“Anayasa Mahkemesi olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Başvurucunun sabah saatlerinde hoparlörden yüksek sesle okunan ezandan rahatsız olması nedeniyle temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiğini belirterek Anayasa’nın 2., 5., 10., 12., 13., 24., 56., ve 136. maddelerine aykırılık iddialarının sadece sabah ezanına yönelik olması, yüksek ses vurgusu ve uyku saatinde rahatsız edilmesi hususlarına ilişkin olduğundan din ve vicdan özgürlüğü kapsamında dile getirilen şikâyetlerin temelde gürültü kirliliği ile ilgili olduğu ve idarenin…
Yukarıdaki kararda AYM, yarışan haklar söz konusu olduğunda devletin müdahalesinin…
“… Fakat somut olayda sabah saatlerinde yüksek sesle ezan okunmasından rahatsız olan bireyin maddi ve manevi varlığını koruma hakkı ile çoğunluğun inancının bir gereği olan, inananları namaza çağırma niteliği taşıyan ezanın sesinin kamusal alana verilmesi konusunda toplumun menfaatinin dengelenmesi söz konusudur. Bu menfaatlerin demokratik toplumlarda çoğulculuk ve hoşgörü temelinde dengelenmesi gerektiği açıktır… Öte yandan demokratik hoşgörü ve çoğulculuk, toplumun büyük çoğunluğunun inancı doğrultusunda bazı uygulamalara izin verilmesini kaçınılmaz kılmakta ve bir arada yaşamanın getirdiği bu tür kültürel ve dinî uygulamalara belli ölçüde tahammül etme yükümlülüğü doğurmaktadır. Fakat bu yükümlülük, uygulamaların bireylerin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkını ihlal edecek boyuta ulaşmasına ve katlanılamaz bir yük teşkil etmesine izin verilmesi anlamına gelmemelidir.”…
