Daha önce açıklandığı üzere(1516) aynen ifaya ilişkin zorluğun temel nedeni, hakların nispi etkisidir. Tazminata temel teşkil eden zarar miktarının hesaplanmasındaki zorluk ise, genel olarak birleşme ve devralma işlemlerinin kompleks unsurlar içermesinden ileri gelir. Basitçe, bu unsurların ekonomik karşılıklarının belirlenmesindeki güçlükler, bu tür işlemlerdeki sözleşmesel aykırılıklarda tazminatı oluşturan ekonomik menfaatin nicelik olarak belirlenmesine de sirayet etmektedir. Bu durum ise, söz konusu haklara ilişkin edimlerin hak yükümlüsü tarafından yerine getirilmemesi durumunda, hak sahibinin başvurabileceği hukuki yolların etkinliğine sekte vurmakta, hatta zaman zaman hak yükümlüsünü, yerine getirmesi gereken edimleri ifa etmekten kaçınmaya dahi teşvik edebilmektedir. Örneğin, bir alım hakkı söz konusu olduğunda, alım hakkı borçlusu, hakka konu olan payları bir üçüncü kişiye, başka bir saikle – örneğin üçüncü kişi ile kuracağı bir stratejik ortaklık kapsamında – devretme imkânı bulduğunda, alım hakkından doğan yükümlülüğünü ihlal etmekte tereddüt etmemekte ve hak sahibinin başvurabileceği tek yol olan tazminat talebi ile karşılaşmayı göze alabilmektedir. Kaldı ki, böyle bir durumda taraflar arasındaki menfaat / zarar denklemini örnek açısından basite indirgeyecek olursak, hak sahibi paylara ilişkin bedeli ödeyecek; hak yükümlüsü de bu bedel karşılığında payların mülkiyetini geçirecek tasarruf işlemini gerçekleştirecektir. Payların, taraflar arasındaki alım hakkına ilişkin sözleşmesel düzenleme hilafına üçüncü kişiye devredilmesi durumunda ise, hak sahibi payların mülkiyetini kazanamamasına rağmen aynı zamanda paylara ilişkin bedeli de ödeme borcundan kurtulmuş olacaktır. Bu durumda, belki de hak yükümlüsünün sözleşmeyi ihlal
Bu çerçevede, opsiyon hakları ve benzer haklar içeren düzenlemelerde, hak yükümlüsünü…
Cezai şartın sağlayacağı caydırıcılık (veya ifaya teşvik) ile öngörülecek ceza miktarı…
Fahiş nitelikteki cezai şartın indirilmesine ilişkin kuralı, opsiyon ve benzeri ilişkilerin…
