“(1) İş mahkemeleri;…
-
Git
: -
Favorilere ekle veya çıkar
-
ᴀ⇣ Yazı karakterini küçült
Aşağıda bir kısmını gördüğünüz bu dokümana sadece Profesyonel + pakete abone olan üyelerimiz erişebilir.
C. İş Mahkemelerinin Yargılama Usûlü Bakımından Değerlendirme ve Eleştiri
1. Görev ve Yetki Düzenlemesi Bakımından
7036 sayılı Kanun’un göreve ilişkin düzenlemesi 5. maddede yer almaktadır. Madde…
a) 5953 sayılı Kanuna tabi gazeteciler, 854 sayılı Kanuna tabi gemiadamları, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa veya 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun İkinci…
b) İdari para cezalarına itirazlar ile 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamındaki uyuşmazlıklar hariç olmak üzere Sosyal Güvenlik Kurumu veya Türkiye İş Kurumunun taraf olduğu iş ve sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklara,…
c) Diğer kanunlarda iş mahkemelerinin görevli olduğu belirtilen uyuşmazlıklara,…
ilişkin dava ve işlere bakar.”…
7036 sayılı Kanun’un 5. maddesinde yer alan bu düzenleme, 5521 sayılı Kanun’un göreve…
7036 sayılı Kanun’un yetkiye ilişkin düzenlemesi ise 6. maddede yer almaktadır. Madde…
“(1) İş mahkemelerinde açılacak davalarda yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi ile işin veya işlemin yapıldığı yer mahkemesidir.…
(2) Davalı birden fazla ise bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir. (3) İş kazasından doğan tazminat davalarında, iş kazasının veya zararın meydana geldiği yer ile zarar gören işçinin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir.…
(4) İş mahkemelerinin yetkilerine ilişkin olarak diğer kanunlarda yer alan hükümler saklıdır.…
(5) Bu madde hükümlerine aykırı yetki sözleşmeleri geçersizdir.”…
Yetkiye ilişkin bu düzenlemenin şekil ve içerik bakımından doğru olmadığını ve mevcut…
Yetkiyi düzenleyen söz konusu 6. maddenin neredeyse tamamı sorunludur. Aşağıda fıkra…
Birinci Fıkra: Maddenin birinci fıkrasında, iş mahkemelerinde açılacak…
Davalının yerleşim yeri mahkemesi zaten genel yetki kuralıdır (HMK m. 6). Şayet…
Bu fıkrada özel yetki kuralı olarak düzenlenen kısım 5521 sayılı Kanundan biraz…
Yeni getirilen “işlemin yapıldığı yer” şeklindeki yetki kuralından ne anlaşılacağı ve bunun hangi durumlarda kullanılacağı ise belirsizdir. Bu düzenlemeyle ilgili olarak kanunun madde gerekçesinde, özellikle Sosyal Güvenlik Kurumunun işlemlerinde işlemi yapan birimin (işlemi yapan il müdürlüğünün) bulunduğu yerin yetkili kılınması ve bu konudaki tartışmaların sonlandırılmasının amaçlandığı, ayrıca konuyla ilgili Yargıtay kararlarına uygun düzenleme yapıldığı belirtilmiştir. Ancak sorun sadece Sosyal Güvenlik Kurumu ile ilgili değildir. İş hukukundaki pek çok uyuşmazlığın temelinde bir işlem yatmaktadır. Örneğin, işçinin veya işverenin sözleşmeyi feshetmesi ya da tarafların anlaşarak iş akdini sona erdirmeleri halinde, bu işlemler çok farklı bir yerde yapılıyorsa, o zaman bu yer de yetkili olacak mıdır? Davalı işverenin İzmir’de, işçinin çalıştığı işyerinin Manisa’da olduğu bir iş ilişkisinde, beyaz yakalı işçi ile işveren İstanbul’daki bir toplantı sırasında sözleşmeyi ikale ile sona erdirirlerse ya da işçi memleketi olan Kars’a gittiğinde oradan sözleşmeyi feshettiğini bildirirse İstanbul ya da Kars
İkinci Fıkra: Maddenin ikinci fıkrasında davalının birden fazla olması halinde, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinin de yetkili olduğu belirtilmiştir. Bu fıkra anlamı olmayan gereksiz ve usûl hukukunun temel kurumlarını bilmemekten kaynaklanan bir hükümdür. Çünkü, bu hüküm genel yetki kuralının özel bir halidir. Zaten genel yetki kuralına aslında gerekli olmadığı halde atıf yapılmışken, bir de onun özel halinin tekrar belirtilmesi, faydasız, hatta karışıklığa sebep olacak niteliktedir. Madde gerekçesinde neden bu hükme ihtiyaç duyulduğu belirtilmemiştir. Dikkat edilirse HMK 6 ilâ 9. maddeler arasındaki hükümlerde, genel yetki ve buna ilişkin özel durumlar düzenlenmiştir. Bu çerçevede HMK m. 7, davalının birden fazla olması halinde genel yetkinin nasıl anlaşılacağı ve bunun kötüye kullanılmasının sonuçlarını belirtmektedir. Bu hükmün sadece 1. fıkrasının ilk cümlesi 7036 sayılı Kanuna alınmış, diğer kısımları alınmamıştır. Oysa bu hüküm bir bütündür. Diğer fıkralar alınmadığına göre, eğer ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme varsa (örneğin işin veya işlemin yapıldığı yer ya da iş kazasında kazanın meydana geldiği yer), HMK m. 7/1, c. 2 uygulanmayacak mıdır? Aynı şekilde birden fazla davalının olduğu bir davada, davalılardan birini sırf başka bir mahkemeye getirmek için dava bu şekilde açılıyorsa, HMK m. 7/2’deki hüküm uygulanmayacak mıdır? Bu fıkra hiç düzenlenmeseydi HMK m. 5 ve 7036 sayılı İşMK m. 9’daki hüküm gereğince zaten HMK m. 7 tümüyle uygulama alanı bulacaktı. Bundan sonra maalesef, kanun koyucu bunu bilinçli mi tek fıkra olarak aldı, diğer fıkraları dışarda bıraktı, yoksa bilgi eksikliğinden mi kaynaklanan bilinçsiz bir sonuç mu tartışması yaşanacaktır. Üçüncü Fıkra: Maddenin üçüncü fıkrasında ise, iş kazasından doğan tazminat davalarında, iş kazasının veya zararın meydana geldiği yer ile zarar gören işçinin yerleşim yeri mahkemesinin de yetkili mahkeme olacağı kabul edilmiştir. Bu hükmün gerekçesi de maddenin tekrarından ibaret olup neden bu düzenlemeye ihtiyaç duyulduğu belirtilmemiştir. Hükmün, HMK m. 16’daki haksız fiilden doğan davalardaki özel yetkiyle (küçük bir farkla) aynı olduğu görülmektedir. Fakat bu hüküm de yine yarardan çok karışıklığa yol açacaktır. İş kazasında, örneğin işçinin işini yaptığı sırada meydana gelen bir trafik kazasında kazayı yapan üçüncü kişinin sorumluluğu ile işçi ile işveren arasındaki ilişkideki sorumluluk, hatta duruma göre sosyal güvenlik sistemi içindeki ilişkiler söz konusu olabilecektir. Burada işçinin kiminle ilişkisinde bu hüküm uygulanacaktır sorusu ortada durmaktadır. Keza iş kazalarının ve bundan kaynaklanan hukukî sorumluluğun niteliği tartışmalıdır(9)…
