Roma hukukunda ayni güvencenin işlevini ilk olarak fiducia kurumu yerine getirmiştir(9).…
Fiducia cum creditore’de devredilen malın mülkiyeti, alacaklının alacağının teminatını oluşturmuştur. Fiducia’nın bu…
Roma hukukunda fiducia’nın tüm çeşitlerinde, inanç konusunun inanılana devri neticesinde, inanılan, inanç konusuna, hiçbir ayni sınırlamaya tabi olmaksızın sahip oluyor; inanan ise, inanılanın bu kuvvetli hukuki durumu karşısında kendisi lehine denge sağlayabilecek güçte bir hukuki imkana sahip kılınıyordu. Gerçekten inanan, inanılanın, inanç ilişkisi sona erinceye kadar inanç konusunu bir üçüncü kişiye satmayacağı ve alacağına kavuştuğunda da inanç konusunu aynı şekil şartlarına uyarak geri devredeceği şeklindeki sözünden ve iyi niyetinden (fides)…
Fiducia cum creditore özelinde, borcunu ödeyinceye kadar malını kullanmayacak olan (inanan) borçlunun zarara uğramasını engellemek amacıyla, şeyin zilyetliğinin onda bırakılması düşünülmüş; ancak bu durumda da, bona fides (iyiniyet)…
Gaius’un Institutiones’inde karşılaşılan ve günümüzdeki “saf (yönetim amaçlı) inançlı işlemler” ve “karma (teminat amaçlı) inançlı işlemler”(27)…
Birinci dava actio fiducia directa’dır ve bu dava, inanç anlaşmasının ihlali halinde inanan tarafından inanılan aleyhine açılmakla birlikte, inanç konusunun inanana iadesini sağlamazdı(32).…
İkinci dava türü actio fiduciae contraria’dır ve inanılana tanınmıştır. Bu dava, inanılana, zilyetliğin kendisinde kaldığı durumlarda, koruma ve paraya çevirme gibi devir konusuna ilişkin masraflarını inanandan talep edebilme imkânı verirdi(37).…
Fiducia’da inananın mülkiyeti devretmiş olmasından kaynaklanan zayıf durumunun sınırlı da olsa güçlendirilebilmesi için Cumhuriyet döneminin sonlarına doğru ortaya çıkmış olan bu davalar, tarafların menfaatleri arasındaki dengesizliği ortadan kaldırmaya yeterli olmamıştır. Günümüz hukukundaki inançlı işlemlerin temelini oluşturan fiducia,…
