İdarenin tesis etmiş olduğu hukuka uygun bir işlem sonucunda kişilerin lehine hukuki…
-
Git
: -
Favorilere ekle veya çıkar
-
ᴀ⇣ Yazı karakterini küçült
Aşağıda bir kısmını gördüğünüz bu dokümana sadece Profesyonel + pakete abone olan üyelerimiz erişebilir.
d. Kazanılmış Hakların Korunmasının Gerekliliği
Kazanılmış hakların korunması ya da diğer ifadeyle kazanılmış haklara saygı gösterilmesi…
Kazanılmış haklara saygı duyulması ve bunun sonucunda bu hakların korunması, aslında…
Anayasa Mahkemesi ve Danıştayın kazanılmış haklara saygı duyulması ve bu hakların…
“Hukuk devleti hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm işlem ve eylemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerektirir. Hukukî güvenliğin bir sonucu da kazanılmış haklara saygı gösterilmesi ilkesidir. … Kişilerin hukuk düzenine güvenerek elde ettikleri hakların sonradan çıkarılacak yasal düzenlemelerle ihlal edilmemesi bu ilkenin gereğidir.”(259)…
Danıştay da, kazanılmış hakların korunmasının “bir hak sağlamaya elverişli düzenleyici…
“İdareler, kendi görev alanlarını ilgilendiren yasa ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla her zaman yönetmelik, tebliğ, genelge çıkarabilme ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, her zaman yönetmelik, tebliğ, genelge çıkarabilme ve düzenlemelerle, değişen koşullar dikkate alınarak, daha önceki düzenlemeler ile doğmuş bulunan objektif hukuki durumları, ileriye yönelik olarak yürürlükten kaldırma yetkisine sahip bulunmaktadırlar. Ancak idareler, bu konudaki yetkilerini kullanırken önceki düzenlemeler kapsamında kişilerin kazanılmış haklarını ve haklı beklentilerini korumak zorundadırlar. Bu durum, hukuk güvenliğinin ve hukuki istikrarın sağlanması açısından vazgeçilmez niteliktedir.” Danıştay kararında açıkça belirtilmiş olmasa da, kazanılmış hakların korunması ilkesi…
“Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı emrinde vergi dairesi müdürü olarak görev yapan davacının, Sakarya Vergi Dairesi Başkanlığı emrine atanmasına ilişkin 12.6.2013 günlü, 54891 sayılı işlemin; 22.9.2000 tarihli Yönetmeliğin tanıdığı hak doğrultusunda 17.10.2000 günlü başvurusu üzerine Konya ilinde geçen 3 yıl, 10 ay, 20 günlük hizmetinin ikinci hizmet bölgesinde çalışılmış süreler olarak kabul edildiği; bu işlemin kaldırılması veya geri alınması yolunda tesis edilmiş herhangi bir işlemin bulunmadığı ve davacı açısından kazanılmış hak oluşturduğu; dava konusu işleme dayanak teşkil eden 3.11.2011 günlü Yönetmeliğin geçici 1. maddesinin 2. fıkrasında yer alan, “önceki yönetmelikler uyarınca yapılan intibak işlemleri dikkate alınmaz” ifadesinin kronolojik olarak üç dönem önce yürürlükte olan Yönetmelik uyarınca gerçekleşen çalışmalara ilişkin olarak tesis edilen intibak işlemini geçersiz kılacak şekilde yorumlanamayacağı; Konya ilinde geçen 3 yıl, 10 ay, 20 günlük hizmetinin birinci hizmet bölgesinde geçmiş sayılması sonucu kurulan dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmediği…”(262)…
Ankara 18. İdare Mahkemesi tarafından verilen bu kararda, davacının başvurusu üzerine…
Bununla birlikte kazanılmış hakların korunmasının idari işlemlerin geriye yürümezliği…
Öte yandan kazanılmış hakların korunmasında kanun koyucunun tasarrufları da belirleyici…
“…eser sahipliği sadece bir hukuki statüden ibaret değildir. Eser sahipliği ile birlikte ve ona bağlı olarak eser üzerindeki fikrî haklar da kendiliğinden kazanılır. 5846 sayılı Kanun’un 8. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca sinema eseri sahipleri birlikte eser sahibi olduklarından, eser üzerindeki haklara da birlikte sahip olurlar. Anılan Kanun’un 10. maddesinin ikinci fıkrasının atfıyla uygulanması gereken adi şirkete ilişkin hükümler uyarınca ise sinema eseri sahipleri, eser üzerindeki haklardan elde edilen bütün kazançları aralarında eşit olarak paylaşmak ve bunlara ilişkin kararları oybirliğiyle almakla yükümlüdürler. Buna göre, kuralla diyalog yazarı ve animatör yönünden eser sahipliğine ilişkin hükümler geriye yürütülerek 12.6.1995 gününden sonra yapımına başlanıp 3.3.2001 gününe kadar meydana getirilmiş olan sinema eserlerinin üç kişiden oluşan eser sahipleri beş kişiye çıkarılmakta ve daha önce sinema eseri sahibi olan yönetmen, özgün müzik bestecisi ve senaryo yazarının eserin meydana getirilmesiyle birlikte kazanmış oldukları mülkiyet hakkı kapsamında yer alan fikrî hakları üzerindeki kullanma, ürünlerinden yararlanma ve tasarruf yetkileri azaltılmaktadır. Dolayısıyla kural, diyalog yazarı ve animatörler yönünden sinema eseri sahipliğine ilişkin hükümleri geriye yürütüp, eser sahipliği statüsünden doğan, kesinleşmiş ve kişisel niteliğe dönüşmüş olan fikrî haklar üzerindeki yetkileri azaltmak suretiyle kazanılmış hak ve hukuk güvenliği ilkelerini ihlal etmekte ve mülkiyet hakkını zedelemektedir.”(267)…
