Lauterpacht ve Alvarez gibi uluslararası hukukçular, 1. Dünya Savaşı’na götüren şekilci, sert ve tek parça egemenlik anlayışından sıyrılmayı hedefleyerek iki dünya savaşı arasındaki dönemde ‘yeni’ uluslararası hukukun inşasını üstlenmişlerdir(319).…
Bu kısmın başlangıcında, iki dünya savaşı arasındaki dönemde uluslararası hukuk kişiliğine…
İki savaş arasındaki dönemde uluslararası hukuk teorisi sosyolojik ve doğal hukuk…
Scelle, devletin yüceltilmesine, mistisize edilmesine yönelik görüşlere karşı çıkar(323);…
Grewe, Scelle ile Lauterpacht’ın ulus-devletin merkezî pozisyonuna ilişkin fikirlerinin dönem ve doğrultu itibarıyla kesiştiğini ancak bazı metodolojik ilkeler bakımından farklı olduklarını belirtir(327).…
Revizyonist olarak kabul edilebilecek fikirleriyle Scelle’den yukarıda bahsedildi; devamında bir pozitivist olarak Kelsen ve…
Bu dönemde Anzilotti, Oppenheim gibi bazı yazarlar klasik uluslararası hukuka dayanan görüşleriyle uluslararası hukuk kişiliğini yalnızca devlete mahsus kabul etmekte, bunun dışındakiler bakımından hukuk kişiliğini reddetmekte yahut türemiş kişilik olarak kabul etmektedirler; bu yazarlarca uluslararası hukuk kişiliği devletleri uygar uluslar ailesine kabul etmenin yahut dışlamanın bir aracı olarak kullanılmaktadır(328).…
Brierly, devleti bir kişilik olarak ele almanın genel bir hata olduğunu belirtir(330)…
Nijman, Brierly gibi Kelsen’in de demokrasiye dair sosyo-politik gelişmelerden etkilendiği kanısındadır(336).…
Hukuk kişiliği, ilgili birimce sahip olunan hakların ve yükümlülüklerin yöneltildiği…
Kelsen tarafından yapılan tanımı takip edersek uluslararası hukukta haklara sahip olabilen ve borç altına girebilen her birimi uluslararası hukukun kişisi, bir uluslararası hukukî düzen olarak kabul etmek gerekir. Ona göre uluslararası hukukta normlar ve bunlarla yaratılan haklar ve yükümlülükler hangi birime yöneliyor ise onun hukuk düzeninin bir parçası olurlar. Uluslararası sistem bireylerin haklarını ve yükümlülüklerini düzenliyor ise bireyleri uluslararası hukukun kişisi yapmaktadır. Ancak bu iç hukuklardaki gibi gerçekleşmez; Kelsen yalnızca…
Oppenheim’a gelindiğinde artık revizyonist çalışmaları terk etmiş olmaktayız, o klasik, gelenekçi görüşü sürdüren bir yazar(342)…
Kanımızca Oppenheim’ın konuya ilişkin görüşünü kitabının 1905 tarihindeki versiyonu üzerinden ele almak gerekir zira sonrasında kitabın editörlerinin görüşleri doğrultusunda ilgili başlıkta yazılanlar değişmiştir. Oppenheim’a göre…
Oppenheim bir pozitivist ve 19. yüzyılın son yazarlarından biri olarak da kabul edilebilir ancak yazdığı dönem itibarıyla 1. Dünya Savaşı öncesine de oldukça yakındır. Kelsen ve…
