Jacobs Federal Mahkeme’nin flashmob kararını, dayanışma grevlerine ilişkin olarak 2007 yılında verdiği karar ile birlikte yorumlamış ve iş mücadelesi hukukuna ilişkin yeni bir yaklaşım olarak vasıflandırmıştır. Yazar kararları yorumlarken mahkemenin yaklaşımını radikal bir değişim olarak değerlendirmiş ve flashmob eylemine konu olan olayda iş mücadelesi aracını seçme özgürlüğünden hareket edilerek, eylemin amacına odaklanıldığını fakat mahkemenin 1976 yılında verdiği karardan ayrıla-
Otto, dayanışma grevlerine ilişkin 2007 yılında verilen karar ile 2009 tarihli flashmob eylemine ilişkin kararı bir arada değerlendirerek iş mücadelesi hukuku bakımından bir dönüm noktası olarak nitelendirmiştir. Yazar, flashmob eylemi yoluyla iş mücadelesi yürütmenin adil olmadığını ve aşırılık yasağını ihlal etme riskini içerdiğini, Federal Mahkeme’nin mülkiyet hakkını göz önünde tutmaksızın değerlendirme yaptığını ifade etmektedir. İşverenin eylemciler ile müşterileri ayırt etme olanağı olmadığı gibi savunma lokavtı yoluyla eyleme karşılık vermesi ölçülülük ilkesine uygun olmayacaktır. Yazar, mahkemenin Ver.di sendikası tarafından seçilen eylemin amaca ulaşmak için uygun olup olmadığı noktasında denetim yapmadığı yönünde görüş ileri sürerek kararı eleştirmiştir(741). Giesen/Kersten, flashmob eyleminin bilgi ve iletişim teknolojileri vasıtasıyla düzenlendiğine dikkat çekmiş ve Mahkeme’nin bu yaklaşımının iş mücadelesi araçlarının uygulanmasında dijitalleşmeye bağlı olarak bir dönüşüm geçirdiğini ifade etmiştir. Dava konusu eyleme konu olan olay, geçmiş yıllarda verilen kararlarla yasadışı kabul edilen işyeri işgali niteliğinde olup örgütlenme dijital vasıtalarla gerçekleşmektedir. Düşük değerdeki ürünlerin raflardan alınması ve kasa bandında terkedilmesi şeklinde gerçekleşen eylem işyerinin sistematik ve planlı bir biçimde bloke edilmesi sonucunu doğurmaktadır ve kontrolden çıkarak ölçülülük ilkesini ihlal etme riskini barındırmaktadır. Bir savunma aracı olarak işyerinin kapatılması uygun bir önlem olmayıp işyerinin bloke edilmesi kapatılma kararı verilinceye kadar zaten ortaya çıkmaktadır. Kaldı ki seçilen araç ile karşılaştırıldığında işyerinin kapatılması uygun bir savunma aracı olarak kabul edilemez. Bir topluluk içerisinde eylemcileri ayırt etme olanağı bulunmadığından dışarıya çıkarmanın savunma önlemi olarak kabulü mümkün değildir. Yazar, flashmob eylemlerinde iş mücadelesi ile ilgili olmayan üçüncü kişilerin de eyleme katılmasının iş mücadelesi hukukunda kişi bakımından bir değişimi ifade ettiğini ve bu durumun dijitalleşmenin çalışma hayatı üzerindeki etkilerinden biri olduğunu ileri sürmektedir. Toplu sözleşme özerkliği ve iş mücadelesini aracını seçme serbestisinin dijitalleşmenin iş mücadelesi üzerindeki etkileri göz önünde tutularak yorumlanması gerekmektedir(742)…
Picker, kararı iş mücadelesi hukuku bakımından bir anlayış olarak nitelendirmekte ve mahkemenin bu kararı ile iş mücadelesi uygulanması esnasında mülkiyet hakkını korumaya tabi tutmaktan kaçındığını, eylemin markette bulunan diğer müşterilerin alışveriş yapmasını ve çalışanların işlerini görmesine engel olduğunu ve bu yönüyle işyeri işgali yahut internet blokajı ile aynı etkiye sahip olduğunu, eylemin yalnızca iş hukuku bakımından değil, kamu hukuku çerçevesinde de sorumluluğa sebep olacağını ifade etmektedir. Eylem kontrolden çıkarak, aşırılık yasağını
Rüthers/Höpfner, flashmob eyleminin işyeri işgali ile benzer özellikleri taşıdığını ifade etmiş ve kararda eylemin kısa süreli olmasına vurgu yapılarak ölçülülük ilkesinin ihlal edilmediğinin tespit edilmesini isabetli bulmamıştır. Kasaların uzun süre meşgul etmesi ve alışveriş arabalarının tepeleme doldurularak mağaza içerisinde bırakılması kısa süreli olsa dahi işyerinin işgal edilmesi niteliğindedir(744).…
Thüsing/Waldhoff, flashmob eyleminin yasal bir iş mücadelesi aracı olarak kabul edilmesinin örgütlenme özgürlüğünün mülkiyet hakkı başta olmak üzere karşı taraf ve üçüncü kişilerin haklarına ölçüsüz bir müdahale oluşturacak biçimde yorumlanması sonucunu doğuracağını ifade etmektedir. İş mücadelesi aracının yasallığı, kolektif nitelikte olması, eyleme katılanların ortak bir amaç izlemesi, yükümlü olunan işi bırakmak suretiyle işveren üzerinde baskı yaratılması şeklinde tipik bir davranışı içermesi, yürütülen mücadele ile ilgisi bulunmayan üçüncü kişilerin eyleme dahil olmaması ve karşı tarafın mülkiyet ve yaşam hakkına müdahale oluşturmama şeklinde sıralanabilecek unsurları barındırmasına bağlıdır. Flashmob eylemlerinde ortak amaç izlenmekle ve eylem kolektif bir nitelik taşımakla birlikte yürütülen mücadele ile ilgisi bulunmayan kişilerin de dahil olması, yasal bir iş mücadelesi aracı olarak nitelendirilerek Federal Anayasa’nın 9. maddesi kapsamına girmesini engellemektedir. Yazar eylemin, ölçülülük ilkesi çerçevesinde değerlendirildiğinde, toplu sözleşmeye erişmek ve toplu sözleşme özerkliğini güvence altına almak
