Kuru’ya göre, itirazın iptali davası normal bir eda davasıdır. Bu davada davacı alacaklı hem itirazın iptalini hem de borçlunun takip konusu borcu ödemeye mahkûm edilmesini isteyebilir. Bir başka deyişle, alacaklı dava dilekçesinde itirazın iptali talebinde ve tahsil talebinde birlikte bulunabilir. Alacaklı takip konusu yaptığı ve borçlunun itiraz ettiği alacaklar için bir tek dava açabilir; bu ise alacak davasıdır. Bu alacak davası, İİK m. 67, I’deki bir yıl içinde açılırsa itirazın iptali davası ismini alır ve alacaklıya tahsil davasının sağladıklarının dışında ilamsız icra takibine devam edebilmesi ve icra inkâr tazminatı isteme haklarını da sağlar. İtirazın iptali davasının bir eda davası olmadığını kabul etmek, dava teorisine aykırı olduğu gibi, usul ekonomisine de aykırı düşer. Çünkü itirazın iptali davasında tahsile hükmedilmez denirse, ilamsız icra takibine devam ederek alacağını kavuşamayacağını anlayan alacaklı, yalnızca “itirazın iptaline” şeklindeki…
-
Git
: -
Favorilere ekle veya çıkar
-
ᴀ⇣ Yazı karakterini küçült
Aşağıda bir kısmını gördüğünüz bu dokümana sadece Profesyonel + pakete abone olan üyelerimiz erişebilir.
b. Eda Davası Görüşü
Bu konuda savunulan ve doktrinde ağırlıklı olarak kabul edilen ilk görüş, itirazın…
Gürdoğan’a göre, itirazın iptali davası normal bir alacak davasıdır(793).…
Arslan/Yılmaz/Taşpınar Ayvaz/Hanağası’na göre, itirazın iptali davası normal bir alacak davası olduğundan, davacı alacaklı bu dava ile itirazın iptalini ve borçlunun takip konusu borcu ödemeye mahkum edilmesini de isteyebilmelidir. Yani dava dilekçesinde hem itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebinde hem de tahsil talebinde bulunabilmelidir(796)…
Karslı’ya göre, usul ekonomisi, davanın genel mahkemelerde genel hükümlere göre görülmesi ve eda davası savını savunan yazarların da ileri sürdüğü gerekçeler çerçevesinde, itirazın iptali davasının niteliği itibariyle bir eda davası olarak kabul edilmesi gerekir. Çünkü bu dava icra takibi ile bağlantılı bir davadır ve asıl amacı takibe bu haliyle davam edilip edilemeyeceğini belirlemektir. Bunun için de yetkili mahkemenin tespiti açısından icra takibi ile bağlantılı olarak düşünmek gerekir. İİK m. 67’de bu davanın nevi şahsına münhasır bir dava olduğuna dair bir ifade bulunmaz . Ayrıca mevzuatta bu davanın bir yıllık süre içinde açılması gerekliliği dışında bir düzenleme de yoktur. Bu bir yıllık süre de borçlunun süresiz olarak icra tazyiki altında kalmaması içindir ve başka bir hedefi yoktur. Mahkeme masrafları ve icra inkar tazminatı için ayrı bir ilamlı icra takibi yapılabileceğine göre, hüküm altına alınan alacağın tamamı için alacaklıya ilamlı icra takibi imkanı tanımamak da doğru değildir. Son olarak bu görüş kabul edilirse, hakimler talepleri ayırma, onları davacıya açıklattırma gibi gerekli olmayan mükellefiyetlerden de kurtulur(797)…
Erdem’e göre, itirazın iptali davasının hukuki niteliği genel dava teorisi içerisinde eda davasıdır. İtirazın iptali davası, alacaklının eda davası açabilecekken tespit davası açmasında hukuki yararı bulunmayacağından tespit davası değildir. İİK m. 67/son fıkrada düzenlenen ve genel hükümlere göre açılacak olan dava, kanunda öngörülen bir yıllık süre içerisinde açılırsa, itirazın iptali davası olarak adlandırılır ve ilamsız icra bütünlüğü içerisinde bir takım sonuçlar (ilamsız icra takibine devam etme ve icra inkâr tazminatı) doğurur. Davacı bu bir yıllık süre geçtikten sonra dava dilekçesinde davayı itirazın iptali davası olarak nitelese dahi, hakim tarafların hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmadan (HMK m. 33),
