AİHM tarafından ekonomik önyargının değerlendirilmesi için benimsenen kritere (yani…
Occidental v. Ekvador davasında, hakem heyeti, ‘‘Özellikle ICSID tahkimleri bağlamında, orantılılık ilkesinin iki taraflı yatırım antlaşması yükümlülüklerinin olası ihlallerine uygulanabilir olduğunu savunan ve giderek büyüyen bir tahkim hukuku bütünü bulunmaktadır. Mevcut davada, Antlaşma m. II.3(a)’da yatırımlara her zaman adil ve hakkaniyete uygun muamele edileceğini öngörmektedir... Adil ve hakkaniyete uygun muamele yükümlülüğü çeşitli durumlarda orantılılık yükümlülüğünü içerecek şekilde yorumlanmıştır’’
Occidental v. Ekvador kararı ve bu kararın AHM bağlamında orantılılığı somutlaştırması, hakemlerin bir yatırım antlaşması kapsamındaki tüm devlet yükümlülüklerine uygulanabilir genel bir ilke olarak tedbirlerin orantılılığına hükmetmek için geniş bir kapsama sahip olduğunu
Total v. Arjantin davasında, hakem heyeti, orantılılığa ilişkin analizin geniş kapsamlı yapılması gerektiğini belirtmiştir: ‘‘Bu nedenle, [AHM] standardının ihlalinin tespiti, ‘‘bir yanda davacının makul ve meşru beklentilerinin, diğer yanda davalının meşru düzenleyici menfaatinin tartılmasını’’ gerektirir. Dolayısıyla, ev sahibi devletin bir yatırımcıya yönelik davranışının adil olup olmadığına ilişkin bir değerlendirme, sadece ikili ilişkiler göz önünde bulundurularak tek başına yapılamaz. Ev sahibi ekonominin evrimi bağlamı, itiraz edilen normatif değişikliklerin makullüğü ve orantılılık kriteri ışığında uygunluğu da dikkate alınmalıdır.’’
Electrabel v. Macaristan davasında, hakem heyeti, ev sahibi devletin davranışının keyfi olup olmadığını değerlendirmek için bir orantılılık testi kullanmış ve AİHM’ye atıfta bulunmuştur: ‘‘Mahkemenin görüşüne göre, bu, tedbirin yatırımcı üzerindeki etkisinin hedeflenen politika amacıyla orantılı olması gerekliliğini de içermektedir. Tedbirin orantılılığının önemi, yatırım tahkimi hakem heyetleri ve AİHM de dahil olmak üzere diğer uluslararası mahkemeler tarafından giderek daha fazla ele alınmaktadır. Orantılılık testi bazı ulusal idari kanunlarından geliştirilmiştir ve tedbirin meşru bir politika hedefine ulaşmaya uygun olmasını, bu hedef için gerekli olmasını ve …
AES v. Kazakistan davasında, yatırımcıların meşru beklentileri ile ev sahibi devletin kamu yararı arasında bir dengeleme çalışması yapan hakem heyeti, tüm karların yeniden yatırılması yükümlülüğünün AHM’ye uygunluğunu değerlendirirken orantılılığa odaklanmıştır: ‘‘Mevcut davadaki kilit soru, söz konusu politikanın orantılı ve makul bir şekilde uygulanıp uygulanmadığıdır. Mahkeme ayrıca, belirli kısıtlamaların orantılılığını veya makullüğünü belirlemek için, kısıtlamanın süresinin ve izlenen amaca ulaşmak için gerekliliğinin önemli kriterler olduğunu kabul etmektedir.’’
Philip Morris v. Uruguay davasında, ev sahibi devletin eylemi, Dünya Sağlık Örgütü Tütün Kontrolü Çerçeve Sözleşmesi kapsamında devlet tarafından üstlenilen bir yükümlülüğün uygulanması için iyi niyetle kabul edilmiş makul bir tedbir olarak değerlendirilmiştir. Hakem heyeti bu sonuca varırken, hükümetlerin bu tür politika konularına ve bunların nasıl uygulanacağına karar verme konusunda önemli ölçüde takdir yetkisine sahip olduğunu vurgulamıştır: ‘‘Mevcut dava, tütünün ölümcül etkilerine ilişkin güçlü bir bilimsel uzlaşı zemininde alınan bir yasama politikası kararı ile ilgilidir. Bu bağlamda, ulusal makamların, kabul edilmiş ve önemli bir halk sağlığı sorununu ele almak için alınması gereken önlemlere ilişkin kararlarına önemli ölçüde saygı gösterilmesi gerekmektedir. Adil ve hakkaniyete uygun muamele standardı, iyi yönetimin haklı bir standardı değildir ve mahkeme bir temyiz mahkemesi değildir. Madde 3(2), örneğin %50’lik bir sağlık uyarısı şartı adil iken %80’lik bir şartın adil olmadığını dikte etmez. Bir anlamda %80 şartı keyfidir, zira %60 ya da %75, hatta %85 ya da %90 …
Marfin v. Kıbrıs davasında, hakem heyeti, itiraz edilen tedbirlerin orantılılığına ilişkin sınırlı bir analiz uygulayarak: ‘‘Bu davanın gerçekleri ışığında, Mahkeme, geriye dönük bir bakış açısıyla, itiraz edilen tedbirlerin yatırımcıların menfaatlerini koruyabilecek ve izlenen meşru politika hedefine ulaşabilecek en iyi çözüm olup olmadığına karar vermemelidir. Bunun yerine, Mahkeme, itiraz edilen tedbirlerin orantılılığına ilişkin analizini, tedbirlerin ‘‘bazı rasyonel politikalarla makul bir ilişki’’ taşıyıp taşımadığını ve bir yatırımcıya aşırı bir yük getirmeyecek şekilde uygun bir şekilde uyarlanıp uyarlanmadığını belirlemekle sınırlayacaktır’’
Geriye dönük etkiye sahip bazı düzenleyici değişiklik örnekleri keyfi veya orantısız…
