Fabricius’a göre, “susan kişi, hiçbir şey açıklamaz”(376).…
Arnold ise bu yükümlülüğü şu şekilde açıklamaktadır: Belirli sorulara kaçamak yanıtlar verip esasen susmak, günlük yaşamın birçok durumunda makul ve dürüst bir davranış olarak kabul edilebilir. Ancak hukuki işlem bağlamında, açıkça yöneltilmiş bir soru, gerçeğe uygun ve eksiksiz yanıt verme yükümlülüğünü doğurur. Alıcı, belirli bir özellik hakkında, örneğin bir aracın kazaya karışıp karışmadığı konusunda açıkça soru sorduğunda, bu durum satıcı açısından bir aydınlatma yükümlülüğü doğurur. Eğer satıcı olası bir kazayı bildirmeyerek sessiz kalırsa, ayıbı gizlemiş olur. Satıcının gözünde kaza önemsiz ve ilgisiz görünebilir. Ancak satıcı, alıcının bu durumu kendisinin değerlendirme hakkına saygı göstermek zorundadır. Satıcı sorulan soruyu yanıtlamalıdır. Ancak bu durum satıcıya herhangi bir araştırma yükümlülüğü getirmez. Satıcı, satış konusu mal üzerinde ilave bir ayıp araştırması yapmadığını da her zaman açıklamak zorunda değildir. Satıcı, bu açıklamayı yalnızca, kendisinin bildiği ve alıcının kolayca fark edemeyeceği somut ayıplara dair işaretler varsa zaten yapmakla yükümlüdür(380)…
Alman Federal Mahkemesi’nin de bazı kararlarında susmanın yükümlülük ihlalinden kaynaklanabileceğine…
Benzer yönde farklı bir kararında Federal Mahkeme, “… Bir teyit mektubunun muhatabının mektubu yanıtsız bırakmasının ortaya çıkardığı hukuki sonuç, “varsayılan” irade (rıza) beyanına değil, muhatabın dürüstlük kuralı uyarınca mektubun içeriğine itiraz etme yükümlülüğü taşımasına dayanır; aksi takdirde, mektup onaylanmış olarak kabul edilir. …”…
Mahkeme kararları incelendiğinde susmanın özellikle şu durumlarda hukuki sonuçlarının…
Esser, hukuk düzeninin yalnızca açıklama yapabilecek durumda olan birine bu tür bir beyan yükümlülüğü getirmek istediğinden hareketle, bu yükümlülüğün ancak fiil ehliyetine sahip olan kişilerce yerine getirebileceğinden bahsetmektedir(384)…
Hukuk düzeni yükümlülük ihlallerine yaptırım olarak yalnızca tazminat sorumluluğunu…
