5275 sayılı Kanun, “infazda temel amaç” başlıklı üçüncü maddesinde, topluma yeniden kazandırmayı ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaçlardan biri olarak göstermiştir. Daha önce ifade edildiği gibi mevzuatımızda, topluma kazandırma kavramı yerine “iyileştirme” kavramı tercih edilmektedir. Zira Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük’ün 101. maddesine göre iyileştirme; “hükümlülerin, kuruma girişinden salıverilmesine kadar geçen süre içerisinde, bedensel ve zihinsel sağlıklarını sürdürmeleri veya bunlara yeniden kavuşmaları için gerekli önlemlerin alınması, suçluluk duygusundan arınması, kişisel ve toplumsal gelişiminin sağlanması amacıyla uygulanacak, eğitim-öğretim, sağlık, psiko-sosyal hizmetler ile meslek edindirme, bireyselleştirilme, toplum yaşamıyla uyumlaşmasını ve geliştirilmesini sağlayacak programların tümüdür” 5275 sayılı Kanun’un İyileştirme programlarının belirlenmesi başlıklı 73. maddesinde, “Hükümlünün geçmişi, suçluluk nedenleri, suç sicili, fizik yeteneği ve ruhsal yapısı, kişisel doğası, arz edebileceği tehlike hâlleri, hapis cezasının süresi, salıverildikten sonraki beklentisi dikkate alınarak, toplumun hukuka uygun hareket eden ve üretken bir üyesi olarak yaşamını sürdürmesini sağlayacak ve bireysel ihtiyaçlarına uygun bir biçimde iyileştirme programları uygulanır. Bu programların hazırlanması ve uygulanması amacıyla ceza infaz kurumlarında eğitim ve psiko-sosyal hizmet servisleri oluşturulur.” şeklinde…
Kanun’un 75, 76 ve 77. maddelerinde topluma yeniden kazandırmanın unsurlarından olan…
Topluma yeniden kazandırmaya hükümlülerin gözlem ve gruplandırılmalarıyla başlanmaktadır.…
Ancak ülkemizde topluma yeniden kazandırmaya ilişkin faaliyetlerin çok iyi yürütüldüğünü…
