Genetik bağı esas alan görüş dayandıkları gerekçeler itibarıyla ikiye ayrılmaktadır
Türk doktrininde genetik anneliği savunan görüşün temsilcilerine göre(417),…
Benzer başka bir görüş, taşıyıcı anne ile çocuk arasındaki biyolojik bağın sıvı aşamasında…
Hukukumuzda TMK m. 282/1’de yer alan “çocuğu doğuran kadın, anadır” karinesi kesin karine şeklinde kabul edilirken, yapay döllenme yöntemlerinin ortaya çıkmasıyla bu karinenin kesinliği sorgulanmaya başlanmıştır. Kanaatimizce doğum, sadece yumurta hücresinin kime ait olduğunu tespite yarayan bir olgudur(423).…
Nüfus Hizmetleri Uygulama Yönetmeliği(424) m. 15/1’de doğuma ilişkin bildirimlerin, doğumun gerçekleştiği sağlık kuruluşuna veya resmî belge ile nüfus müdürlüklerine yapılacağı düzenlenmiştir. Buna karşılık Yönetmelik m. 15/3’e göre sağlık personelinin takibi dışında doğan çocukların bildirilmesi nüfus müdürlüklerine sözlü beyanla yapılmalıdır. Sözlü beyanın doğruluğu İl Sağlık Müdürlüğünce araştırılmalıdır. Yönetmelik m. 15/4-b, “Sözlü doğum bildiriminin araştırma sonucunda doğrulanamaması durumunda, ana ile çocuk arasında; anasının ölü, gaip veya kayıp olması ya da bulunamaması halinde çocuk ile baba arasında soy bağı bulunduğuna dâir…
Benzer şekilde Türkiye’nin taraf olduğu Evlilik Dışı Çocukların Ana Bakımından Soybağının…
Türk hukukunda anne ile çocuk arasında soybağının kurulabilmesi için tanıma veya…
Kanaatimizce de lege ferenda bakımından TMK m. 282/1’de yer alan annelik karinesi aynı babalık karinesinde olduğu gibi aksi kanıtlanabilir bir karine olarak kabul edilmeli ve anne bakımından soybağının reddi ve tanıma hukukumuzda düzenlenmelidir. Böylece, doğumu yapan kadın, ilk etapta yasal anne olarak kabul edilmelidir. Taşıyıcı annelik geleneksel taşıyıcı annelik şeklinde gerçekleşmişse bir başka ifadeyle taşıyıcı annenin yumurta hücresi kullanılmışsa taşıyıcı anne yasal anne olmalı ve soybağını reddedememelidir. Bu durumda gönüllü anne ile çocuk arasında soybağı ancak evlât edinme yoluyla kurulmalıdır. Ancak taşıyıcı annelik, gönüllü annenin yumurta hücresiyle gerçekleştirilmişse, bu durumda taşıyıcı anne soybağını reddetmeli ve gönüllü anne ile çocuk arasındaki soybağı, tanıma yoluyla kurulmalıdır. Eğer taşıyıcı annelikte ne gönüllü annenin ne de taşıyıcı annenin yumurta hücresi kullanılmışsa, bu durumda yumurta hücresi bağışçısı kadın ile çocuk arasında soybağı tanıma yoluyla kurulmalıdır. Daha sonra ise gönüllü anne ile çocuk arasında soybağı evlât edinme ile kurulmalıdır. Özetle de lege ferenda bakımından…
Türk hukukunda taşıyıcı annelik yöntemi yasaklandığı ve Türk toplumunun çoğunluğu…
