Karayalçın ise eTK’da aday önerme toplantısının nasıl gerçekleştirileceğine dair boşluk olduğunu ifade etmiş, doktrinde eTK 388 kapsamındaki çoğunluk ile adayın belirlenmesi gerektiği görüşü bulunduğunu, ilgili grup içerisindeki çoğunlukta olan pay sahibinin grubu toplantıya davet etmesinin yerinde olacağını beyan etmiştir(17)…
-
Git
: -
Favorilere ekle veya çıkar
-
ᴀ⇣ Yazı karakterini küçült
Aşağıda bir kısmını gördüğünüz bu dokümana sadece Profesyonel + pakete abone olan üyelerimiz erişebilir.
b.Doktrindeki görüşler
Öncelikle eTK döneminden başlamak gerekirse; Karahan, kendisine yönetim kurulunda temsil edilme imtiyazı tanınan gruba dâhil olan payların sahiplerinin münferiden değil birlikte hareket etmeleri ve karar almaları gerektiğini, dolayısıyla bu kişilerin bir “imtiyazlılar özel kurulu” oluşturarak…
Teoman, kendilerine yönetim kurulunda temsil edilme hakkı tanınmış bulunan pay grubunun öncelikle bir toplantı yaparak önereceği adayı belirlemesinin zorunlu olduğunu, eğer bu pay grubunun tamamı genel kurulda temsil edilmiş ve önerilen adaya itirazda bulunulmamış
Kendigelen, eTK 388/3-4 ve 389 hükümlerinin aday önerme toplantısına uygulanmasına, bahse konu hak grup hakkı iken anılan hükümlerin imtiyaza dair olduğu, eTK 389’un lafzının aday önerme toplantısına uygulamaya engel teşkil ettiği, ayrıca hükümde işaret edilen ağırlaştırılmış nisapları aday önerme toplantısına uygulamanın hükmün amacına da aykırılık taşıyacağı, eTK 389’a benzer şekilde herhangi bir pay sahibi tarafından toplantı çağrısı yapılabilmesinin birden fazla çağrıya sebebiyet vererek karışıklığa yol açabileceği, ayrıca eTK 389’un çağrı için bir zorunluluk gerektirmemesinin de aday önerme toplantısı ile uyumlu olmadığı gerekçeleri ile karşı çıkmış; Teoman tarafından…
Pulaşlı da eTK döneminde aday önerme hakkını bir “mutlak grup imtiyazı”…
TK tasarısı aşamasında görüşünü açıklayan Okutan Nilsson aday belirlenmesi için bir ön oylama yapılması gerektiğini, ayrıca bu ön oylamada çoğunluk gücüne sahip kişilerin şirket hâkimiyetini de ele geçireceklerini ifade etmiştir(23)…
TK dönemine gelindiğinde ise Çamoğlu’nun aday önerme toplantısında İPSÖK’e dair TK 454 hükmünün kıyasen uygulanabileceği önerisinde bulunduğu görülmektedir(24).…
Kırca, toplantının usulüne ilişkin konularda genel kurula ve İPSÖK’e dair kanun hükümlerinden yararlanılabileceğini, bu bağlamda çağrı için öncelikle yönetim kurulunun yetkili olacağını ve eğer çağrı yapılmazsa TK 410 ve 454/2 gereğince her bir imtiyazlı payın sahibinin mahkemeye başvurabileceğini, ayrıca TK 414 ve 409/3 hükümlerinden çağrının şekli, süresi ve toplantı yeri bakımından faydalanılabileceğini, çağrısız genel kurul toplantılarına dair TK 416’nın da aday önerme toplantısında uygulanabileceğini belirtmiştir(26).…
Aktaş da aday önerme hakkının ilgili grup tarafından alınacak bir karar ile kullanılması gerektiğini, bu konuda şüphe bulunmadığını öne sürmüştür(29).…
Baltalı(31), aday önerme toplantısı için İPSÖK ve genel kurul toplantılarına dair hükümlerden hareket edilebileceğini, toplantı çağrısının zamanı ve şekli bakımından İPSÖK hükümlerinden -bu toplantının genel kurul kararından sonra yapılacak olması nedeniyle- faydalanmanın mümkün olmadığını, lakin bu hususta genel kurul toplantılarına dair TK 414’ten yararlanılabileceğini(32),…
