Bu ilkenin doğal sonucu da şudur: Kefilin başkasının borcu için ferî olarak sorumluluk…
Asıl borcun ferdileştirilmesi kural olarak alacaklının ve borçlunun adlarının, borcun…
Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında şu değerlendirmeler yapılabilir:…
Kefaletin ferî niteliği bir diğer söyleyişle kefalet sözleşmesinin geçerliliği için…
Yaptığımız bu açıklamalara kefilin esasen genel kredi sözleşmesinin limiti dâhilinde…
Ayrıca davalının asıl borçlu ile daha sonra imzalanan genel kredi sözleşmelerinin…
Mesele doktrinde de ele alınmış ve kefalet sözleşmesinin ferî niteliği nedeni ile…
Doktrinde Akkanat’ın da isabetle belirttiği üzere(5):…
“ … Bu aşamada özellikle vurgulanması gereken husus kefillerin sorumluluğunun, ancak imzalarını taşıyan genel kredi sözleşmesi kapsamında müşteriye kullandırılan kredilerle sınırlı olduğudur. Yoksa kefillerin, imzalamadıkları genel kredi sözleşmesi kapsamında verilen kredilerden, bu kredi kendi imzaladıkları sözleşme ile tanınan limit dahilinde bulunsa dahi sorumlu tutulmaları imkanı asla yoktur. Aksine hareket, kefaletin asıl alacağa bağlılığı (fer’ilik) ilkesine aykırıdır. …
……
Kefillerin imzasını taşıyan genel kredi sözleşmeleri içerisinde «ilerde borçluya kullandırılacak krediler için dahi, sözleşmede belirlenen limit dahilinde kefalet etmeyi» tarzında ifadelerin mevcut olması, kefile ancak ve sadece kefalet imzasını taşıyan genel kredi sözleşmesi kapsamında alınan kredilerin geri ödenmesi ihtimalinde müracaat edilebileceği kuralında değişikliğe yol açmayacaktır. Kefile, lehine kefalet imzası atmış bulunduğu şahsın aynı bankanın aynı veya farklı şubelerinden kullanmış bulunduğu krediler sebebiyle müracaat edilmesi hiçbir koşulda mümkün olmayacaktır. Zira aksine bir yaklaşım tarzı, kefaletin fer’iliği ilkesinin bütünüyle ortadan kaldırılması ve bir defa bankalar tarafından hazırlanmış bulunan genel kredi sözleşmesini kefil olarak imzalayan şahıs veya şahısların, lehine kefalet verdikleri gerçek veya tüzel kişi bu banka ile olan kredi ilişkisini devam ettirdiği sürece kefil olarak kalmaları neticesini doğurur. Bu durum kefilin sorumluluğunun, kredi kurumu ile müşterisinin keyfi iradesine tabi kılınması neticesine yol açacaktır. … ”…
Doktrinde Reisoğlu’nun da isabetle belirttiği üzere(6):…
“ … Gerek Yargıtay gerekse İsviçre Federal Mahkemesi Sayfa 371…
Yargıtay da konuya ilişkin kararlarında daima bu yönde görüş belirtmiştir. Yargıtay…
“ … Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davacı banka ile dava dışı ... Ltd. Şti arasında 20.5.2004 tarihli davacıların kefaletinin bulunduğu kredi sözleşmesi imzalandığı, davacıların sorumluluklarının aynı sözleşmeye dayanılarak yeni bir kredi kullandırılması halinde devam edecekken davalı banka tarafından davacıların kefil olmadığı 27.11.2006 tarihli yeni bir sözleşme düzenlenerek kredi kullandırıldığı, bu sebeple davacıların takibe konu edilen borçtan sorumlu tutulamayacakları gerekçeleriyle davanın kabulüne, davacıların 20.5.2004 ve 27.11.2006 tarihli sözleşmeler sebebiyle davalı bankaya borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmiş, hüküm davalı banka vekilince temyiz edilmiştir. …
SONUÇ: Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 12.7.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi. … ”…
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin, T: 12.07.2010, E: 2010 / 7084, K: 2010 / 8786 sayılı…
“ … Mahkemece Dairemiz bozma kararına uyulduğu halde bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Zira, davanın temelini oluşturan icra takibinde davalı banka tarafından 1998 ve 1999 tarihli iki ayrı Tarımsal Kredi Sözleşmesine dayanılmıştır. Davacılar bu sözleşmelerden 1998 tarihli olanını müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış oldukları halde 1999 tarihli Tarımsal Kredi Sözleşmesine imza koymamışlardır. Her ne kadar davacıların imzasının bulunduğu 5.10.1998 tarihli Tarımsal Krediler Genel Sözleşmesinin 4.1. maddesinde; "banka, bu sözleşmede yer alan hükümler dahilinde bir veya birden fazla kredi hesabı açmaya, kredi hesaplarının limitlerini azaltma veya çoğaltmaya, bakiyesi sıfıra inen kredi hesaplarını yeniden çalıştırmaya, kredi lehtarına ait hesaplar arasında virman yapmaya, mevcut kredi hesaplarını kapatarak dilediği miktarlarda yeni kredi hesapları açmaya veya dilediği diğer şekillerde kredi kullandırmaya kayıtsız şartsız yetkilidir" hükmü yer almaktaysa da kullandırılan kredinin 1998 tarihli bu sözleşmeye dayanılarak mı ya da 1999 tarihli sözleşme sebebiyle mi kullandırıldığı hususu açıklığa kavuşturulmamıştır. …