Görüntüleme Ayarları:
Sayfa numarasını gizle

Aşağıda bir kısmını gördüğünüz bu dokümana sadece Profesyonel + pakete abone olan üyelerimiz erişebilir.

D. Husumet Teriminin Temsil Anlamında Kullanıldığı Kararlar

Yukarıda belirtildiği üzere(168) eski Türk Medenî Kanunu’nda (m. 405, b. 8) vasinin vesayet altındaki kişi adına dava açması için izin alması gerektiği düzenlenmiş ve dava açma “husumet” olarak adlandırılmıştı. Bu nedenle uygulamada vasinin vesayet altındaki kişi adına dava açması ve vesayet altındaki kişi aleyhine açılan davayı temsilci olarak yürütebilmesi için sulh hukuk mahkemesinden alması gereken izin “husumet izni” olarak adlandırılmış ve hâlen de bu şekilde adlandırılmaya devam edilmektedir.

Yargıtay’ın bu konudaki bir kararına göre, “Somut olayda; Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinden gelen evraklarda, mevcut akıl hastalığının şahsın işlediği fiili anlama ve sonuçlarını algılamasını ve bu fiille ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneğini önemli ölçüde azaltıcı nitelikte olduğu belirtilmektedir. Mahkemece, Medeni Kanun’un 405 ve 462. maddeleri gereğince davacının kısıtlanması ve vesayet altına alınıp alınamayacağı hususunun araştırılması lüzumlu olup; vasinin, temsil görevini yerine getirebilmesi için Türk Medeni Kanunu’nun 462/8. maddesi uyarınca vesayet makamı tarafından kendisine husumet izni verilmesi gerekmektedir. Dava ehliyeti Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114/1-d maddesinde dava şartı olarak düzenlenmekle mahkemece, davacıya ilişkin olarak husumete izin kararı almak ve dosyaya ibraz etmek üzere vasiye süre tanınmalı aktif husumet eksikliği ikmal edilmelidir. Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular üzerinde durulmadan, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.”(169).…

C. Husumet Teriminin Dava Takip Yetkisi Anlamında Kullanıldığı Kararlar
E. Husumet ve Sıfat Kavramlarının Özdeş Kullanıldığı Kararlar