Deynekli/Kısa’ya göre ise, itirazın iptali davasında, takip konusu yapılan alacağın varlığının tespiti talep edilmekte ve tahsili amaçlanmamaktadır. Dolayısıyla bu dava, tespit ve eda isteklerinden meydana gelen, icra hukukuna özgü bir tahsil davasıdır(803). Eriş’e göre de, itirazın iptali davaları, alacağın varlığının tespiti ve buna dayalı olarak itirazın iptali, inkâr tazminatı ve yargılama giderlerinden oluşan, bu nedenle eda ve tespit taleplerinden meydana gelen karma bir dava şeklidir ve kendine özgüdür(804)…
Muşul’a göre, bir takip hukuku müessesesi olan itirazın iptali davası ile ödeme emrine borçlunun vaki itirazı üzerine duran takibi harekete geçirmek amaçlanır. Takibin harekete geçirilebilmesi için, borçlunun itirazının doğru olmadığının tespiti, diğer bir deyişle dava sonunda takip konusu alacağın varlık ve miktarının tespiti (müspet tespit hükmünün verilmesi) yeterli olup, ayrıca davalı borçlunun o miktar alacağı ödemeye mahkûm edilmesi gerekmez. İtirazın iptali davası genel hükümlere göre açılan tahsil davasından farklı olduğundan sadece itirazın iptali ile yetinmek gerekir. İtirazın iptali davası sonunda; hem itirazın iptaline hem de tahsiline karar verilemez. Çünkü itirazın iptali davası alacaklı lehine sonuçlandığı takdirde, verilen hükme dayanılarak yeni bir takibe girişilecek değildir. Davacı alacaklı, itirazın iptali davası sonunda lehine verilen hükmü icra dairesine ibraz ederek takibe kaldığı yerden devam edilmesini ister, itirazın iptali davası sonunda davacı lehine verilen hüküm, itirazın iptali (ve şartları varsa inkâr tazminatı) yanında davalı borçlunun edaya mahkûmiyetine dair bir hüküm fıkrası ihtiva etse de etmese de bu böyledir. İtirazın iptalini dava eden alacaklının, itirazın iptali yanında ayrıca davalı borçlunun takip konusu alacağı ödemeye (edaya) mahkûm edilmesini talep etmesine gerek de yoktur. Zira itirazın iptali ile ödeme emri kesinleşip cebri icra belgesi niteliği kazanacağından alacaklıya haciz isteme yetkisi gelir. İtiraz ile duran takibe devam edilip alacağına kavuşturulabilmesi için davacı alacaklının itirazın iptalini talep etmesi ve mahkemenin de itirazın iptaline karar vermesi gerekli ve yeterli olup, ayrıca davalı borçlunun takip konusu alacağı davacıya ödemeye mahkûm edilmesine (edaya ilişkin hüküm fıkrasına) ihtiyaç yoktur. Alacaklının, alacağını tahsil için genel hükümlere göre bir eda davası (tahsil davası
Ermenek ve Azaklı Arslan’a göre, itirazın iptali davası, asli sonuçlarını doğrudan icra takibi üzerinde doğuran, davacının talep ettiği hukuki himayeye göre, tespit davası, eda davası ve inşaî dava gibi bir sınıflandırmaya tabi tutulamayan icra ve iflâs hukukuna özgü bir davadır. Bir davanın itirazın iptali davası olarak nitelendirilebilmesi için alacaklının itirazın iptalini talep etmiş olması yeterlidir (İİK m.67/I). Alacaklının talebinin itirazın iptali davası olarak nitelendirilebilmesi için ayrıca bir tahsil ya da eda talebinde veya icra tazminatına yönelik bir talepte bulunulmasına gerek yoktur(806)…
