeren bir ifadeye yer vermediğini, ceza yargılamasından ayrı olarak iş hukuku
Meltem Keleş vakasında, başvurucu, devlet okulunda aday İngilizce öğretmeni olarak görev yapmakta iken terör örgütü üyesinin mezarı başında yapılan anma törenine katıldığı, bununla ilgili CD görüntülerinin olduğu, “Devrim ve komünizm şehitleri ölümsüzdür.” ibareli pankartı tutarken resminin bulunduğu iddialarıyla ilgili olarak yapılan soruşturma sonucu başvurucunun memuriyetle ilişiği kesilmiştir. Başvurucu ceza davasında, “sanık fiilerinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin iç hukukumuzda da uygulanması gereken yerleşik uygulamalarına göre ‘ifade özgürlüğü’ kapsamını aşan mahiyette olduğu yolunda ve eylemlerinin suç oluşturacak boyuta ulaştığına yönelik mahkumiyetleri için yeterli, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği” gerekçesiyle beraat etmiştir. Beraat kararı sonrasında idare mahkemesi, ceza davasına konu olan fiilleri işlediği gerekçesiyle idarenin işlemini hukuka uygun bulmuştur. AYM bu vakada, ceza mahkemesinin söz konusu eylemlerin sabit olmadığı gerekçesiyle değil ifade özgürlüğü kapsamında kaldığından suç oluşturmayacağı gerekçesiyle beraat kararı verdiğini, idare mahkemesinin kararında ise başvurucunun öğretmenlik görevi esnasında içinde bulunduğu söz konusu eylemlere dikkat çekilerek ve 1739 sayılı Kanun’un genel amaçları dahilinde öğretmenlik mesleğinin önemini dikkate alarak, idare tarafından tesis olunan işlemde hukuka aykırılık bulunmadığını tespit etmiştir. Burada AYM, söz konusu fiillerin bir suç değil, bir disiplin sorumluluğu teşkil ettiiğini dikkate almış ve açıkça dayanaktan yoksunluk sebebiyle masumiyet karinesinin ihlali iddiası bakımından başvuruyu kabul edilemez bulmuştur.(222)…
Başvurucu hakkında askeri savcılık tarafından, “kaçakçılığa kasten göz yummak, zincirleme…
AYM, AYİM’in yukarıdaki gerekçesinde başvurucunun suçlu olduğunu ifade veya ima eden…
Nitekim Ali Turhan başvurusunda, sahtecilik suçundan beraat eden başvurucu, aynı zamanda başka bir fiil dolayısıyla resmi belgede sahtecilik suçundan yargılanmaktadır. Yerel mahkeme kararda, “[h]er iki dosyada sanıkların isimlerinin benzer olaylarla birlikte anılması sanıkların sahtecilik suçlarını işlemeye eğilimli olduklarını ortaya koymaktadır. (...) beraat etmiş olmaları bu gerçeği ortadan kaldırmaz” ifadesini kullanmıştır. AYM bu vakada kararın gerekçesini bir bütün olarak incelemiş, mahkumiyetin salt başvurucunun yargılandığı ve sonuçta beraat ettiği yargılamaya dayandırılmadığını ifade etmiştir. Mahkeme, başvurucunun kişilik özelliklerinin tespitine esas teşkil etmesi bakımından daha önce yargılanmış olması olgusundan, diğer sanıklarla ilişkisi bağlamında da buna ilişkin karardan söz edildiğini ve başvurucuya önceki yargılamaya ilişkin olarak suçlu muamelesi yapılmadığını kaydetmiştir. Bununla birlikte AYM, daha önce beraatle sonuçlanmış bir yargılamaya -başvurucunun kişilik özelliklerinin tespiti bakımından dahi olsa- atıfta bulunulmasının somut olayın özel koşullarında bir özensizliği ifade ettiğini belirtmiştir. Buna rağmen, gerekçeyi bir bütün olarak değerlendiren Mahkeme, masumiyet karinesi bakımından başvuruyu açıkça dayanaktan yoksunluk sebebiyle kabul edilemez bulmuştur.(225)…
Ancak burada öncelikle, yerel mahkeme kararının gerekçesinde açık bir şekilde başvurucunun…
